Piyasalar

25 Mayıs 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi

Akın Aydın
31 Temmuz 2016

Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden Peygamberimiz -3



 Sabırlıydı ama bu sabrını suiistimal de ettirmezdi
"O'nun sabrı da, merhameti gibi marazî şekle dönüşmemiştir. Yani, Peygamber Efendimizin sabrı, miskinliği içermezdi; mücadelen uzak değildi. Zira O'nun sabrı, başına gelen olaylardan ziyade, o hadiselerin arkasındaki İlâhî elin muradına idi. 
Varlığın nuru ve hilkat sebebi olan Resulûllah Efendimizin teşrifini, Hz. Âdem'den bu yana bütün varlıklar beklemişlerdir. Düşünebiliyor musunuz; bütün insanlığın başından geçen tarih, sevgiler, barışlar, savaşlar, her şey ama her şey Resulûllah'ın teşrifini beklemek içindi! İşte bu muazzam sabrın sonucu ve meyvesiydi Resulûllah Efendimiz. Bütün varlık, O'nun gelişini bekler ve sabrederken bir an bile mücadeleden geri kalmamıştır. 
Her şeye kadere ve oluşa sabretmiştir. Başa gelene kalben ses çıkarmamak, kadere; bir yandan da bütün varlığıyla mücadele etmek ise oluşa iştirakin bir ifadesidir. 
Bu iki unsurun bir araya gelmesi Peygamberi sabrı oluşturmaktadır. İşte Resulûllah Efendimiz, yüzyıllar süren kutsal bir sabrın sonunda zuhur etmiş; o sabrın gayesi olarak da sabrı tamama erdirmek için hayat sürmüştür. 
Yani O, bir sabır peygamberi idi. Çile dolu bir hayat yaşaması, meşakkatlere göğüs germesi ve kısa sürede dini tamama erdirmesi ise yüzyıllar süren sabrın yirmi üç yıla sığdırılmış bir ifadesi idi. 
Nasıl ki, Hz. Peygamber'in teşrifiyle, bu nimete nispetle geçmiş anlamsızlaşır; Allah Resulü'nün mücadelesini tamamlamasıyla da geçmiş sıkıntılar ve çileler muhabbete dönüşmüştür. 
Mü'min de, bu mantıkla yaşayan insandır. Mücadelesi, bugünün mumunu yakmaktır; ama sabrettiği, bu mumu yakmak için verdiği mücadeleler değil; bu mücadelesinin sonunda sönmemek üzere yanacak olan hakikat nurudur. 
Bu sebeple; Hak dostları mücadele içinde hayat geçirmelerine rağmen, her seferde, "Allah'ım, son nefese Seninle erme zaferini ver", üzülüp kaybeder gibi oldukları anlarda da, "Rabbim; son nefeste yenilgi verme" diyerek gerçek zaferi gözlemişlerdir. Bu hâl ve tavırları, onların "zafer sabırdadır" hadisinin sırrına erdiklerinin göstergesidir. 
İşte zaferin son nefeste olduğunu bilen mü'min-i kâmil bu zafere nispetle yaşadığı hayat ve çilenin bir hiç olduğunu bilir ve başına gelenlere değil; son nefese, yani zafere ulaşmaya sabır göstererek bu noktada Resulûllah'ın sabrındaki ruhu yaşamış olur. Bu şuur kişiyi gerçek delikanlı, Allah eri yapar. 
Zira şu anın etkileyemediği insandır, o insan. Sabrı şu ana değildir. Şu an, onu üzmez; sevindirmez de. O, sadece şu an yapması gereken bütün emir ve yasakları yerine getirerek kulluk şuuru içerisinde ötelerin ötesini gözler ve bekler. Onun sabrı bu yöndedir. Mücadelesine de bu durum güç katar.
İşte Resulûllah'ın sabrı, bazen işin hikmeti kavranmadığı için ancak zafere ulaşılınca anlaşılabilmiştir:
Hudeybiye'yi imzalamasını kavrayamayan sahabeler olmuştu. O'nun ağır müsalaha (barış, anlaşma) şartlarına sabır göstermesi bir mücadeleden kaçış değildi. Nitekim sulh ortamında birçok insan ve kabile kazanılarak müsalaha zafere dönüştürülmüştür. Ve O'nun buradaki sabrı, sonuç itibarıyla yenilgi taşımadığı için asla bir maraz ve zafiyet değildir. 
Kâbe'yi tavafı sırasında, bir grup insanla beraber kendisine hakaret eden Ebu Cehil'e iki tur sabreden Hz. Resulûllah, kendisinin bu halini zaaf zanneden Ebu Cehil'e yönelerek tehdit etmiş; İlahî heybetten ürken Ebu Cehil ayaklarına kapanıvermişti. 
Aynı Ebu Cehil, hakaret ederek Resulûllah'ın başını yardığında, O, ses çıkarmayıp sabretmişti. O'nun sabrı Hz. Hamza'nın Müslüman olmasına, dolayısıyla İslam'ın güç kazanmasına vesile olmuştu. 
Görüldüğü üzere, Resulûllah'ın bütün bekleyişleri zafer bekleyişidir. Asla bir maraz, atalet (gevşeklik) ve korkaklık değildir. O'nun sabrının maraza dönüşmeyişinin sebebi ise -aynı merhamet konusunda olduğu gibi- Allah'la olan irtibatıdır. Tevazu, hilm ve cömertliğinde de durum aynı olup; Hak ile oluşu her birini ölçülü kılmıştır."
(Haftaya devam edeceğiz) Kaynak; Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet'el Lil Alemin 1. Cilt)







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Müfredattan FETÖ izleri silindi mi?
    • 10 Ekim 2017 Milyonerler ülkemizden kaçıyor
    • 28 Eylül 2017 Cebimize ne kadar çok akrep koymuşuz
    • 25 Eylül 2017 Kimin için bedel ödüyoruz!
    • 24 Eylül 2017 Diziler mi toplumu toplum mu dizileri yansıtıyor?
    • 23 Eylül 2017 O iki vekil ihraç edilecek mi?
    • 22 Eylül 2017 ABD sendromuna tamam mı, devam mı?
    • 21 Eylül 2017 RTÜK, siyasetçilere sansür uygulamalı
    • 18 Eylül 2017 Haçlının hesabı
    • 15 Eylül 2017 Hükümetin kararı NATO lehine mi, Türkiye lehine mi olacak?
    • 14 Eylül 2017 Fatih, Allahın hükmünün karşısına hüküm koymuştur
    • 13 Eylül 2017 Kadim dost ABD neden ortalığa koku salıyor?
    • 10 Eylül 2017 Hani AB üyelik sürecini referanduma götürecektiniz?
    • 8 Eylül 2017 Türkiye daha ne kaybedebilir ki?
    • 7 Eylül 2017 Sorularla Osmanlı gerçekleri
    • 6 Eylül 2017 Arakandaki vahşet laf ile bitmez
    • 5 Eylül 2017 Ekonomi batıyor hükümet IMF türküsü söylüyor
    • 29 Ağustos 2017 5 günde yazılan tarih
    • 28 Ağustos 2017 Gönül-akıl denklemi
    • 27 Ağustos 2017 Yeşil sahaların isyanı

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1815725 µs