Piyasalar

18 Aralık 2017, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Aziz Karaca
Yeni Mesaj Gazetesi

Aziz Karaca
12 Ocak 2017

Birileri onu o da sizi kandırıyor



Diyelim ki bu günlerde yoğun bir biçimde tartışılan “başkanlık” konusunda yeterli araştırmanız yok ve ülkeye ne getirip ülkeden ne götüreceğini de bilmiyorsunuz.

O zaman bu konuyu gündem eden ve ısrarla, ille de “başkanlık” diyen, yandaşlarına da “ya başkanlık ya kaos” şeklinde abuk-subuk manşetler attıran iktidar partisinin siciline bakacaksınız.

“Yaptıkları yapacaklarının habercisidir” ölçüsünden hareketle iktidarın on beş yılını masaya yatırıp dikkatli bir gözle inceleyeceksiniz ve bu “başkanlık” ısrarının kimin ne işine yarayacağına, ülkeye hayır mı şer mi getireceğine karar vereceksiniz.

Bir kere on beş yıldan beri güya hep aldatılan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Sürekli kandırılıyor ve dolayısıyla milleti de sürekli kandırıyor.

On yıl boyunca yolları beraber yürüdükleri, yağmurlarda beraber ıslandıkları “paralelciler” tarafından aldatıldıklarını ne yazık ki on yılın sonunda itiraf ettiler. Farkına vardıklarında maalesef, bütün kaleler zapt edilmiş, tersaneler teslim alınmış ve 15 Temmuz gibi bir felaketin eşiğine gelinmişti.

On yıl boyunca kandırıldığını, arkadan hançerlendiğini ancak on yılın sonunda fark edebilen bir iktidar partisi şimdi kalkmış “başkanlık” sistemini öneriyor.

Otuz yıldan beri ülkemizin baş belası olan PKK terör örgütü ki bunlar iktidar olduğunda bitirilmiş, kolu-kanadı kırılmış vaziyette idi, yine bu örgüt tarafından kandırılarak kendisine yeni yollar açtı, yeniden kurulup palazlanacak kadar imkanlar elde etti, çözüm süreci hikayesini bu iktidara kabul ettirerek şehirleri cephanelik haline soktu ve gelinen hazin nokta herkesin malumu.

Bu gün “başkanlık” sistemini teklif eden bu iktidar, Oslo sürecinde kandırıldı, bu ülkeye bir Habur rezaleti yaşattığında kandırıldı, Çözüm süreci hikayesine yutarak kandırıldı, valilere operasyon yapmayın talimatı verdiğinde kandırılmıştı.

Bu iktidar partisinin en yetkili ağızları; “güzel şeyler olacak” dediğinde milleti kandırmıştı, “umutlar yeşerdi” dediklerinde milleti kandırmışlardı.

Yani otuz yıldan beri mücadele edilen terör örgütü tarafından bilmem kaçıncı defa kandırıldı ve milleti de haliyle kandırdı, şimdi böyle bir sicile sahip olan bir iktidar partisi ey millet senin huzuruna “başkanlık” teklifi ile dikilmiş durumda, buyur kararını sen ver.

Dış politikada kandırılma örneklerini eksiksiz sayabilmek için kalınca bir kitap yazmak gerekiyor.

Sadece, Suriye konusunda son günlerde en tepedeki isimlerden gelen itiraflar, “yanlış yaptık, baştan beri yanlışlar içindeydik” tarzındaki açıklamalar bile bu iktidarın her an kandırılmaya ne kadar müsait olduğunu gösteriyor.

Başkanlık konusundaki ısrarında birileri tarafından kandırılmadığını nerden bileceğiz?

On beş yıllık karnesi kandırılma hikayeleri ile dopdolu olan bir iktidar partisi şimdi kalkmış, daha iyi günler gelecek, daha müreffeh bir hayata kavuşacağız vadiyle ille de “başkanlık” deyip duruyor.

Bu milletin Milli Ordusuna paralelciler tarafından “kumpas” kurulurken yanılan ve kumpasçıların emrine giren, dış politikanın nerdeyse tamamında çuvallayan, Libya konusunda haçlı-işgalcilerin oyununa gelen, Rus uçağının düşürülmesinde kandırılıp acayip açıklamalar yapan, Mavi Marmara konusunda “8” rakamına rahmet okutacak kadar zik-zaklar çizen bir iktidar partisi şimdi kalkmış “başkanlık” sistemini her derde deva diye takdim ediyor.

Kandırılmaya doymamış olanlar, kandırılmaktan ötürü başları dönmemiş olanlar buyursun.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Yüksek yüksek tepeler, kulaklarda küpeler
    • 10 Ekim 2017 Hezeyanları hazmetmek için
    • 28 Eylül 2017 Dağlar kadar hüzün ortada iken
    • 26 Eylül 2017 'Başımı alabilirsiniz ama benden biat alamazsınız'
    • 25 Eylül 2017 Sünnilik sünger çekmek midir zulümlerin üstüne?
    • 23 Eylül 2017 Geldi yine mah-ı matem
    • 22 Eylül 2017 O yiğitler ki
    • 17 Eylül 2017 Verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü
    • 14 Eylül 2017 Kadir-kıymet bilmeyenin bilgisinden ne olur?
    • 13 Eylül 2017 Zilhicceden sonra Muharrem gelir
    • 12 Eylül 2017 Mesele mezhep meselesi olmaktan çok öte
    • 8 Eylül 2017 Adil olmaya çağrılıyoruz
    • 6 Eylül 2017 Buzları eritecek formül
    • 5 Eylül 2017 Tarifsiz bir tarih ziyafeti
    • 28 Ağustos 2017 İki kurban arası Derinleşen ayrılık yarası
    • 27 Ağustos 2017 Sor utanmaz sor
    • 24 Temmuz 2017 Yüzyıl evvel yüzyıl sonra
    • 21 Temmuz 2017 Bu vebal ilim sahiplerinin boynundadır
    • 19 Temmuz 2017 Bir meczup imam oldu arkası cemaatle doldu
    • 18 Temmuz 2017 Tarihe not düşmek adına


     

    En Çok Okunan Haberler

    40699 µs