Piyasalar

14 Aralık 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
26 Aralık 2016

Ana haberi okumak



Son dönemde basın yayında yer alan haberlere şöyle bir göz atalım. TSK, Suriye'de çatışıyor. İçeride yaşanan terör saldırıları, vatandaşta ciddi bir endişeye yol açtı. Dini ve etnik farklılıklar sürekli kaşınıyor. Ülke, ekonomik olarak ciddi bir darboğaz içinde… Buna karşılık zam, ceza ve faiz artırımı ile fatura millete çıkartılıyor. Haberlerin önemli bir bölümünde cenaze namazları ve şehitlerin hayatlarından duygu dolu kesitler yer alıyor. Kısacası Türkiye ciddi bir ateşin içerisindedir. Bu yaşananlar ülkemizin bir cadı kazanına döndüğünü gösteriyor.

Bugün Cumhurbaşkanı tarafından, hükümet ve muhalefet tarafından şu veya bu vesile ile ülkemizin bölünme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Diyarbakır'ın, Ankara'nın tehdit altında olduğu ifade ediliyor. Yetmedi Sevr’in yeniden hortlatıldığından bahsediliyor. Tamam da kardeşim ülkemiz bu meclis aritmetiği ile bugünlere getirilmedi mi? Bu insanların uyguladığı siyaset ile bugünlere gelinmedi mi?

Elbette evet; iktidar olarak, muhalefet olarak elbirliği ile bunlar ülkemizi bu hale getirdiler. Bütün bunlara karşılık hükümet olsun, TBMM’deki muhalefet olsun bunların bir tek çözümleri dahi yoktur. Çözüm yaklaşımları, ekonomik kriz karşılığında TL’nin önündeki altı sıfırı atmak gibidir; çare özde değil sözde aranmaktadır. Bugün yaptıkları dün yaptıklarının devamından başka bir şey değildir.

Haydar Baş Hocamızın dedikleri dinlenseydi, Haydar Hocaya yetki verilseydi, bugün yaşadığımız hiçbir olumsuzluğu yaşamayacaktık. Ülkemizin bölünme riski, askerlerin şehadet haberleri olmayacaktı; ekonomik olarak zam, faiz ve ceza artırımı haberleri gündemimizi işgal etmeyecekti. Bugün bir Şii-Alevi-Sünni çatışmasından bahsedilmeyecekti.

Bizi yönetenlere de yöneticileri seçenlere de bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Bu bir tarihi sorumluluktur.

İş işten geçmeden Haydar Hocanın ‘Sosyal Devlet, Milli Devlet’ tezini hayata geçirmek zorundayız. Haydar Hocanın devlet anlayışında milletine hizmeti merkeze alan devlet anlayışı vardır. Kapitalizmde olduğu gibi merkezinde kapital sahiplerinin olduğu bir devlet değil, komünizmde olduğu gibi merkezinde politbüronun olduğu bir devlet anlayışı da değil.

Sonuç olarak, madem ülkemiz tarihi bir dönemeçte varlık yokluk mücadelesi veriyor, o halde benlik iddiasından vazgeçerek çözümün adresi Prof. Dr. Haydar Baş Hocaya odaklanmak zorundayız.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?


     

    En Çok Okunan Haberler

    15916 µs