Piyasalar

25 Mayıs 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Mustafa Aslan
Yeni Mesaj Gazetesi

Mustafa Aslan
21 Şubat 2016

Aynamla yüzleşmemiz



 “El Tutan! Tut elimden Allah için,
Yorgunum, tutmazsan düşerim Billâh!”
(M. Aslan).

Vicdanımı ayıkdırdım; aklımın îmanı veya îmanımın aklıyla aynamdakini kapıştırdım!
Aynamdakinin dili, karşısındakinin korkusu yok!
Kendim, kendimi sorgulamaya başlamadan önce teknik ortamımı hazırladım!
Bizi, benden başka kimsenin dinleyip dinlemediğinden; bizi, benden başka birinin izleyip izlemediğinden; bizi, benden başka birisinin gözleyip gözlemediğinden emîn oldum!
Yaklaşık otuz yıldır; gemini çeke çeke neredeyse ağzını yırttığım nefs atım, eşiniyor! Bir şeyler bildiğini zanneden ukalâ bencilliğim, nefs atımın başını serbest bırakmam için yüzümü, gözümü tırmalıyor!
“Kim var? Kim görecek? Kim bilecek?” diye fısıltıyla nefsimin, bencilliğimin kulağına bağıran şeytânî yanım, beynimde tepiniyor!
“And olsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve Biz ona şah damarından daha yakınız” (Kaf-17) bildirimi ile Allah, yaratıcı muhabbetiyle bütün varlığımı sarıp sarmalarken; nefsime, kibrime karşı yalnız olmadığımı, yalnız bırakılmayacağımı hatırlatırken; şeytanım, şeytânî kahkahalar ve şûh kıvranışlarıyla raks ediyor vicdanımın önünde!
Aklımın îmanı ile îmanımın aklı arasında ise tadına doyulmayan bir fikir alış-veriş var! Edebin en âdaplısı ile birbirlerine; “Görmez misin ki Allah, göklerde olanları da, yeryüzünde olanları da bilir. Üç kişi aralarında fısıldaşmaya görsün, dördüncüleri O’dur; beş kişi fısıldaşmaya görsün altıncıları O’dur. Bundan az da olsalar, çok da olsalar, O mutlaka onlarla berâberdir; nerede bulunurlarsa bulunsunlar. Sonra onlara, yapıp ettiklerini kıyamet günü haber verecektir” (Mücâdile-7) diye birbirlerini uyarıyorlar ve bunu öyle nâzik bir şekilde bana da duyuruyorlar ki, asla yalnız bırakılmayacağımı bilerek rahatlıyor ve kendime karşı tarafgirliğimi, kendime karşı yandaşlığımı terk ediyorum!
Belki benzerlerimden, kulluğun farkında olmayan câhillerden, kulluğun ne demek olduğunu bilmesine rağmen inkâr edenlerden saklayabileceğim beşerî zaaflarımı; Yaratıcım’dan, her ân Gözetleyicim’den saklamamın mümkün olmadığını bilip, becerebildiğim kadarıyla îmânî edebime bürünüyorum!
Her ân benimle olan, bende olan, benim O’nda olduğum Gözetleyicim’in nezâretinde sorguya başlıyorum, aynamdaki ile beni...
Şikâyetçileri ve tanıklarını dinliyorum önce:
Kelime-i Şehâdetimi, îman ederek ikrar ediyorum ama Müslümanlar benden şikâyetçi, ben Müslümanlardan rahatsızım! 
Muhammed İkbâl’in; “Müslümanlardan kaçıp İslâm’a sığındım!” paniklemesini hatırlayınca, rahatsızlığım ikiye katlanıyor!
Müslüman olduğum asla saklamadığım için, Ehl-i Kitap benden rahatsız ve “Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zaman kadar savaşın” (Tevbe-29) buyruğuna göre, onları sadece rahatsız etmekle yetinemeyeceğimi bildiğim için rahatsızlığım artıyor! 
Ama onların benim varlığımla daha fazla rahatsız olduklarını görerek, tesellî buluyorum!
Sorguladıkça görüyorum ki:
Servet düşmanı değilim ama kapitalist diye gezinen, dünyalık yığmayı başarı ve bunu akıllılık zanneden kurnazlar, benden rahatsızlar!
Komünist değilim ama “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” şeklindeki sosyal paylaşımın zirvesi bir ahlâkı yaşamaya uğraşmama rağmen, komünistler benden rahatsızlar!
Sosyalist değilim ama sultan ile gedânın Hakk Divânı’nda eşit olduklarını bilmeme ve bunu hissettirecek şekilde yaşamaya gayret etmeme rağmen, baskıcı/bağnaz/yobaz sosyalistler benden rahatsızlar!
