Piyasalar

21 Şubat 2017, Salı tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
26 Aralık 2016

Ana haberi okumak



Son dönemde basın yayında yer alan haberlere şöyle bir göz atalım. TSK, Suriye'de çatışıyor. İçeride yaşanan terör saldırıları, vatandaşta ciddi bir endişeye yol açtı. Dini ve etnik farklılıklar sürekli kaşınıyor. Ülke, ekonomik olarak ciddi bir darboğaz içinde… Buna karşılık zam, ceza ve faiz artırımı ile fatura millete çıkartılıyor. Haberlerin önemli bir bölümünde cenaze namazları ve şehitlerin hayatlarından duygu dolu kesitler yer alıyor. Kısacası Türkiye ciddi bir ateşin içerisindedir. Bu yaşananlar ülkemizin bir cadı kazanına döndüğünü gösteriyor.

Bugün Cumhurbaşkanı tarafından, hükümet ve muhalefet tarafından şu veya bu vesile ile ülkemizin bölünme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Diyarbakır'ın, Ankara'nın tehdit altında olduğu ifade ediliyor. Yetmedi Sevr’in yeniden hortlatıldığından bahsediliyor. Tamam da kardeşim ülkemiz bu meclis aritmetiği ile bugünlere getirilmedi mi? Bu insanların uyguladığı siyaset ile bugünlere gelinmedi mi?

Elbette evet; iktidar olarak, muhalefet olarak elbirliği ile bunlar ülkemizi bu hale getirdiler. Bütün bunlara karşılık hükümet olsun, TBMM’deki muhalefet olsun bunların bir tek çözümleri dahi yoktur. Çözüm yaklaşımları, ekonomik kriz karşılığında TL’nin önündeki altı sıfırı atmak gibidir; çare özde değil sözde aranmaktadır. Bugün yaptıkları dün yaptıklarının devamından başka bir şey değildir.

Haydar Baş Hocamızın dedikleri dinlenseydi, Haydar Hocaya yetki verilseydi, bugün yaşadığımız hiçbir olumsuzluğu yaşamayacaktık. Ülkemizin bölünme riski, askerlerin şehadet haberleri olmayacaktı; ekonomik olarak zam, faiz ve ceza artırımı haberleri gündemimizi işgal etmeyecekti. Bugün bir Şii-Alevi-Sünni çatışmasından bahsedilmeyecekti.

Bizi yönetenlere de yöneticileri seçenlere de bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Bu bir tarihi sorumluluktur.

İş işten geçmeden Haydar Hocanın ‘Sosyal Devlet, Milli Devlet’ tezini hayata geçirmek zorundayız. Haydar Hocanın devlet anlayışında milletine hizmeti merkeze alan devlet anlayışı vardır. Kapitalizmde olduğu gibi merkezinde kapital sahiplerinin olduğu bir devlet değil, komünizmde olduğu gibi merkezinde politbüronun olduğu bir devlet anlayışı da değil.

Sonuç olarak, madem ülkemiz tarihi bir dönemeçte varlık yokluk mücadelesi veriyor, o halde benlik iddiasından vazgeçerek çözümün adresi Prof. Dr. Haydar Baş Hocaya odaklanmak zorundayız.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?
    • 26 Aralık 2016 Ana haberi okumak
    • 21 Aralık 2016 Şimdi de Rus Büyükelçisine suikast
    • 30 Kasım 2016 Faiz mikrobundan kurtulmak gerekir
    • 24 Kasım 2016 Şangay 5lisinde ne kadar samimiler?
    • 22 Kasım 2016 Bu vebalin telafisi nasıl olacak!
    • 18 Kasım 2016 Dün askeri bugün ise ekonomik işgal
    • 11 Kasım 2016 Rusya, Amerika ve Türkiye
    • 3 Kasım 2016 Attila İlhan, Haydar Baş ve ulusal hareket
    • 6 Ekim 2016 Mezhepleri çatıştırmak istiyorlar
    • 28 Eylül 2016 Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Baş
    • 22 Eylül 2016 Daha ne zamana kadar direnebilirsiniz ki?
    • 3 Eylül 2016 Cerablus bir tuzak mıdır?
    • 20 Ağustos 2016 Niçin kandırılıyorsunuz?
    • 13 Ağustos 2016 Üzülelim mi sevinelim mi?


     


    16822 µs