Piyasalar

27 Mart 2017, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Mustafa Aslan
Yeni Mesaj Gazetesi

Mustafa Aslan
16 Şubat 2017

Çığlıklar mı sessiz kulaklar mı sağır?



 Devletin haddi/hududu, sınırı olur. Hududun sûru, sûrun kapısı olur.
Kapının kilidi, kilidin anahtarı olur. Mes’ele anahtarı elinde tutanın içeriden mi, dışarıdan mı olduğundadır.
Anahtar elinde olan içerdense ve kapıyı hırsıza, arsıza, uğursuza açarsa; kapı ne yapsın, sûr ne yapsın, devlet ne yapsın?
İnsanın; beyni olur, aklı olur. Aklı olanın, kalbi olur, gönlü olur.
Kalbin kulağı, gönlün gözü olur. Kişinin kalbi, gözü, kulağı mühürlenmişse;
Kulak ne yapsın, göz ne yapsın, gönül ne yapsın?
Milleti anlamamaya, anlaşmamaya, kamplaşmaya mecbûr ediyorlar sanki!
Millet anlamazsa, anlaşmazsa, kamplaşırsa çıkan kargaşadan kime ne yarar gelir? Biz bu karmaşayı daha önce yaşamadık mı?
***
Artık ölüm haber değil! Şehitlik, sıradanlaştı!
Fırat Kalkanı Harekatı başladı başlayalı altmıştan fazla Şehidimiz var Allah hepsinden razı olsun. Kabirleri nûr, makamları âlî olsun. Resulullah (s.a.a.) ‘a, Ehl-i Beyt’e komşu olsunlar. İnşallah bize haklarını helal etsinler.
Meselâ Fırat Kalkanı Harekatı Şehitlerimizden Uzman Çavuş Emin Güngör Rahmetlinin 15 yaşındaki Kızı Miraç’ın; 
“Dayanamıyorum Baba, inan dayanamıyorum. Çok hayalimiz vardı, ne güzel hayallerimiz vardı. Hani hep derdin ya, bi asker ol da göğsümü gere gere benim kızım asker diyeyim. Bide arada teğmen Miraç diye seslenirdin nasıl gaza gelirdim anlatamam. 
Kim beni destekleyecek bu kadar. Sanki her şey bi kabustan ibaret senin o uçaktan inişin, askerlerin seni taşıması, göğsümde yazan Şehit Emin Güngör yazısı. Niye bu kadar erken, isyan etmek istemiyorum ama ülke de bu kadar şerefsiz varken niye sen.
Benim artık koşulsuz şartsız güvenebileceğim bi erkek yok hayatımda. Ya da kapı gibi babam var bana bi şey olmaz diyemiycem. O kadar çok istiyorum ki son kez sarılmak, doya doya öpmek, o güzel yüzünü son kez görmek istiyorum. Baba çok mu yandı canın, çok mu can çekiştin.
Ben dün açmıycağını bildiğim telefonunu aradım, görmüyeceğini bildiğim bir sürü mesaj attım. Hala şaka gibi geliyor sanki yine arıycam yeni paylaştığım fotoğrafa laf edeceksin, yaptığım makyaja, giydiğim kıyafete huysuzlanıcaksın. Yine telefonla çok oynamama kızıcaksın.
Baba umarım kalbini kıran bi söz söylememişimdir. Seni çok seviyorum biliyorsun demi çok seviyoruz. Sen bizi hep izliyorsun onu da biliyorum.
O kağıdı mezarına mı bıraksam yoksa bende mi kalsa bilmiyorum. Hayalim gelince boynuna atlayıp vermekti. Olmadı. Ve hakkını yiyenlerin vicdanını rahatlatmak için yapmacık üzüntüleri ayrı bi olay. Bunun öbür dünyası var baba üzme kendini. Dün gece çok çığlık attım gökyüzüne belki sesim sana ulaşır diye. (Biricik kızın.)” 
Can yakan çığlıklarından kaçımızın haberimiz oldu?
Bu çığlığı duyan kaç kişi, çığlığına ortak oldu Miraç Kızımızın?
Çığlıklar mı sessiz, kulaklar mı sağır?
Elbette Vatan-Millet-Devlet sevgisinin bedeli candır biliriz!
Elbette; “Kahramanlar can verir/Yurdu yaşatmak için.” Biliriz!
Türk Milleti olarak; can verip şân almayı biliriz. Can cerip şân alanlarımızın kıymetini de biliriz!
“Kahramanı olmayan ve kahramanı ölmeyen toplumlara millet denilmez” diye yıllardır Türk’çe haykırırım. 
Şehitlerin Mukaddes Kabirlerinin Vatan Tapusu olduğunu da biliriz.
Ama bilerek-bilmeyerek; reel politika ile ilm-i siyaseti aynı zannetmeniz yüzünden Şehit Ailelerinin canını ve Türk Milletinin vicdanını incittiğinizi de birilerinin söylemesi lazım...
“Ten fânidir, can ölmez, gidenler gine gelmez,
Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.”
(Yunus Emre).
“İNSAN; GÖNÜLDÜR, GÖNÜL..” Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Mart 2017 Atatürkün anlatımıyla Çanakkale savaşları
    • 19 Mart 2017 İnsandan insana, insansa...
    • 14 Mart 2017 Anam bana kör dedi!
    • 13 Mart 2017 Söyle-ni-yorum-2
    • 10 Mart 2017 Hala iyiler varmış şükrolsun
    • 9 Mart 2017 Savaş ve insan
    • 8 Mart 2017 Ben, kim miyim?
    • 7 Mart 2017 Milli siyaset hakemliği
    • 2 Mart 2017 Sakındığımız dostluk
    • 28 Şubat 2017 Yol özel yolcu güzel
    • 23 Şubat 2017 Bizi sevin
    • 21 Şubat 2017 Güzel dünler
    • 18 Şubat 2017 Hala akletmez misiniz?
    • 16 Şubat 2017 Çığlıklar mı sessiz kulaklar mı sağır?
    • 15 Şubat 2017 Bülbül
    • 14 Şubat 2017 Gönülden gönüle yol gizli gizli
    • 13 Şubat 2017 Flaş Haber Suriye'den yine acı haber Yalnız kalabalıklar
    • 10 Şubat 2017 Evet-hayır oyunu
    • 9 Şubat 2017 Yüreğim ağrıdı
    • 8 Şubat 2017 İlm-i siyaset üzerine


     


    16696 µs