Piyasalar

25 Mayıs 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Ali Nezir
Yeni Mesaj Gazetesi

Ali Nezir
23 Mayıs 2016

Tarihin tekrarı



Tekrar etmek, tekrar denemek, tekrar yaşamak, tekrar tatmak, hayatımızın olmazı olmuş. Tekrardan yaşamak hususunda ise çok ama çok ileri gittik. Daha şurada yaşadığımız iki yüz, üç yüz sene öncesinden hiç ders çıkartmıyoruz, bırakın ders çıkarmayı, yaptığımız bütün hataları bir bir tekrar edip hala birbirimizle didişiyor, düşmanlarımızı sevindiriyoruz.
Geçenlerde Cezayirli biriyle karşılaştım. Biraz sohbetten sonra bana, bizi üç günde sattınız dedi. Şaşırdım, bir şeyler söylemek istedim ama bu kadar cahil ile uğraşılır mı diye düşünüp şahsın kalbini kırmamak için konuyu değiştirdim. Ne yapalım ekmeğimize bakıyoruz.
Gelelim konumuz, Cezayir’in Fransızlar tarafından işgaline; ilk başta Vaka-i Hayriye (hayırlı olay) 16 Haziran 1826 tarihinde II. Mahmut tarafından Süleymaniye Camii’nin altındaki Yeniçeri ocağının topa tutularak yok edilmesi ve kaçanların yakalanıp idam edilmesi (bu idam edilenler de, Edirnekapı surlarından çıkışta sağ kol üzerinde eski Bektaşi dergâhı alanına defin edilmiştirler. Rum mezarlığı karşısı, Halk ekmek fabrikası üstü.)   
Bu arada Vaka-i Hayriye o kadar hayırlı oldu ki! Osmanlı’nın ordusunun olmadığı cümle âlem tarafından duyuldu. Hatta, Cezayir’in üst tarafındaki, Fransa’dan.
Cezayir’deki zamanın Osmanlı valisi aslen İzmirli olan Dayı Hüseyin (Cezayir’de bu sene lig şampiyonu olan kulüp, Dayı Hüseyin adını taşımaktadır.) iki Yahudi tüccarın alacağı için Cezayir’deki Fransız konsolosu ile tartışıp yüzüne elindeki yelpazeyi fırlatmasını veya vurmasını ve limanda bulunan birkaç gemisine el konulmasını fırsat bilen Fransa, yelpazenin yellenmesini savaş sebebi görerek 16 Haziran 1827 askeri harekâtı başlattı.
Ordusunu hayırlı bir olayla(!) ortadan kaldıran Osmanlı’nın, ortada halen bir donanması vardı, korkmaya ne hacet! 
Derken Navarin faciası, 20 Ekim 1827 tarihinde Mora yarımadasının batı kıyısında bulunan kalenin açıklarında demirli Osmanlı-Mısır donanmalarına, Fransız, İngiliz ve Rus donanmalarının, ortada savaş yokken dostane yaklaşıp, vahşice saldırmaları neticesinde Osmanlı’nın elinde gemisi kalmadı.
Hemen arkasından da, patlak veren 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı, İstanbul’un elini kolunu bağlamıştır. Başkent Cezayir, bu olayın üzerinden üç yıl geçtikten sonra, 1830 yılının haziran ayında, yeni bir donanma ve 37.000 kişilik takviye bir kuvvetle, ‘Darul- Beyda’ diye isimlendirilen ‘beyaz ev’ işgal edildi.
Sonraki yüzyılda Ortadoğu ve Hicaz bölgesi ve şimdiki yüzyılda Arz-ı Mev’ud. Tarih tekrar ediyor da biz ne yapıyoruz?







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Vatan ve Bağımsızlık
    • 25 Eylül 2017 Peygamberin evladını katledenler
    • 24 Eylül 2017 Kerbelanın tarihinde gördüğü işgaller
    • 23 Eylül 2017 Ah Kerbel
    • 22 Eylül 2017 Muharremiyeler ve makteller
    • 21 Eylül 2017 Muharrem ayı
    • 10 Eylül 2017 Gadir-i Hum ve hilafet
    • 26 Ağustos 2017 Yaşamak ve yaşatmak
    • 21 Ağustos 2017 Peygambere yakınlıkta sahabe ve bizler!
    • 17 Ağustos 2017 Deprem
    • 14 Ağustos 2017 Müslümana bahşedilen?
    • 7 Ağustos 2017 Osmanlıların Yahudi siyaseti!
    • 24 Temmuz 2017 Yaşamak, ama kim ile!
    • 17 Temmuz 2017 Zalimler hidayete eremez
    • 10 Temmuz 2017 Gıybet!
    • 9 Temmuz 2017 Ahlak ve Hucurat suresi
    • 3 Temmuz 2017 Fethetmek
    • 24 Haziran 2017 Nasb
    • 5 Haziran 2017 Hilalin görülmesi, hicri takvim ve Atatürk
    • 29 Mayıs 2017 Güzel!

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1811052 µs