Piyasalar

23 Nisan 2017, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Murat Çabas
Yeni Mesaj Gazetesi

Murat Çabas
14 Şubat 2017

Münbiç ve Rakka Astana süreciyle çözüme kavuşturulmalı



 Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO birlikleri Suriye’nin kuzeyindeki El Bab ilçe merkezinin yüzde 40’ını ele geçirdi. Böylece TSK ve ÖSO ilçe merkezinin 1,5 kilometre içine girmiş oldu; kentin batısı ve güneyinde ilerlemeye de devam ediyor. El Bab’da büyük ölçüde kontrolün sağlanmasının ardından şimdi gözler Münbiç ve Rakka’ya çevrildi.
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, El Bab operasyonunun başarılı bir şekilde neticelenmesiyle Fırat Kalkanı Harekatı’nın hedefine ulaşmış olacağını açıklamasına karşın, Cumhurbaşkanı Erdoğan El Bab'ın nihai hedef olmadığını ifade ederek, "DEAŞ'ın asıl merkezi El Bab değil Rakka" dedi. Kurtulmuş’un açıklamalarına da "Orada bir iletişim sıkıntısı olabilir. El Bab'dan sonra durmak… Böyle bir şey yok" diye cevap verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye'deki güvenli bölgeler konusunda da ABD Başkanı Trump ile konuştuklarını açıklayarak, "Hedef burada (Suriye), 4-5 bin kilometrekarelik bir terörden arındırılmış güvenli bölgedir" dedi. Erdoğan, oluşturulacak güvenli bölgelerde yeni şehirler kurma fikrini Trump'a önerdiğini de dile getirdi.
Erdoğan ayrıca, şunları söyledi: 
“Ateşkesin tahkim edilmesi, güçlendirilmesi gerekiyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak meşruiyet zemini güçlü bir siyasi geçiş sürecinin hayata geçirilmesi şarttır.”
 “Fırat Kalkanı operasyonu ile DEAŞ ve PYD’nin bir bölümünü sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Şimdi El Bab’ı da DEAŞ’tan temizlemek suretiyle attığımız adım bir hedefe kilitlenmiştir. Sonrasında doğuya yönelerek Münbiç ve Rakka’da eğer koalisyon güçleriyle adımı atarsak terörden arındırılmış güvenli bölgeye ağırlıklı olarak Arap kardeşlerimiz ve Türkmenler yerleşme imkanı bulacaklardır.”
Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamalarından anlaşılıyor ki, Türkiye bir taraftan Rusya ve İran’la beraber Astana’da temeli atılan ateşkes ve barış sürecini devam ettirmek istiyor, bir taraftan ABD’ye rağmen Münbiç’ten PYD’yi temizlemek istiyor, diğer taraftan da ABD ve koalisyon güçleriyle Rakka operasyonuna dahil olmayı hedefliyor.
Ve buradaki nihai amaç, 5 bin kilometrekarelik bir güvenli bölge oluşturup bu bölgeye Suriyeli mültecileri yerleştirmek… Tabi, denklem oldukça zor… Münbiç’teki PYD unsurları ABD’nin koruması altında ve ABD onlara sürekli silah, mühimmat ve zırhlı araç yardımı yapıyor. PYD’ye Rakka operasyonu için verildiği söylenen zırhlı araçların bir bölümünün Münbiç’in savunmasına kaydırıldığı ifade ediliyor.
PYD, El Bab’dan sonra sıranın Münbiç’e geleceğini bildiği için şehrin etrafına hendekler kazmaya başladı. Bir yandan DEAŞ tarafından daha önce yapılan hendekler faaliyete geçiriliyor, diğer yandan eksik olan bölgelerde yeni hendekler kazılıyor.
Tabi, sadece hendek kazılmıyor, aynı zamanda mayınlama çalışması da yapılıyor.
Münbiç Yerel Meclisi Başkanı Munzir el Sellul, ilçede 2 binden fazla PYD'linin bulunduğunu ve örgüte yeni eleman kazandırma amaçlı kamplarda eğitimin sürdüğünü söyledi.
Rakka operasyonunda da ABD, kara gücü olarak PYD’yi kullanmak istiyor. Bu konuda da Türkiye’nin rahatsızlığı var. PYD’nin bu operasyonda kullanılması demek, Rakka’nın PYD’ye teslim edilmesi anlamını taşıyor.
Türkiye, El Bab ve Halep konusunu Astana süreciyle sorunsuz ya da az sorunlu bir şekilde halletmeye çalışırken, Münbiç ve Rakka konusunu da ABD ve koalisyon ile çözmeye çalışıyor. Bu noktada, Rusya’nın adımı önemli… Çünkü Rusya, ısrarla ABD’nin Astana sürecinde olmasını istiyor. Çünkü ABD’nin Astana sürecine katılmaması demek, PYD sorununun çözüme kavuşmaması demek, Suriye’de toprak ve millet bütünlüğünün sağlanmaması demek…
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Washington’un Astana’da düzenlenecek Suriye görüşmelerine davet edildiğini açıkladı. İlk zirveye de davet edilmişti ama ABD sadece gözlemci sıfatıyla Kazakistan Büyükelçisi’ni göndermişti.
Türkiye, eğer olumlu bir netice almak istiyorsa, Münbiç ve Rakka konusunu da Astana süreciyle çözülmesini teşvik etmelidir.
Şunu unutmayalım ki Astana süreci olmasaydı, El Bab’da Suriye ordusu ile karşı karşıya gelmemiz an meselesiydi. Koordinasyona rağmen bazı sorunlar yaşandı, bir de hiç koordinasyon olmasaydı kim bilir ne olurdu?
Münbiç’te karşı karşıya geleceğimiz irade sadece PYD olmayacaktır. Bu sebeple yalnız kalmamak gerekir.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2017 Sınırsız yetki tamam sıra icraatta
    • 19 Nisan 2017 Gerilim azaltılmalı uzlaşı şart
    • 18 Nisan 2017 'Türkiyede her güzelin önünü biz açtık'
    • 13 Nisan 2017 Denge politikası mı manda politikası mı?
    • 12 Nisan 2017 Millet olma vasfımızı kaybettik
    • 11 Nisan 2017 İnkar edilen, Allahın gerçekleridir
    • 7 Nisan 2017 Musul da Barzaniye hazırlanıyor
    • 6 Nisan 2017 Yunanistan, adalarımızda savaş hazırlığı yapıyor
    • 5 Nisan 2017 ABDye yakınlık, terör ve bölünme demek
    • 4 Nisan 2017 Kerkükte yaşananlarda hiç payımız yok mu?
    • 3 Nisan 2017 ABD Musulda savaş suçu işliyor
    • 31 Mart 2017 Musulda katliam Kerkükte oldu-bitti
    • 30 Mart 2017 ABD ve İsrail, terör saldırılarını nasıl bilir?
    • 29 Mart 2017 Bugün Musul yarın Diyarbakır
    • 28 Mart 2017 ABD gibi dostun varsa düşmana ne gerek var?
    • 27 Mart 2017 Düşmanın dostundan stratejik müttefik olur mu?
    • 26 Mart 2017 Müslümanlar terör bahanesiyle katlediliyor
    • 24 Mart 2017 ABD, Rusyayı Türkiyeye karşı kullanıyor
    • 23 Mart 2017 Filistinlilerin kaderini yaşamak
    • 22 Mart 2017 Barzaninin Suriye versiyonu


     


    16716 µs