Piyasalar

25 Mayıs 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Mustafa Hilmi Yıldırım
Yeni Mesaj Gazetesi

Mustafa Hilmi Yıldırım
21 Aralık 2015

Savaşlar ve göçler



İslam coğrafyasında, savaşlar ve onun neden olduğu göçler, acı ve ibret verici bir biçimde yaşanmaktadır. Milyonlarca insan yerinden yurdundan olmuş, mülteci durumuna düşmüştür. Bu, aynı zamanda tarihi bir değişimin de habercisidir. Çünkü tarihi değiştiren en önemli unsur savaşlar ve göçlerdir. Savaş ve terör yüzünden, Suriye, Irak ve Türkiye’de göç etmeye mecbur kalan insanlar, Yahudi inancına göre vaat edilmiş topraklarda (Arz-ı Mev’ud) yaşayanlardır. Bu olaya tesadüf diyebilir miyiz? Böyle düşünenler varsa, onlara ABD başkanlarından Franklin Roosevelt’in şu sözünü hatırlatmak isteriz: “Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku buluyorsa, önceden plânlandığına emin olabilirsiniz.” Böylesi büyük plânları görmeyenler ve ona karşı aynı büyüklükte plân kurmayalar, o plânın parçası olmaktan kurtulamazlar. Maalesef İslâm ülkeleri bu durumdadır. Bir başka deyişle, İslâm ülkeleri, İsrail’in büyük plânını bozacakları yerde, onun gerçekleşmesine bilerek veya bilmeyerek yardım ediyorlar. İsrailli diplomat Oded Yimon, Dünya Siyonist Teşkilâtı’nın yayın organı olan Kivunim (Yönler) adlı dergide, 1982 tarihinde yazdığı “İsrail İçin 1980’ler Stratejisi” başlıklı makalesinde Türkiye ve İran dâhil, bütün Ortadoğu ülkelerinin etnik ve mezhep yapılarına göre bölünmesi gerektiğini söylüyor. Yimon, Irak’ın üçe, Suriye’nin de altı devlete bölünmesinin şart olduğunu özellikle vurguluyor. Bu, sadece Yimon’un kendi şahsi fikri değil, İsrail’in asırlık idealidir. Bunu bilmeyenlerin ve ona göre hareket etmeyenlerin, İslâm coğrafyasında yaşama şansı olamaz. Öyleyse, İslâm ülkelerinin yöneticilerini şu soruyu sormamız gerekmektedir: İsrail’in plânını bozmak için neler yapıyorsunuz? Hiçbir şey yapılmadığının delili, bölgemizde yaşanan savaşlar ve göçlerdir.   Bakınız, aynı İsrailli diplomat Oded Yimon, 1980’lerde hazırladığı raporda ne diyor: “Haçlılar, bu toprakları ellerinden kaçırdılar. Zaten onlar, en baştan buraların yabancısıydılar. Bugün ise bizim en yüce ve en temel gayemiz, bölgeyi demografik, stratejik ve ekonomik bakımdan yeni bir dengeye oturtmaktır.” Demografik denge nasıl sağlanacak? Tabii ki göçlerle… İşte, kelimenin tam anlamıyla yapılan budur. Türkiye’yi yöneten AKP hükümetleri, Ortadoğu’daki gelişmelerden hiçbir zaman etkilenmeyeceğimizi düşünüyorlardı. Hâlbuki esas hedefte olan ülke Türkiye idi. ABD Milli İstihbarat Konseyi, hazırladığı en son raporda, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün tehdit altında olduğunu ifade ediyor ve 2030 yılına kadar da bölünebileceğini öngörüyor.  Elbette, ABD Milli İstihbarat Konseyi’nin bütün öngörüleri çıkmıyor. Öyle ki, bazen onun öngöremediği büyük değişimler de oluyor. Bunun en bariz örneği Sovyetler Birliği’nin dağılmasıdır. Söz konusu konsey, Sovyetler Birliği’nin dağılacağını son ana kadar öngörememiştir.  Aslında, ABD Milli İstihbarat Konseyi, kendi plânlarını öngörü olarak dünya kamuoyuna duyuruyor. Her neyse, plân veya öngörü, ABD, Türkiye için böyle büyük bir tehlikeyi rapor haline getirmiş ve gündemine almıştır.  Peki, milletimiz, ABD ve onun plânlarından korkar mı? Asla korkmaz, milletimizi korkutan, şaşırtan ve hayal kırıklığına sevk eden, buna karşı hükümetimizin vurdumduymazlığı ve yanlış politikalarıdır. Yanlış politikalar aynen sürdürülürse, şunu çok iyi bilelim, İslâm coğrafyasındaki savaşların da, göçlerin de sonu gelmez.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2017 Bilginin gücü
    • 29 Ağustos 2017 Sömürü ve soygun aracı
    • 22 Ağustos 2017 Demokrasiden diktatörlüğe dönüşüm
    • 14 Ağustos 2017 Bolluk içinde kıtlık
    • 20 Temmuz 2017 İhtilaf ve çatışma
    • 13 Temmuz 2017 Terörle fikri mücadele
    • 29 Haziran 2017 Medeniyet krizi
    • 20 Haziran 2017 Büyümeyle büyülenmek
    • 16 Haziran 2017 Düşmana aldanan yöneticiler
    • 5 Haziran 2017 Ortadoğuda aşiretlerin yeri ve önemi
    • 1 Haziran 2017 Küresel terörizmin kurucusu ve koruyucusu
    • 22 Mayıs 2017 Fikri sömürü
    • 13 Mayıs 2017 Vekalet savaşları ve kaos
    • 8 Mayıs 2017 Barışı isteyenler ve istemeyenler
    • 2 Mayıs 2017 Siyasi sistemlerin önemi
    • 21 Nisan 2017 Yeni paylaşım savaşları
    • 10 Nisan 2017 Adaletsiz dünya düzeninin çöküşü
    • 4 Nisan 2017 Ortadoğu ve din savaşları
    • 29 Mart 2017 Görüntüyle aldatmak
    • 18 Mart 2017 İlkesiz dış politika

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1768803 µs