Piyasalar

28 Nisan 2017, Cuma tsi
°C

En Sıcak Konular

Muharrem Bayraktar
mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Muharrem Bayraktar
12 Ocak 2017

Anayasso, Anayasso!



Bu satırları yazarken Anayasa değişikliği paketinin iki maddesi TBMM’den geçmişti. Sırasıyla bütün maddeler oylanıyor. Anayasa değişiyor ama milletin henüz ne olup bittiğinden haberi yok. Hangi madde ne getiriyor, ne götürüyor halkın pek bilgisi yok.

Çünkü halkın temel sorunları geçim, terör ve işsizlik olarak sıralanıyor. Vatandaş, ülkenin temel sorunları arasına Anayasa değişikliğini ilk 10 madde arasında bile sokmuyor.

Her gün bir şehrinde terörist saldırılara maruz kalan bir halkın “Anayasayı değiştirelim de rahat edelim diye bir sevinç duyması mümkün değil.

Ya da eve ekmek götüremeyen bir vatandaşın “Anayasa değişsin de rahat edelim” diye bir umuda kapılması mümkün değil.

Keşke bütün halkın sahiplendiği ve vatandaşın geleceğe dair büyük umutlar duyduğu bir zeminde Anaysa değişikliği oylanabilseydi.

Ne böyle bir zemin, ne böyle bir ortam, böyle bir umut var.

Her gün sokaktayım ve her gün vatandaşın nabzını tutuyorum ama henüz “Anayasada hangi maddenin kalkacağını yerine hangi maddenin geleceğini” bilen bir kişiye rastlamadım.

Ülkenin geleceğini belirleyecek olan bir Anayasa değişikliğine böylesine uzak bir toplumsal zemine sahip olmamız üzüntü verici.

Aklımıza ister istemez, Şemsi Belli’nin, Doğu’nun sert ikliminden Ankara’ya giden feryadını anlatan Anayasso şiiri geliyor. Şemsi Belli’nin şiirindeki “Hasso” için Ankara demek “Anayasso” demektir. Hatırlatalım mı iki kıtasını:

 

“ Gul, gurban olduğum Hökümet Baba!

Baa bir alfabe veremez miydin?

Gara dağlar gar altında galanda

                       Ben gülmezem

                       Dil bilmezem

Şavata'dan Hakkari'ye yol bilmezem

Gurban olam, çaresi ne, hooy babooov ?

* * *

Yerin, yurdun adresesin bilmirem

Angara'da: Anayasso !

Ellerinden öpiy Hasso

Yap bize de iltimaso

Bu işin mümkini yoh mi hooy baboov?”

 

Şemsi Belli, 1968 yılında yani 48 yıl önce yazdığı “Anayasso” şiirinden sonra bugün yine Anayasayı konuşuyoruz. Bugün yine tıpkı 48 yıl önceki gibi Ahmet’lerin, Mehmet’lerin, Hasso’ların “Anayasa”ya el açarak “bizi bu durumdan kurtar” diye yalvardığı, Anayasayı devletin bizatihi kendisi olarak gördüğü ama ne olduğunu bilmediği bir bilgi zafiyeti içindeyiz.

Ve bugün yine yoğun bir iktisadi bunalım yaşıyoruz.

Anayasa değişikliğini her ne şekilde yaparsak yapalım keşke halkın bu değişiklikten haberdar olduğu kültürel ve toplumsal bilinci üreten bir eğitim düzeyi oluşturabilseydik.

Bu düzey, bin tane Anayasa değişikliğine bedel olurdu.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Nisan 2017 Çakma büyüme çökmeye götürmesin
    • 26 Nisan 2017 FETÖ, diyalog ve ötesi
    • 19 Nisan 2017 Referandumun ardından
    • 18 Nisan 2017 Pedaliza ve seçimler
    • 6 Nisan 2017 Katil tohumların istilası
    • 5 Nisan 2017 Referandumun kaybedeni kim olacak?
    • 4 Nisan 2017 Bu terörün sorumlusu kim?
    • 29 Mart 2017 İstihdam seferberliği
    • 24 Mart 2017 Ülker Grubuna dokunacak bir savcı var mı?
    • 23 Mart 2017 Artık Arap ligindeyiz!
    • 22 Mart 2017 GDOlu yalanlar ve Ülker
    • 21 Mart 2017 Atatürksüz Çanakkale
    • 18 Mart 2017 Şimdi de Bulgarlar
    • 14 Mart 2017 Batı ne yapmaya çalışıyor?
    • 9 Mart 2017 İsrail ve mücahit dostluğu
    • 8 Mart 2017 Hedef Türkiye
    • 4 Mart 2017 Savaşın gölgesinde
    • 2 Mart 2017 Müslüman kendini kandırmamalı
    • 1 Mart 2017 Domates ve siyaset
    • 28 Şubat 2017 ABDnin dostluğu bu kadar


     

    En Çok Okunan Haberler

    17621 µs