Piyasalar

26 Mayıs 2019, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi

Akın Aydın
3 Ekim 2016

Tahriki, siyasette değil ekonomide yapın



Siyasi, sosyal ve ahlaki alanlarda olduğu gibi ekonomik alanda da ülkemiz çalkalanıyor. İlginçtir! Bu çalkalanma vatandaşa salıncakta sallanma hissi veriyor olacak ki, uykusundan uyanmamakta ısrar ediyor.

Saray ve hükümet bunun farkında. Teşvik paketleri açıklıyorlar. Allah ve Resulünün lanetlediği, ‘bana savaş açarsınız’ dediği faizden medet umuyorlar. Nasıl ummasınlar ki, 10 yıl önce ‘faiz bir dünya gerçeğidir’ diyerek bütün manevi zincirleri koparıp, kapitalizme teslim olmuşlardı. Haliyle dermanı da oradan arıyorlar.

Ülkemiz çalkalanıyor, dedik. Doğuda bitirilmeyen bir savaş var mı? Var. Her gün şehitler veriyor muyuz? Veriyoruz. Güneydoğumuzda bizim olmayan, bizimle alakası olmayan bir savaşa ülkemiz sokuldu mu? Sokuldu. Şehitler veriyor muyuz? Veriyoruz.

Kamuda herkes birbirine şüpheli gözle bakıyor mu? Bakıyor. İş dünyasında, ‘bugün bizim şirkete baskın olacak’ korkusu yaşanıyor mu? Yaşanıyor. Sokakta adı konulamayan bir korku, bir öfke, bir nefret var mı? Var. Bu öfke ve nefret, insanımızı bir anda katil yapıyor mu? Yapıyor. Kısaca devlet de hasta, millet de hasta.    

Hükümet bu tabloyu görüyor ve vatandaşın gazını almak için teşvik paketleri açıklıyor. Bu aynen, ağlayan çocuğa lolipop vermeye de değil uzatmaya benzer. Açıklanan teşvik paketlerine ve kendi halinize bakın! Eğer yandaş ve sağlamsanız alma şansınız yüksek. Değilseniz, uçak pilotu olmak sizin için daha kolay.

Diğer taraftan çare faize (bankalara) sarılıyorlar. Kartlarınızla karnınızı doyurun. Ödeyemezseniz 36, 48, 60, 72 aya böldürün (tabi faiz bindirerek) hayatınız boyunca borçlu yaşayın, diyorlar.

Oysa ekonominin canlanması için teşvik değil tahrik gerekli. Nasıl mı? Para ile. Paranın bir tahrik unsuru olduğunu ekonomi literatürüne sokan Prof. Dr. Haydar Baş’tır. Bugün ülkemiz ve dünya piyasalarının en önemli sorunlarından biri nedir? Piyasada paranın olmaması ve paranın belli ellerde toplanması.

Sayın Baş buna ‘hayır’, diyor. Para piyasada daha doğrusu vatandaşın cebinde olacak ki çark dönsün. Sayın Baş’ın sorduğu bir soru var; “Bugün dünyada üretim sıkıntısı var mı?” Yok. Sıkıntı nedir? Tüketim. Bu sıkıntıyı gidermek için ne lazım? Para.

Kapitalizmin pençesindeki AKP iktidarları, emekliyi her zaman ekonomi üzerinde bir yük olarak gördü. Artı geçen hafta Sayın Bakan, kamuda bir kişinin yapacağı işi birden fazla kişinin yaptığını ve bunun ekonomiye yük olduğunu açıkladı.

Oysa Sayın Baş, emeklileri ekonomi için bir kaynak olarak görüyor. Devletin istihdam alanları yaratması gerektiğini ifade ediyor. Kısaca Sayın Baş, devlet baba olmalı. Her bireyin bütün temel ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini vurgulayıp, bunun nasıl olacağını MEM ve sosyal devlet projeleri ile anlatıyor.

Anlayan var mı? Türkiye’de yok. Prof. Dr. Haydar Baş’ın son yazı ve açıklamalarında bu duruma hem üzülmüş, hem de celallenmiş olduğunu hissediyorum.

