Piyasalar

26 Mayıs 2019, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Akın Aydın
Yeni Mesaj Gazetesi

Akın Aydın
18 Mart 2017

Akılda feraset gönülde furkan şart



Bu iki kavram, mümin için özel ve sosyal hayatın olmazsa olmazıdır. Maddi ve manevi huzuru için, güvenlik için, kendini sağlama almak için bu iki ölçüye sahip olmak zorundayız.

İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliği akıl sahibi olmasıdır ve feraset (ileri görüşlülük) her insanda az veya çok vardır. Furkan sahibi olmak ise sadece iman eden kulların vasfıdır.

Feraset sözlükte özetle ‘ileri görüşlü olmak’ anlamına gelir. Ne hazindir ki, bu noktada Müslümanlar, İslam Dünyası ve ülkemiz bu vasfı adeta bir kenara atmıştır. Birey olarak da, toplum olarak da, devlet olarak da hemen her alanda ileri görüşlü olmayı bırakmış ve taklitçiliğe soyunmuş vaziyetteyiz.

İnsan bazında baktığımızda Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in ta 1970’li yıllardan beri yaptığı tespit ve çağrı karşımıza çıkıyor:

“Bir ülkede o ülkenin, o milletin, o devletin kazanılmış insanı yoksa o milletin bir adım ileri gitmesi asla mümkün olamaz…  Düşünebiliyor musunuz, bizim bir Türk beyefendisi modelimiz yok, bir Türk hanımefendisi modelimiz yok. Ne oluyor?

Avrupa’ya gidiyor geliyor bakıyorsunuz olmuş Avrupalı. Amerika’ya gidiyor, geliyor olmuş Amerikalı. Yazık günah değil mi? İnsanlık tarihinde bütün insanlara örnek olmuş bir milletin, bir delikanlı, bir hanımefendi modeli yok. Böyle şey mi olur?”

Düne göre imkânlarımız, araç, gereçlerimiz çok gelişti. Ama insandan bahsediyoruz. Merhamet, şefkat, sevgi, saygı sahibi, milli ve manevi değerlerine göre hayatını yönlendiren, tarih şuuru kazanmış, bilimsel alanda kendini geliştiren bir nesil var mı? Yok.

Peki, ne var? Taklitçi bir nesil var. Giyiminden, kuşamından, konuşmasından, davranışlarından, sosyal ilişkilere kadar taklitçi bir nesil ve toplum var ortada.  

Peki, neyi, kimi taklit ediyorlar? Batıyı, Avrupa insanını. Peki, Avrupa medeniyetinin temeli nedir? Teslis inancı.

Batı dünyası bütün kurallarını teslis akidesi üzerine bina etmiştir. Bir çocuğun yemesinden içmesine, hatta tuvalet ihtiyacını gidermesine kadar. Evinden çıkıp okuluna veya işyerine gitmesine kadar... Aile hukuku ve toplumla, şahsı arasındaki hukuku, dünyaya bakışı tamamen teslis akidesi üzerine bina edilen bir medeniyet, bir kültürdür Avrupa.

Bizim medeniyetimizin, kültürümüzün temelinde ne var? Tevhit inancı. Tevhit inancı ile teslis inancı aynı bedende hayat bulabilir mi? Asla, hayır.

İşte bugün insanımızın gerek iç dünyasında gerekse sosyal hayatta mutsuzluğunun, kendini bulamamasının sebebi içinde yaşadığı tevhit, teslis çatışmasındandır. İnsanımız ne inandığı gibi yaşıyor ve ne de yaşadığı gibi inanıyor. Ömer Hayyam’ın özetlediği gibi:

“Bir elde kadeh, bir elde Kur’an. Bir helaldir işimiz, bir haram.

Şu yarım yamalak dünyada, ne tam kâfiriz ne de Müslüman.”

Neden bu hale geldik, sorusuna vereceğim ilk cevap başlıkta da belirttiğim gibi iki temel öğeyi sahiplenip, hayatımıza geçiremedik. Furkan sahibi olamadığımız için basiretimizi de kaybettik.

Furkan kelimesi özetle hakkı, batıldan ayırmaktır. Allah-u Teâlâ, Enfal Suresi 29. ayette ‘iman ettim’ diyenlere şöyle buyuruyor; “Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış (furkan) verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.”

Furkan sahibi nasıl olunur veya furkan sahibi olduğumuzu nasıl anlayacağız?

Prof. Dr. Haydar Baş şöyle der; “Debdebeli laflar, süslü kelimelerle insanlara bir şeyler anlatılabilir. Ama bunun doğru mu, yanlış mı olduğunu ne ile anlayacağız? Takva sahibi olduğumuz zaman, Allah bize, o yapılanların hangi mahiyette olduğunu ayıracak ölçü veriyor. Bizi furkan sahibi yapıyor.

Onun için bir Müslüman’ın, İslam’da da, İslam’ın kademelerinde de terakki etmesi (geliştirmesi, ilerlemesi) lazım. Nasıl olması lazım? Takva sahibi olması lazım. “İnandım” diyen Müslüman, Müslüman’dır. Ama kendisini de ciddi yanlışlardan, tehlikelerden koruması gerekiyor.

Bu tehlikelerden koruması için ne olması lazım? Furkan sahibi olması lazım. Yani hikmet sahibi olması lazım. Yanlışı doğrudan ayırması, Allah’ın muradını kavraması lazım.”

Furkan sahibi olan Müslüman’ın basireti açılır. Hayata hem kalp gözüyle, hem baş gözüyle bakar ve aklı ile doğru kararlar verir. Kendini bulur insan. Böylece mahlukun esaretinden kurtulur. Esaretten kurtulmanın diğer adı özgürlüktür, mutluluktur. Özgür ve mutlu insanların oluşturduğu bir toplum ve de oluşturduğu devlete ne AB, ne ABD ne de bir başkası yan gözle bakmaya bile cesaret edemez.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Müfredattan FETÖ izleri silindi mi?
    • 10 Ekim 2017 Milyonerler ülkemizden kaçıyor
    • 28 Eylül 2017 Cebimize ne kadar çok akrep koymuşuz
    • 25 Eylül 2017 Kimin için bedel ödüyoruz!
    • 24 Eylül 2017 Diziler mi toplumu toplum mu dizileri yansıtıyor?
    • 23 Eylül 2017 O iki vekil ihraç edilecek mi?
    • 22 Eylül 2017 ABD sendromuna tamam mı, devam mı?
    • 21 Eylül 2017 RTÜK, siyasetçilere sansür uygulamalı
    • 18 Eylül 2017 Haçlının hesabı
    • 15 Eylül 2017 Hükümetin kararı NATO lehine mi, Türkiye lehine mi olacak?
    • 14 Eylül 2017 Fatih, Allahın hükmünün karşısına hüküm koymuştur
    • 13 Eylül 2017 Kadim dost ABD neden ortalığa koku salıyor?
    • 10 Eylül 2017 Hani AB üyelik sürecini referanduma götürecektiniz?
    • 8 Eylül 2017 Türkiye daha ne kaybedebilir ki?
    • 7 Eylül 2017 Sorularla Osmanlı gerçekleri
    • 6 Eylül 2017 Arakandaki vahşet laf ile bitmez
    • 5 Eylül 2017 Ekonomi batıyor hükümet IMF türküsü söylüyor
    • 29 Ağustos 2017 5 günde yazılan tarih
    • 28 Ağustos 2017 Gönül-akıl denklemi
    • 27 Ağustos 2017 Yeşil sahaların isyanı

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1541166 µs