Piyasalar

26 Mayıs 2019, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi

Akın Aydın
22 Şubat 2016

İddiamızı mı kaybettik?



İslam Coğrafyasının cayır cayır yakıldığı, Müslümanların, kendi topraklarında esarete mahkum edildiği, sultan, emir, hükümet, başkan, lider vs. hangi sıfatı olursa olsun İslam ülkelerini yönetenlerin, tebaalarını kendi ihtiraslarına kurban ettikleri günleri yaşıyoruz. 
Tabi bu vahim durumun sorumlusu olarak onlarca hedef gösterebilir, yüzlerce sebep de sayabiliriz. Doğrudur da!
Ama şöyle fert olarak, millet olarak, ümmet olarak biraz aynaya bakıp da, “biz ne yaptık ki, bu kadar zulüm ve bu kadar zalim etrafımızı sardı?” sorusunu daha doğrusu “biz ne yapmadık ki, bu kadar zalim ve bu kadar zulümle muhatap olduk?” sorularını sormamız lazım.
Bunun ilk cevabı Allah Resulünün Veda Haccında sıkı sıkı tembih ettiği, emrettiği o iki emanete (Kur’an ve Ehli Beyt) sahip çıkmayışımızdır. 
Bu terk ediş ve hak etmeyenlerin idarenin başına geçmesi, Müslümanların buna rıza göstermeleri, haksızlık ve zulüm karşısında sessiz kalmaları, haklıya, hakkın adamına sahip çıkmamaları tarihten bugüne İslam toplumlarının, Allah’tan (c.c) uzaklaşmasına,  İslam topraklarının da Yahudi ve Hıristiyanların sömürgesi haline gelmesine sebep olmuştur.
Bu yazımda Sakife fitnesini, Emevi, Abbasi zulümkârlıklarını, saltanat, padişahlık ve imparatorluk dönemlerini, BOP’u, eş başkanını, diyalogu vs. yazmayacağım. Beni yazacağım. Bizi yazacağım. 
Biz ne yaptık ve yapıyoruz ki, Allah (c.c) bizlerden merhametini esirgiyor? 
İmam Ali (a.s) Efendimiz buyuruyor ki; “Bir zaman gelir ki insanlara, İslamiyet’ten ancak bir isim kalır. Mesela yalnız adı Müslüman’dır. Başka hiçbir ibadet ve taat bilmez. Kur’an’ın resmi kalır. Manasını bilen ve amel eden kalmaz. Mescitlerini tamir ederler, fakat içlerinde Zikrullah yapılmadığından manen haraptırlar. İşte o zaman ehlinin şerlileri zahir ulemasıdır. Fitne bunlardan çıkar ve yine bunlara döner.” (Prof. Dr. Haydar Baş İslam’da Zikir sh: 179) 
Prof. Dr. Haydar Baş, ‘Hikmetin Sırları’ adlı eserinde şöyle diyor; “Biz, inandık derken bir iddiada bulunuyoruz… Allah (c.c) vardır, melekler vardır, peygamberleri vardır, kitapları vardır, hayır ve şer Allah’tandır. Bütün bunları söylerken bizim bir iddiamız olmuş oluyor. İşte bu iddianın ispatı da ibadetlerimiz olmuş oluyor…” (sh:48)
Evet, bizler bırak ispatı, ‘kul’ olma iddiamızı bile kaybettik. Yok, hayır ben iddiama sahibim, diyenler ise kulluğun ispatını haçlı kapılarında aradıkları için hem kulluk iddialarını, hem şereflerini, hem dünyalarını, hem de ahretlerini kaybettiler ve de ümmetin kaybetmesine sebep oldular.
Hayat eşittir mazeret mantığıyla yaşıyoruz. Her işimize, her çıkmazımıza, istemediğimiz şekilde sonuçlanan olaylara hep bir mazeretimiz var. 
Aynı mantığı manevi hayatımızda da geçerli kıldık. İman boyutunda da mazeretlerimiz var, amel boyutunda da. Bir gerçek ispat edildiği zaman da mazeret buluyoruz. Batıla inanmışsak da mazeretimizle haklılık iddia ediyoruz. Haliyle netice hep hüsran oluyor. 
Ne yapmalıyız?
Bir an önce Allah Resulünün o iki emanetine acilen sahiplenmemiz lazım. Yani Kur’an ve Ehli Beyt’e sımsıkı sarılmamız gerek. 
Ben, Kur’an’a inanırım, saygı gösteririm ama bilmem. Ehli Beyt nedir, kimdir, nasıl yaşamıştır, onu da bilmem, diyebilirsiniz.
Dert etme. Zaten hiç kimse bu yolda kılavuzu olmadan yürüyemez, anlayamaz. O halde bizler acilen bizi, Kur’an ve Ehli Beyt’e götürecek bir kılavuz bulmamız lazım. Kimdir O? Prof. Dr. Haydar Baş’tır. Okuyun, dinleyin, tanıyın, vazgeçemeyeceksiniz. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Müfredattan FETÖ izleri silindi mi?
    • 10 Ekim 2017 Milyonerler ülkemizden kaçıyor
    • 28 Eylül 2017 Cebimize ne kadar çok akrep koymuşuz
    • 25 Eylül 2017 Kimin için bedel ödüyoruz!
    • 24 Eylül 2017 Diziler mi toplumu toplum mu dizileri yansıtıyor?
    • 23 Eylül 2017 O iki vekil ihraç edilecek mi?
    • 22 Eylül 2017 ABD sendromuna tamam mı, devam mı?
    • 21 Eylül 2017 RTÜK, siyasetçilere sansür uygulamalı
    • 18 Eylül 2017 Haçlının hesabı
    • 15 Eylül 2017 Hükümetin kararı NATO lehine mi, Türkiye lehine mi olacak?
    • 14 Eylül 2017 Fatih, Allahın hükmünün karşısına hüküm koymuştur
    • 13 Eylül 2017 Kadim dost ABD neden ortalığa koku salıyor?
    • 10 Eylül 2017 Hani AB üyelik sürecini referanduma götürecektiniz?
    • 8 Eylül 2017 Türkiye daha ne kaybedebilir ki?
    • 7 Eylül 2017 Sorularla Osmanlı gerçekleri
    • 6 Eylül 2017 Arakandaki vahşet laf ile bitmez
    • 5 Eylül 2017 Ekonomi batıyor hükümet IMF türküsü söylüyor
    • 29 Ağustos 2017 5 günde yazılan tarih
    • 28 Ağustos 2017 Gönül-akıl denklemi
    • 27 Ağustos 2017 Yeşil sahaların isyanı

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1792193 µs