Piyasalar

25 Mayıs 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

Mehmet Emin Koç
Yeni Mesaj Gazetesi

Mehmet Emin Koç
14 Aralık 2016

Abesle iştigal yerine hikmetli siyaset şart



Önce şunu netleştirelim: Türk milleti ve Türk siyaseti, ülkemizin içinde debelendiği çetrefilli ve kanlı problemleri gerçekten çözmek istiyor mu?

Kimseye muhtaç olmayan zengin bir Türk ekonomisi, insan onuruna yaraşır bir yaşam standardı, birlik ve dirlik içinde katliamsız ve kansız huzurlu bir vatan istiyor muyuz?

Hepimizin ortak tepkisi şu, değil mi:

Kim istemez ki…

Böyle bir vatanı kim istemez ki, cevabını, gönülden tam bir samimiyetle veriyorsak; o zaman her akl-ı selim şu hükme varır:

Son 15 yıl bize gösterdi ki, Türk milletinin tercihi ve bu siyaset tarzı ile böyle huzurlu bir vatan muhaldir.

Efendim, siyaset ve millet, artık milli para diyor, milli ekonomi diyor, milli birlik diyor, teröre karşı tek yürek ve hep birlikte teröre lanet diyor…

Son 3-5 aydan beri siyaset erbabı, içeride ve dışarıda, havada ve yerde BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin modelini, programını ve söylemlerini tekrarlayıp duruyor.

İmam Ali’nin buyurduğu gibi, dua belki aynı dua, ama okuyan ağız farklı!

Çalma milli para söylemi ile, aşırma milli ekonomi duası ile, tekrardan öteye geçmeyen teröre lanet nakaratı ile hiçbir şey düzelmez.

78 milyon hep birlikte aynı anda ve günlerce “Kahrolsun terör” sloganları atsak; hatta Diyanet, 80 bin camide “teröre lanet” hutbeleri okutsa veya teröre karşı kahhariye ve beddua seansları yapsa, terör biter mi? Bitmez… Biter demek, abestir.

Bu çetrefili ve kanlı problemleri çözmek slogan işi değil; ilim, irfan, hikmet, basiret, nasip, irade ve idare maharetidir.

Prof. Dr. Haydar Baş farkı budur.

BTP, 19 Aralık 2004’te yaptığı 2. Olağan Büyük Kongresi’nde parti programına Prof. Dr. Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ni alıyor, orada ilan edilen kayıtlı gerçek aynen şudur:

”Devletler piyasadaki para ihtiyaçlarını kendi “milli para”larıyla sağlarlarsa, ülke içinde yabancı para ihtiyacı azalacak ve yüksek faizle borçlanmak zorunda kalınmayacaktır.”

Prof. Dr. Baş, “milli para” dediğinde; bu ifadesinin altı, bir kütüphaneye sığmayacak kadar formül, proje ve kaynak çalışması ile dolu…

Bu bağlamda Prof. Dr. Baş, ilmin, hikmetin, çözüm siyasetinin, tecrübe edilmiş milli ekonomi gerçeğinin, milli para hakikatinin tek sahibi ve yegane adresidir.

Prof. Dr. Baş’ı görmezlikten gelerek kulaktan dolma bilgilerle “milli para” veya “milli ekonomi” söylemi yutturmaya çalışmak, -teşbihte hata olmaz- kendi kendini peygamber ilan eden Müseylemetü’l-Kezzap edasıyla halkı avlamaya kalkışmaktır… Bu çok vahim bir abestir.

İbn Kayyım’ın deyimiyle, Müseyleme’yi Yemame halkı gazladı, peygamberliğini ilan etti. Birkaç münafık da Kur’an’daki Fil Suresi gibi sureleri Müseyleme’nin kulağına üfledi, o da başladı nazire olarak “el-Fîlu me’l-Fîlu ve mâ edrâke me’l-fîlu, lehu zenebun kasir ve hurtumun tavil” diye uydurmaya… Müseyleme’nin bu uydurukları ne kendine, ne de Yemame halkına hayır getirdi; helak olup gittiler(İbn Kayyım, Zâd’ül Mead, 1/500; el-Amidi, Gayetu’l-Meram, 344; el-Îcî, el-Mevakıf, 3/393).

Halkımız hep bir ağızdan, “Bizim Ankara siyaseti, milli para ve milli ekonomiyi biliyor” dese, siyaset, milli parayı veya milli ekonomiyi bilmiş olur mu? Olmaz… Bilir, demek abestir.

Veya halk, iki kere ikinin kaç ettiğini bile bilmeyen, hatta matrisi de matrix zanneden birini, çok bilinmeyenli bir denklemin yazılı olduğu tahtanın başına koyup “Yaşa varol, sen bilirsin, sen yaparsın” diye nara atsa; bu adam, kıyamete kadar tahtanın başında dursa bile denklemi çözebilir mi? Çözemez… Çözer, demek abestir.

Ekonominin “e”sinden anlamayan ve gırtlağına kadar kapitalizme batmış siyasetin, Prof. Dr. Baş’tan aşırıp veya kulaktan dolma laflara sarılıp “milli para” ve “milli ekonomi”den dem vurmasından medet beklemek, işte böylesi abeslerdir.

Böylesi abeslerle iştigal ve vakit kaybı, ancak terör maşalarına ve onların sömürgeci küresel şeflerine fayda sağlar.

Türkiye’nin 15 yıllık ağır tablosu, aynı süreçte Rusya ve BRICS ekonomilerinin Prof. Dr. Baş’ın modeliyle şahlanma tecrübesi, devlet aklı ve geleneği, çıkış yolunun Prof. Dr. Haydar Baş’tan geçtiğini gösteriyor… Abesle iştigal yerine hikmetli siyaset şart.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Mayıs 2017 Kulu iflas ettiren kul hakları
    • 11 Mayıs 2017 İngiliz lağım boruları
    • 9 Mayıs 2017 Karamanın oyunu
    • 5 Mayıs 2017 Yalan dünya
    • 4 Mayıs 2017 Ehl-i Beyt soylu erenler
    • 3 Mayıs 2017 Devlet içinde ecnebi derebeylikler
    • 2 Mayıs 2017 İşçiler yanlış adreste geziniyor
    • 28 Nisan 2017 Cemalinle ferahnak et Ki yandım Ya Resulallah
    • 27 Nisan 2017 Kuşatma altındaki Türkiyenin ufku
    • 26 Nisan 2017 Toplumu bozan takım
    • 20 Nisan 2017 Allaha savaş açmış bir İslam toplumu
    • 12 Nisan 2017 Siyaset ve feraset
    • 17 Mart 2017 Köyü sahipsiz bıraktın ey milletim!
    • 16 Mart 2017 Hz. Peygamber cehri zikrederdi
    • 15 Mart 2017 Dostluk helali paylaşmaktır
    • 12 Mart 2017 Hz. Hifa ve Süheyb
    • 10 Mart 2017 Modern tıbbın şaşkınlığı
    • 9 Mart 2017 Can evimizde can çekişiyoruz
    • 8 Mart 2017 Kırk yıllık Kani
    • 4 Mart 2017 Çayelinin Nasreddin Hocası


     


    28827 µs