“Dünya benim peşimden koşuyor. 4 milyar insan (BRICS ülkeleri) benim tezimi uyguluyor, hayat buluyor. Ama benim milletim bana sırtını dönüyor.” diyor.

Sayın Baş yüzde yüz haklı. Hesap ortada, kitap ortada, Sayın Baş’ın eli ortada. O eli tutmayan siyaset ve millette ortada. Bu tablonun aklen bir izahı yok. Kalben şunu söyleyebilirim; Milletimiz senelerdir faiz batağına yani harama bulaştırıldığı helal ağır geliyor.

* * *

Ekonomide tahrik dedik ama ülkemizdeki siyaset, tahriki sosyal alanda yapma ısrarını sürdürüyor. Milletimiz tahrik ediliyor.

Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanının Lozan ile ilgili açıklamaları bir hafta boyunca konuşuldu, tartışıldı. Yani tahrik zirveye doğru çıktı.

Oysa hiç konuşmaya, tartışmaya gerek yoktu. Neden mi? Anlatayım:

Sayın Erdoğan, 2003 yılında Lozan’ın bir siyasi zafer ve Cumhuriyetin temeli olarak tariflendiriyor. 2006 yılında bağımsızlık ve egemenliğimizin tescili şeklinde yorumluyor.

2007 yılında da Türk Milletinin tescilidir, derken 2009 yılında da aynı mealde Lozan’ı bir zafer olarak anlatıp, Atatürk ve İnönü’ye rahmet diliyor.

2013 ve 2014 yıllarında da Lozan’ın büyük bir zafer olduğunu tekrarlıyor. 2015’te de aynı vurguyu yapıyor.

Ve 2016. 15 Temmuz darbe girişimini milletimiz engellemiş. Saray ve hükümetten peş peşe Cumhuriyet değerlerine, kazanımlarına övgüler yağıyor.

24 Temmuz Lozan zaferinin yıldönümünde bir kez daha Lozan’ın ne büyük bir zafer olduğunu uzun uzun anlatıyor. 

Şimdi ise “Tarihte bize ne yaptılar. 1920’de bize Sevr-i gösterdiler. 1923’te bizi Lozan’a razı ettiler. Birileri de bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı” diyor.

Tek diyeceğim şey; “Sayın Cumhurbaşkanım! İyi misiniz!”








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Müfredattan FETÖ izleri silindi mi?
    • 10 Ekim 2017 Milyonerler ülkemizden kaçıyor
    • 28 Eylül 2017 Cebimize ne kadar çok akrep koymuşuz
    • 25 Eylül 2017 Kimin için bedel ödüyoruz!
    • 24 Eylül 2017 Diziler mi toplumu toplum mu dizileri yansıtıyor?
    • 23 Eylül 2017 O iki vekil ihraç edilecek mi?
    • 22 Eylül 2017 ABD sendromuna tamam mı, devam mı?
    • 21 Eylül 2017 RTÜK, siyasetçilere sansür uygulamalı
    • 18 Eylül 2017 Haçlının hesabı
    • 15 Eylül 2017 Hükümetin kararı NATO lehine mi, Türkiye lehine mi olacak?
    • 14 Eylül 2017 Fatih, Allahın hükmünün karşısına hüküm koymuştur
    • 13 Eylül 2017 Kadim dost ABD neden ortalığa koku salıyor?
    • 10 Eylül 2017 Hani AB üyelik sürecini referanduma götürecektiniz?
    • 8 Eylül 2017 Türkiye daha ne kaybedebilir ki?
    • 7 Eylül 2017 Sorularla Osmanlı gerçekleri
    • 6 Eylül 2017 Arakandaki vahşet laf ile bitmez
    • 5 Eylül 2017 Ekonomi batıyor hükümet IMF türküsü söylüyor
    • 29 Ağustos 2017 5 günde yazılan tarih
    • 28 Ağustos 2017 Gönül-akıl denklemi
    • 27 Ağustos 2017 Yeşil sahaların isyanı

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1532502 µs