Irkçı, şövenist değilim ama “O’nun delillerinden biri de, gökleri ve yerleri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik olmasıdır” (Rûm-22) Âyeti’nden hareketle; “Türk’üm. Türkoğlu Türk’üm! Ne mutlu Türk’üm diyene” dediğim için; “Sizin en hayırlınız, -kavminin işlediği büyük günahlara ortak olmadan- kavmini savunandır” Peygamber öğretisi ile soyumu sevip savunduğum için hümanistler de bölücülüğe İleri Demokratça katkı veren ırkçılar da benden rahatsızlar!
Bir şey bilmediğimi bildiğimi, defalarca; “Bilmediklerimin üzerine çıksam başım, arşı deler!” demiş olmama rağmen; ûlemâyı sorguluyorum, ûlemaya hakkım olan sitemlerimi ediyorum diye, ûlemadan sayılanlar da benden rahatsızlar!
Demokrat değilim; millî/ulus devletleri ayrıştırıp parçalamak ve kolay lokma etmek üzere Haçlı Batı tarafından icad edildiğine inandığım ve dünyanın hiç bir yerinde demokrat bir ülke olmadığını, olamayacağını bildiğim ve bunu açıkça söylediğim için, demokrat geçinenler benden rahatsızlar!
Milliyetsiz milliyetçilere saldırıyorum! Allah ile aldatan dincilere saldırıyorum! Kendilerinden başka hiç kimseye yaşama hakkı tanımayan, demokrasiyi araç edinmiş faşistlere saldırıyorum! Haçlı ile birlikteliği İleri Demokratlık diye dayatan Haçlı Müslümanlar’a saldırıyorum!
Particilik, fırkacılık, hizipçilik, nifakçılık ederek Türk Milletinin bütünlüğüne zarar veren kimliksizlere, renksizlere, karaktersizlere saldırıyorum!
Türk Milleti’ni; Kudretullah’ın çizdirdiği, bütün renklerin muhteşem bir uyumla kullanıldığı, bir İnsanlık Manzarası olarak kabul ediyorum. 
Bu manzarayı yaptıranın Yaratan olduğuna, bu manzaranın ressamın Kadim Türk Atası Oğuz Kağan olduğuna, O’nun da Zülkarneyn olduğuna inanıyorum. 
Bu olağanüstü güzel manzarayı çevreleyen çerçevenin adının Türk Milleti olduğuna inanıyorum!
“Mozaik” diyenlerin, “Çiçek bahçesi” diyenlerin, “Kilim deseni” diyenlerin; milliyetçilikten, ümmetçilikten, hümanizmden-feminizmden, sosyalizmden-komünizmden geçinenlerin tamamına saldırıyorum!
Ve görüyorum ki; bütün aktörler, dublörler, suflörler, ... gibi yapanlar, sahteler, taklitçiler, korkaklar, psikopatlar, namertler, hainler, mürâiler benden rahatsız oluyorlar!
Keyifleniyorum!
Köy itlerinin, kurt fark edince yaptıkları gibi ağız-ağıza, ses-sese verip bana ve temsîle gayret ettiğim II. Kuvay-ı Milliyeciler’e saldırdıklarını, sözle tâcizi saldırı zannettiklerini görüyor, gülüyorum!
Sorgulamamın sonunda; “Türk’üm. Bu ad, her ûnvandan üstündür” inancını kibirlenmeden tekrarlatan Kudret’e şükrederek, beni Türk Yaratan’a hamd ederek, benzerlerimle Buluşturan’a hamd ü senâlarla aynamdaki ile birbirimize gülümsüyoruz...
“OLAMAZ TÜRK’E BAŞ, TÜRK’ÜM DEMEYEN” Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Mart 2017 Atatürkün anlatımıyla Çanakkale savaşları
    • 19 Mart 2017 İnsandan insana, insansa...
    • 14 Mart 2017 Anam bana kör dedi!
    • 13 Mart 2017 Söyle-ni-yorum-2
    • 10 Mart 2017 Hala iyiler varmış şükrolsun
    • 9 Mart 2017 Savaş ve insan
    • 8 Mart 2017 Ben, kim miyim?
    • 7 Mart 2017 Milli siyaset hakemliği
    • 2 Mart 2017 Sakındığımız dostluk
    • 28 Şubat 2017 Yol özel yolcu güzel
    • 23 Şubat 2017 Bizi sevin
    • 21 Şubat 2017 Güzel dünler
    • 18 Şubat 2017 Hala akletmez misiniz?
    • 16 Şubat 2017 Çığlıklar mı sessiz kulaklar mı sağır?
    • 15 Şubat 2017 Bülbül
    • 14 Şubat 2017 Gönülden gönüle yol gizli gizli
    • 13 Şubat 2017 Flaş Haber Suriye'den yine acı haber Yalnız kalabalıklar
    • 10 Şubat 2017 Evet-hayır oyunu
    • 9 Şubat 2017 Yüreğim ağrıdı
    • 8 Şubat 2017 İlm-i siyaset üzerine

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    2086405 µs