Piyasalar

15 Haziran 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
14 Ocak 2017

Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?



Prof. Dr. Haydar Baş, 1 Kasım 2015 tarihindeki genel seçimden sonra yaptığı açıklamada "Türkiye'yi zifiri karanlığa gömdünüz, içinden çıkmanız da asla mümkün değildir. Net konuşuyorum, içinden çıkmanız asla mümkün değildir" dediği zaman yeni bir tanımlama ile karşılaşmıştık.

Daha önce birçok erken uyarılarına ve ikazlarına muhatap olan Türk milleti, bu defa yepyeni bir kavram ile karşı karşıya kalmıştı. 

Neydi bu zifiri karanlık?

Öyle ya, bugüne kadar tespitleri harfiyen doğru olarak çıkan Haydar Hoca ‘zifiri karanlık’ ifadesi ile de sosyolojik mi, ekonomik mi, yoksa siyasi bir analiz mi yapmıştı?

Aradan geçen kısa süre içerisinde bu kavramın ne anlama geldiği anlaşılmaya başlandı.

Ülke bütün şubeleri ile zifiri karanlığın içine girmiş durumda.

Bu konuda örnekleri arttırmak mümkün ancak sadece Türk lirasının değer kaybedişi bile karanlığın boyutlarını göz önüne serecektir.

TL süratle değer kaybına uğramıştır. Her ne kadar dolar karşısında değer kaybı çok gündem edilse de, bu kayıp sadece dolara karşı değildir.

Türk lirası döviz karşısında yıpranmıştır.

Bazı aklı evveller biz ekmeği dövizle almıyoruz gibi ucuz mantıkla konuşsalar da, ülke ekonomisinin yabancı ürünlere bağımlılığı, devletin döviz cinsi ile borç alması, dövizin yurt içinde geçer akçe olması sonucu ülkemiz zaten dövizin boyunduruğu altındadır.

Milletin emek ve üretimi sadece ve sadece yabancı ülkelerin kâğıdına değer kazandırarak onu para haline getirmektedir.

TL’nin değeri dövize endekslidir ve her gün bu değer ülkemizin boynuna geçirilmiş ilmek gibi çekilmektedir.

Hükümet maalesef uzun yıllar boyu, güya ekonomik başarılarını döviz karşısında TL’nin değer kaybetmemesini şahit göstererek anlatmıştır.

Dövizin sabit olduğu yıllar siyasette ve diplomasi de taviz verilen yıllardır. Maalesef hükümet bunu görememiştir.

Ülkemizde uygulanan BOP kapsamında artık vurucu adımlar atılacaktır. Bunlardan birisi de dövizdeki önlenemeyen yükselmedir.

Çözüm adına atılan adımlar da ateşe körükle gitmek gibi olmaktadır.

Hükümetin aldığı her tedbirde dövizin ve altının ateşi daha da yükselmektedir.

Dövizdeki artışı henüz milletimiz tam anlamı ile anlayamamıştır. Bunun hayatın akışına etkilerini hissettikçe işin vahametini daha iyi anlayacaktır.

Burada millet sonuçlar üzerinde yoğunlaştırılarak sebepler gizlenmeye çalışılsa da bu uzun sürmeyecektir. İnsanlar artık sebepleri sorguladıklarında bunun sebebinin dışa bağımlı ve milli projelerden mahrum bir siyasetten kaynaklandığını göreceklerdir.

Döviz endeksli bataklıktan kurtulmanın tek yolu Prof. Dr. Haydar Baş hocanın uzun yıllardan beri anlattığı milli paradır.

Milli para, millete ait para demektir.

Milletin emek ve üretimi karşılığı tedavüle giren para demektir.

Senyoraj hakkını kullanabilen bağımsız bir devlet demektir.

Parasını sosyal devlet anlayışı ile milletine veren devlet demektir.

Döviz kurunu dalgalı değil de sabit kur şeklinde uygulayabilen devlet demektir.

Netice şudur, ancak Haydar Hoca ve Milli Ekonomi Modeli’nin uygulandığı yerde milli paradan bahsedebilir.

Ezcümle zifiri karanlıktan çıkmanın tek yolu Haydar Baş Hoca ve Milli Ekonomi Modeli’nin güneş gibi etrafı aydınlatması ile mümkün olacaktır.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1522230 µs