Piyasalar

26 Mayıs 2019, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Ali Nezir
Yeni Mesaj Gazetesi

Ali Nezir
18 Ocak 2016

Kevser suresi (II)



Kevser lügatte çokluk manasında kullanılmıştır. Râzi ve Ebu Hayyan'ın verdikleri manalar da çokluğu ifrat derecede olan, yani pek çok, gayet çok olan, manasında kullanılmıştır.
Kevser'in lisanı dinde daha özel bir manası olup olmadığına gelince, bu hususta müfessirlerin çeşitli görüşleri vardır.
Birincisi; birçok müfessire göre cennette bir nehrin ismidir.
İkincisi; İkrime’den rivayet olunduğu üzere nübüvvet, peygamberliktir.
Üçüncüsü; ümmetin ulemasıdır.
Dördüncüsü; Peygamber (s.a.a.) Efendimizin ümmetinin çokluğudur.
Beşincisi; Hazreti Peygamber (s.a.a.) evlâtlarının çokluğudur. 
Bu surenin indirilmiş olmasının sebebi, Efendimiz’in oğlunun vefatı üzerine, 'ebter' diye O'na hakaret etmeye kalkışan düşmanlarına bir reddiye olması hasebiyle, özellikle beşinci mana çok münasiptir.(1)
Düşmanlarının zannettiği gibi, evlatlarının ölümü ile Efendimiz’in (s.a.a.) nesli kesilecek değildi, bilakis zamanın ilerlemesi ile O’nun nesli çok ama çok artmıştır.
Kevser süresinin Peygamber Efendimize (s.a.a.) nazil olması, Müslim, Ebu Davud ve Nesai'de geçtiği üzere Enes ibni Malik'ten şöyle rivayet olmuştur:
“Hazreti Peygamber (s.a.a.) ashabının arasındayken uykuya dalmıştı, derken tebessüm ederek başını kaldırdı. Bana bir sure indirildi buyurdu. Kevser suresini okudu ve bitirdikten sonra da, bilir misiniz ki Kevser nedir diye sordu. Ashabı, Allah ve Resulü bilir dediler. Buyurdular ki; bir nehirdir, onu bana Rabbim azze ve celle cennette verdi, onda pek çok hayır vardır. Ümmetim kıyamet günü onun yanına gelecek, kapları yıldızlar sayısıncadır. Derken içlerinden bazı kullar bu nehirden çekilir, uzaklaştırılır. Ya Rabbi, onlar benim ümmetimdendir derim. Rabbim; bilmezsin ki senin ardından onlar neler yaptılar, buyurur.” (2)        
İmam Ahmed ibni Hanbel, Buhari, Müslim, İbni Mace, Nesei, İbni Cerir ve daha diğerleri bu nehri, “kenarları, içleri oyulmuş inci kubbeleri, içinden miski ezfer çıkar, sütten daha beyaz, baldan daha tatlı, uzunluğu doğu batı arası kadar, derinliği yetmiş bin yıllık, ondan içen bir daha susamaz, ondan abdest alan ebediyete kadar perişan olmaz, benim ahdimi bozan; benim Ehl-i Beyt’imi katleden ondan içemez'' gibi vasıflarla Enes'ten, Hazreti Aişe'den ve İbni Abbas'tan çok hadisler rivayet etmişlerdir.
Birçok hadiste de havuz olduğu bildirilmiştir. Bilineni havuz olmasıdır. Bu havuzun mahşerde mi, yoksa cennet mi olduğu konusunda ihtilaf vardır. (3)
Kevser Havuzu, Fatıma (r.a.) annemizdir. Efendimizin nesli O’nla devam etmiş, ümmetin imamları ve Mehdi (a.s.) O pak nesilden çoğalmışlardır.   
Ehl-i Beyt’i katleden, Yezid (lanetullahi aleyh), ailesi (sülalesi) ve kıyamete kadar Ehl-i Beyt’i katleden Yezid soysuzları O’ndan içemeyecek.
En önemlisi Efendimizin (s.a.a.) bire bir tanıdığı bu insanların Kevser havuzundan uzaklaştırılmalarının sebebi, Efendimizin (s.a.a.) vefatından sonra yapmış olduklarıdır. 
Gadir-i Hum'u unutmaları, Fedek arazisini Efendimizin (s.a.a.) Ehl-i Beyt’inden alıp Peygamberimizin ‘kertenkele’ dediği Mervan bin Hakem ve soysuzlarına vermeleridir.
Rabbimiz hakkı hak bilip tabi olmayı, batılı da batıl bilip uzak olmayı nasip eylesin.     
Sevdiklerinin hüsnü şehadeti ve Efendimiz’in (s.a.a.) şefaatiyle, Fatıma (r.a.) annemizin elinden Havzu Kevser’inden içmeyi nasip eylesin. Âmin.       
 Dipnotlar:       
1- Hak Dini Kuran Dili Elmalı'lı M. Hamdi Yazır. Cilt 9. S. 6186
2-Müslim Kitabus Salah, Bab; 53 Hadis no; 400
3- Hak Dini Kuran Dili Elmalı'lı M. Hamdi Yazır. Cilt 9 S. 6181







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Vatan ve Bağımsızlık
    • 25 Eylül 2017 Peygamberin evladını katledenler
    • 24 Eylül 2017 Kerbelanın tarihinde gördüğü işgaller
    • 23 Eylül 2017 Ah Kerbel
    • 22 Eylül 2017 Muharremiyeler ve makteller
    • 21 Eylül 2017 Muharrem ayı
    • 10 Eylül 2017 Gadir-i Hum ve hilafet
    • 26 Ağustos 2017 Yaşamak ve yaşatmak
    • 21 Ağustos 2017 Peygambere yakınlıkta sahabe ve bizler!
    • 17 Ağustos 2017 Deprem
    • 14 Ağustos 2017 Müslümana bahşedilen?
    • 7 Ağustos 2017 Osmanlıların Yahudi siyaseti!
    • 24 Temmuz 2017 Yaşamak, ama kim ile!
    • 17 Temmuz 2017 Zalimler hidayete eremez
    • 10 Temmuz 2017 Gıybet!
    • 9 Temmuz 2017 Ahlak ve Hucurat suresi
    • 3 Temmuz 2017 Fethetmek
    • 24 Haziran 2017 Nasb
    • 5 Haziran 2017 Hilalin görülmesi, hicri takvim ve Atatürk
    • 29 Mayıs 2017 Güzel!

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1819985 µs