Piyasalar

25 Mayıs 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Mustafa Aslan
Yeni Mesaj Gazetesi

Mustafa Aslan
22 Nisan 2016

Ana gibi yar...



25 Nisan 2014 tarihli bir haber.. 
Teksas'ta, Chelsi Camp adlı bir kadın, iki yaşındaki kızını ısıran pitbull cinsi köpeği ısırıp kulağını kopararak kızını kurtarmış!
Bu eski haberi yorumlamadan önce aklıma gelen, yaşanmış bir olayı naklederek savunma yapayım:
İstanbul Beyoğlu'nda yılların esnafı bir Erzurumlu...
Dükkan komşusu bir Ermeni...
Erzurumlu yıllarca, bir türlü dükkanı Ermeni'den önce açamaz. Sabah namazını kılar ve yola düşer ama gelir ki, Ermeni dükkanı yine ondan önce açmış!
Bu sessiz yarış, yıllarca sürer..
Bir sabah Ermeni geldiğinde Erzurumlu komşusunu dükkânın önünde sinirli-sinirli volta atarken görür, şaşırır:
-Vre Komşi! Sen eve gitmedin, uyumadin yoksa? Diye merakla sorar ama daha sorusunu tamamlayamadan Erzurumlu Ermeniye tekme tokat dalar!
Gafil yakalanan ve neye uğradığını şaşıran Ermeni, kaçmaya da fırsat bulamaz!
Ermeni'nin feryadını duyanlar koşar gelir ve Dadaş'ın elinden zor-belâ alırlar!
Ermeni, biraz kendini toplayınca, kalabalığın arasından;
-Vre Komşi! Sen sarhoşsun, niye beni dövdi? Diye soracak olur. Erzurumlu hâlâ öfkeden soluyarak;
- Hee! Ermeni kâfiri seniii! Siz bizim dedelerimizi merege doldurup yaxmışsız he? Diye homurdanınca Ermeni;
- Vre Komşi! O çok eski olmuş, sen niye şimdi parladin?
- Kâfir it! Benim teze xeberim oldi! Hele sen günün görecaxsan! Diye söylenmeğe devam eder...
Benim de Chelsi Camp adlı, Teksaslı Anneden yeni haberim oldu, kızan bağışlasın!
Amerika'nın Teksas Eyaletinde yaşayan Chelsi Camp adlı kadın, iki yaşındaki kızını ısıran pitbull cinsi köpekten kızını kurtaramayınca ısrarak köpeğin kulağını koparır. Bu arada polisi aramayı da başaran Anne, kızını yırtıcı köpekten kurtarır...
Can sıkıntısıyla sosyal medyada dolaşırken bu haberle karşılaştım!
Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine bakmadığım için, bir daha pişman olasım geldi neredeyse!
Aynı zamanda Sevgili Müslim Karabacak Hoca'dan dinlediğim bir kıssayı hatırladım:
İki kadın, bir bebeği, benimdi yok benimdi diye çekiştirerek kavgaya tutuşurlar! Hadise Kadı'ya intikal eder. Devrin şartları DNA testi falan henüz bilinmiyor dolayısıyla Kadı, işin içinden çıkamaz ve;
- Hanımlar! Hiç biriniz vazgeçmiyorsunuz. Olayın şahidi de yok. Başka çare bırakmadınız, şimdi bir cerrâh çağırıp bebeği ortadan ikiye böldüreceğim; yarısı birinize, yarısı da birinize... Deyince kadınlardan birisi;
- Aman Kadı Efendi! Merhamet! Tamam çocuk bu kadınındır, ben vazgeçtim! Diye ağlayarak inleyince Kadı, çocuğu anneye teslîm eder. ...
Ana sevgisi ölçüsüz bir sevgidir biliyoruz.
Bu sevgi öylesine ölçüsüzdür ki, Allah'ın kullarına sevgisi; "Bir annenin bebeğine sevgisinden daha fazla" diye tarif edilir...
Hatırlar mısınız?
14 yıldır ülkeyi yöneten AKP Hükumetleri de; "Analar ağlamasın!" sloganıyla beslemişlerdi, "Açılım" adlı bölücü programı!
Şimdi anladık ki o zaman ki, "ağlamasın" temennisinde bulunulan analar, sadece PKK'lıların analarıymış!
Şimdi ise; "Son PKK'lı öldürülmeden mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!" diyorlar!
Yıllarca, Anayasa'dan Türk adını çıkarmaya uğraşanlar bugün Avrupa'da Ertuğrul Kürkçü'ye; "Türk'çe düşün Türkçe konuş!" diye uyarı ve sitem ediyorlar!
