Piyasalar

26 Mayıs 2019, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi

Akın Aydın
28 Aralık 2015

Bu gidişat Saddamı hatırlatıyor



Güneydoğumuzda gayri resmi bir iç savaşın yaşandığı, bölgemizin ateş çemberine döndüğü, en sıkı müttefiklerin bile sırt çevirdiği, en son Esad’a karşı ülkemiz iktidarına her türlü desteği veren sözde Arap Birliği teşkilatının, “Irak’tan çekilin” çıkışıyla iyice yalnızlaştık. Bu ibretlik tabloya rağmen ülke gündemimize ısrarla “başkanlık sistemi” dayatılıyor. 
Neden? Acaba ülkemizi yönetenler sendroma mı tutuldular. Ne sendromu mu? Yedi ay önce yazdığım yazıyı (Saddam sendromu) hatırlayarak teşhisi koyalım.
“Saddam, Sünni fakir bir ailenin çocuğu. Gençliğinde yılmaz bir Arap milliyetçisi. Emperyalist ve kapitalist karşıtı görüşe sahip ve Arap Dünyasını, AB ve ABD’nin sömürüsünden kurtarma, özgürlüğe kavuşturma inancında…
Saddam, Baas Partisine katılıyor. 1956’daki darbe girişimi ve 59’daki devlet başkanına suikast girişimlerinde adı en önlerde geçiyor. Son suikast girişiminde Saddam yaralanıyor ve yakalanmadan CIA ve Mısır istihbaratı Saddam’ı, Tikrit’e kaçırıyorlar.  
Ardından değişik Ortadoğu ülkelerine geçen Saddam, buralarda CIA tarafından eğitildikten sonra Mısır’a gidiyor. Burada Amerikan Büyükelçiliğiyle diyalogunu güçlendiren Saddam, Kahire Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi görüyor.
Irak’a döndüğünde tutuklanan Saddam 3 yıl hapiste yatıyor. Bu hapis onun popülaritesini iyice arttırıyor.
1967’de hapisten çıkan Saddam, Baas partisinin iktidarı ele geçirdiği 68’deki darbede çok büyük rol oynuyor. Daha sonra kurulan Devrim Komuta Konseyinde tek yetkili haline geliyor. 1979 yılında ise 68’de beraber darbe yaptıkları liderine, darbe yaparak devletin başına geçti. 
ABD karşıtı Saddam’ın ilk icraatı ise İran’a savaş açmak oldu. 8 yıl süren savaşta, yüz binlerce Müslüman öldü. İki ülkenin ekonomisi de çöktü. Aynı sene Saddam yönetimi, Halepçe’de kimyasal silah kullandı. 5 bin sivil katledildi. Komşu ülkelerle tamamen kavga haline girdi. Güncel tabirle “sıfır dost” siyasetini uygulamaya geçirmişti.
Yalnız kalan, komşu ülkelerin ve halkın önemli bir bölümünün istemediği Saddam için bedel ödeme vakti gelmişti. Ve fikirleriyle sokak şovmenliği yaparken kendisine, devlet başkanlığına, tek adamlığa giden yolu açanlardan emir geldi; Kuveyt’e gir. 2 Ağustos 1990’da, Saddam Kuveyt’te. 
Ardından BM, Irak’a ambargo ilan etti ve Irak’a güç kullanımına izin verdi. ABD’nin “Çöl Tilkisi” olarak adlandırdığı operasyon 6 ay sürdü. Saddam ateşkesi kabul etti. Kuveyt’ten çekildiği gibi Irak’ın kuzey ve güneyinde de uçuşa yasak bölgeler oluşturuldu…
İLGİNÇTİR! İsrail’e birkaç kez scud füzesi gönderen Saddam’ı dönemin İsrail Başbakanı Yitzak Şamir şöyle tanımlıyordu; “Saddam, psikolojik açıdan ömrü boyunca İsrail’e faydalı olmuştur.” (2 Şubat 1991, Weiner, Türkiye İçin Milli Strateji, sh. 41)
