Piyasalar

25 Mayıs 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Ali Nezir
Yeni Mesaj Gazetesi

Ali Nezir
27 Haziran 2016

İslamın beş şartından biri zekat



Zekât, Peygamber efendimizin (s.a.a.) Medine’ye hicretlerinin ikinci senesinde müminlere farz kılınmıştır. Farz olması otuz iki ayeti kerime ile sabittir. Bunların yirmi yedisinde namaz ile beraber zikredilmesi zekât ibadetinin önemini pekiştirmektedir. 
Peygamberimizin (s.a.a.) uygulaması ise, tayin olunan memurlar vasıtasıyla icra ediliyordu. Memurlar mal sahiplerine bizzat gidip ödeyecekleri meblağı tespit edip o anda tahsilâtını yapıyorlardı. Peygamber (s.a.a.) efendimiz hem zekât verenleri hem de zekât memurlarını kontrol ediyordu. 
Allah-ü Teâlâ’nın emrettiği gibi zekâtı hak sahiplerine dağıtıyordu. Peygamber efendimiz (s.a.a.) zekâtla alakalı kayıtları yazmış ve gazvelere giderken bu kayıtları yanında götürmüştür. Peygamber efendimiz (s.a.a.) zekâtı müminlerden ilk başta ibadet, sonrasında vergi, ondan sonra da sadaka olarak Beytül Mala alıyordu. Zekâtın ibadet olduğunda, İslam âlimleri ittifak etmiş zekâtın vergi olup olmadığı konusunda ayrılmışlardır.
Peygamber efendimizin (s.a.a.) asrısaadetlerinde Müslümanlardan vergi alınmıyordu, tam tersine devletin kaynakları ihtiyaç sahibi müminlere, adaletle dağıtılıyordu. Peygamber’in (s.a.a.) ahrete göçmelerinden sonra Hz. Ebu Bekir’in döneminde ilk nifaklarla karşılaşıldı. Bunlar zekât vermeye karşı çıkanlar ve dinden dönenlerdir. Bunlara Ridde savaşları denir (1). Zekât vermeyi reddedenler dinden dönmemişlerdi. Namaz kılıp Oruç tutuyorlardı, söyledikleri ise biz zekâtı Ebu Bekir’e vermeyiz sözüydü. Yani zekâtı inkâr etmediler zekât toplayan makamı, halifeyi kabul etmediler. 
Hz. Ömer devrinde ise zekât müessesi bir ibadet şuuruyla devam etti. Burada İmam Ali’nin halifenin yanında bulunup ona her konuda yardım etmesini, gözden kaçırmamamız gerekir.
Şura’nın demokratik(!) seçimiyle Halife olan Hz. Osman, zekâtı artık herkesin kendi gönlünce vermesi gerektiğini söyledi (2). Zekât memurlarının görevlerine son verdi. Zekâtın ibadet yönünü inkâr etmedi. Kurumsallaşmış Zekât kurumunun işlevselliğini fiili manada bitirdi. Böylece zekât almak için dolaşan memur kalmadığından zekâtta müminlerin gönüllerine bırakılmıştır. Hz. Osman bu icraatıyla zekât ibadetinde, Müslümanları başıboş bırakmıştır.
Zekât memurlarının kaldırılması, zengin Ümeyye oğullarını rahatlatmış, kapılarında onları rahatsız edebilecek mallarını alacak kimseler kalmamıştır. İslam fetihlerinin, Roma İmparatorluğunun sınırlarından daha geniş topraklara ulaşması ile Müslümanlar çok zenginleşmişlerdi. Bu zenginliklerini Allah yolunda harcamaları, tasadduk etmeleri gerekirken, Emevi sultanları ve idarecileri, bu malları biriktirmeye başladılar. Biriktirdikleri mallarını da, zekâtın bitirmemesi için İslam dininde olmayan “kelle başı” vergi sistemini uygulamaya koydular. Böylece devlet zekât toplamayı bırakmış, yerine vergi almaya başlamıştır. Kelle başı vergiyi uygulamaya ilk alan Amr bin Asr’dır. Mısır valiliğinde Bizanslılardan kalma bu vergi sistemini öğrenip uygulamıştır. Kendinden sonra da onu takip edenlere yanlış örnek olmuştur.         
1. İslam tarihi Prof. Dr. H. İbrahim Hasan, Taberi III 244-246
2. A.g.e. s.28







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Vatan ve Bağımsızlık
    • 25 Eylül 2017 Peygamberin evladını katledenler
    • 24 Eylül 2017 Kerbelanın tarihinde gördüğü işgaller
    • 23 Eylül 2017 Ah Kerbel
    • 22 Eylül 2017 Muharremiyeler ve makteller
    • 21 Eylül 2017 Muharrem ayı
    • 10 Eylül 2017 Gadir-i Hum ve hilafet
    • 26 Ağustos 2017 Yaşamak ve yaşatmak
    • 21 Ağustos 2017 Peygambere yakınlıkta sahabe ve bizler!
    • 17 Ağustos 2017 Deprem
    • 14 Ağustos 2017 Müslümana bahşedilen?
    • 7 Ağustos 2017 Osmanlıların Yahudi siyaseti!
    • 24 Temmuz 2017 Yaşamak, ama kim ile!
    • 17 Temmuz 2017 Zalimler hidayete eremez
    • 10 Temmuz 2017 Gıybet!
    • 9 Temmuz 2017 Ahlak ve Hucurat suresi
    • 3 Temmuz 2017 Fethetmek
    • 24 Haziran 2017 Nasb
    • 5 Haziran 2017 Hilalin görülmesi, hicri takvim ve Atatürk
    • 29 Mayıs 2017 Güzel!

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1548616 µs