Be kardeşim!
Biz yıllarca; "Analarımızı ağlatanların analarını ağlatmadan, bu gözyaşı dinmez!" derken, bizi niye duymazdan geldiniz?
Prof. Dr. Haydar BAŞ Hoca; "Ben PKK terörünü Ahmet TÜRK Kardeşimle el-ele vererek en kısa sürede çözerim" diye kükrediğinde; "Nasıl çözersiniz?" diye bir sorma zahmetini neden göstermediniz?
Diyarbakır'da kefere şirketlere petrol arama ruhsatı verip, sayısız kefere şirket orada petrol çıkarırken Diyarbakırlıların aşsızlık ve işsizlikten, az bir parayla kandırılarak dağa çıkarıldığını, niye görmediniz?
Haydar Hoca'nın; "Bölge insanını, hazine sandığının üzerinde aç oturtuyorlar!" ikazını, hiç mi duyan olmadı?
Prof. Dr. Haydar BAŞ Hoca'nın; "Her evin reisine 5.000 lira asgari ücret, her evin annesine 1.500 lira Ev kadını maaşı, 18 yaşına kadar her çocuğa 250 lira Çocuk maaşı, üniversite çağı gelen gençlere Sınavsız Üniversite sağlarsak, hangi ana-baba çocuğunun dağa çıkmasına izin verir?" sözlerini, sağırlar duydu, siz duymadınız mı?
"Ben Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet Projelerimi Türk Milleti ve Devletim için yazdım. Gerekirse hiç bir ücret ve makam talep etmeden danışmanlık yapmaya hazırım" seslenişini de duymadınız mı?
Siz kendinizi kurnaz, milleti aptal mı zannediyorsunuz?
İster erken, ister zamanında yapılacak ilk seçimde Anaların elinden-dilinden sizi kim kurtaracak?
Güneydoğulu Anaların, Anadolu'nun dört yanından evlerine ateş düşen Şehit Analarının ellerinden, dillerinden sizi kim kurtaracak?
Ülkeye ve ülke insanlarına yazık ettiniz, yazık ediyorsunuz, belki farkında değilsiniz ama kendinize de yazık ediyorsunuz?
Prof. Dr. Haydar BAŞ Hoca'nın, Sekizinci Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt Sempozyumu kapanış konuşmalarında, Haçlı ve ABD'nin Müslüman ülkelere ettiklerini belgeleriyle anlattıktan sonra, babacanlığı ve bütün samîmiyetiyle; "Türkiye'deki insan, 'Ben bunun Eşbaşkanıyım' diyor! Senin ben iman ehli olduğuna, bir gün Umre'ye giderken şahit oldum. Dön, yanlış yoldasın! 'Ben eş-başkanım' dediğin zaman ilk defa ikazı yapan bu fakîr olmuştur. Sevgili Dostum, Kardeşim o yollardan sana fayda yok, îman ehlisin ama 'Sen de kim oluyorsun?' dersen, onu da sen bilirsin!..." seslenişini duyun bari!
Duyun ve uyun ki, zararın neresinden dönülürse Vallahi kârdır...
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Mart 2017 Atatürkün anlatımıyla Çanakkale savaşları
    • 19 Mart 2017 İnsandan insana, insansa...
    • 14 Mart 2017 Anam bana kör dedi!
    • 13 Mart 2017 Söyle-ni-yorum-2
    • 10 Mart 2017 Hala iyiler varmış şükrolsun
    • 9 Mart 2017 Savaş ve insan
    • 8 Mart 2017 Ben, kim miyim?
    • 7 Mart 2017 Milli siyaset hakemliği
    • 2 Mart 2017 Sakındığımız dostluk
    • 28 Şubat 2017 Yol özel yolcu güzel
    • 23 Şubat 2017 Bizi sevin
    • 21 Şubat 2017 Güzel dünler
    • 18 Şubat 2017 Hala akletmez misiniz?
    • 16 Şubat 2017 Çığlıklar mı sessiz kulaklar mı sağır?
    • 15 Şubat 2017 Bülbül
    • 14 Şubat 2017 Gönülden gönüle yol gizli gizli
    • 13 Şubat 2017 Flaş Haber Suriye'den yine acı haber Yalnız kalabalıklar
    • 10 Şubat 2017 Evet-hayır oyunu
    • 9 Şubat 2017 Yüreğim ağrıdı
    • 8 Şubat 2017 İlm-i siyaset üzerine

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1579262 µs