Ve kol koparma vakti gelmişti. 11 Eylül 2001’de, Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıların failleri Müslümanlar ve Saddam olarak gösterildi. Bush yönetimi, “kimyasal silahları” bahane ederek, Saddam’ı ve İslam Coğrafyasını hedef aldı ve kendi deyimiyle “son haçlı seferini” başlattı. (Bu seferin diğer bir adı BOP, güncel adı ise Medeniyetler İttifakı’dır.)    
Artık “kadim dostlarının” kendisini istemediğini ve bunun bedelinin çok ağır olacağını gören Saddam, zulmüne zulüm kattı. Hiç kimseye güvenmiyor. Her şeyden şüphe ediyordu.
Bir konakta iki geceden fazla kalmayan, yediği, içtiği şeylerin defalarca kontrolünü yaptıran, koruma ordularıyla dolaşan, halkını sindiren, medyayı tekelleştiren, iş dünyasını kontrolüne alan, orduyu kendince ayıklayan, şüphelendiği en yakınlarını bile göz kırpmadan öldürten bir kişi haline gelmişti. 
Ve Haçlılar, Irak’a girdi. 1.5 milyon Müslüman katledildi. On binlerce Müslüman kadının ırzına geçildi. Irak yerle bir edildi. Yer altı, yerüstü kaynakları talan edildi. Ülke üçe bölündü. 2006 yılında bir kanalizasyon deliğinde yakalanan Saddam, Haçlı eliyle idam edildi.
Şimdi Irak’ı yakan yıkan, namuslara kasteden zalim ABD ve İngiltere. Peki, bu zalimlerle iş birliği yapıp, kendisini büyüten sonra hem kendisini, hem de ülkesini bitiren kim? Saddam. Ya ABD’ye Irak’ın işgalini sağlayan kim? (…)
Maalesef benzer bir tablo yaşıyoruz. Medya tekelleştirilmeye, iş adamları sınıflandırılmaya çalışılıyor. Emniyet mimlenmiş, askere damga vurulmaya çalışılıyor. Ülke içinde dün dost denilenler bugün düşman, dün düşman olanlar bugün dost ediniliyor. 
Sınırlarımız dışında ise itibarını da kaybetmiş bir yalnızlığa itilmiş vaziyetteyiz. Neden, kimin için? Bölgenin en itibarlı devleti nasıl bu noktaya geldi? Kim getirdi? 
Herkesin bir cevabı vardı. Ama şu bir gerçektir; ABD, AB kuklası, emir eri olanlar, ABD’yi “kadim dost” ilan edenler yarın kendi akıbetlerine bile hayret edeceklerdir.
İşte Saddam, Mübarek, Mursi, Müşerref, Şah Rıza… 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Müfredattan FETÖ izleri silindi mi?
    • 10 Ekim 2017 Milyonerler ülkemizden kaçıyor
    • 28 Eylül 2017 Cebimize ne kadar çok akrep koymuşuz
    • 25 Eylül 2017 Kimin için bedel ödüyoruz!
    • 24 Eylül 2017 Diziler mi toplumu toplum mu dizileri yansıtıyor?
    • 23 Eylül 2017 O iki vekil ihraç edilecek mi?
    • 22 Eylül 2017 ABD sendromuna tamam mı, devam mı?
    • 21 Eylül 2017 RTÜK, siyasetçilere sansür uygulamalı
    • 18 Eylül 2017 Haçlının hesabı
    • 15 Eylül 2017 Hükümetin kararı NATO lehine mi, Türkiye lehine mi olacak?
    • 14 Eylül 2017 Fatih, Allahın hükmünün karşısına hüküm koymuştur
    • 13 Eylül 2017 Kadim dost ABD neden ortalığa koku salıyor?
    • 10 Eylül 2017 Hani AB üyelik sürecini referanduma götürecektiniz?
    • 8 Eylül 2017 Türkiye daha ne kaybedebilir ki?
    • 7 Eylül 2017 Sorularla Osmanlı gerçekleri
    • 6 Eylül 2017 Arakandaki vahşet laf ile bitmez
    • 5 Eylül 2017 Ekonomi batıyor hükümet IMF türküsü söylüyor
    • 29 Ağustos 2017 5 günde yazılan tarih
    • 28 Ağustos 2017 Gönül-akıl denklemi
    • 27 Ağustos 2017 Yeşil sahaların isyanı

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1798019 µs