Piyasalar

19 Ekim 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

Bayram Coşkun
Yeni Mesaj Gazetesi

Bayram Coşkun
18 Mart 2017

Çanakkale



Bir asrı geçti, tam 102 yıl oldu.

Bugün tarihimizin şanlı sayfalarından en önemlilerinden olan Çanakkale Zaferinin yıl dönümü.

1915’te İngilizlerin başını çektiği haçlı ittifakı kapımıza dayandı.

Amaçları Balkanlar’dan, Afrika’dan çıkardıkları, Ortadoğu’dan da çıkarmak üzere oldukları Müslüman Türkü Anadolu’dan da söküp atmaktı.

Mehmet Akif’in “Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela... “ dediği haçlı ittifakı var güçleriyle saldırdı.

Ellerinde tüm maddi ve teknik imkanlar fazlasıyla mevcuttu. Bizimkilerin ise ne ayaklarında çarık ne azıklarında ekmek... Göğsündeki imanlarından başka hiçbir şeyleri yoktu.

Zamanın en modern savaş gemilerine, toplarına, makinalı silahlarına, savaş uçaklarına karşı iman galip geldi.

* * *

Türküyle Kürdüyle, Lazıyla Çerkeziyle Türk milleti Anadolu’nun bağrına saplanan haçlı hançerini söküp attı.

İstiklal yolunda yaklaşık 250 bin şehit, bir o kadar gazi verildi.

Kağnılarıyla cepheye cephane taşıyan kara Fatmalar, “zaman tarih okuma değil tarih yazma zamanı” diyerek okullarını bırakıp cepheye koşan liseliler ve daha neler neler...

Her yer destan her yer kahramanlık.

İşte size Akif’ten bir Çanakkale tablosu;

“Öteden saikalar parçalıyor afakı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmede yer

O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,

Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!”

* * *

Evet.. Çanakkale kısaca bu!

Çanakkale’yi ve kahramanlarını layıkıyla anlatmak bizim kapasitemizi çok ama çok aşıyor. Allah hepimize onlara layık olmayı nasip etsin.

Bu zaferi büyük yapan sadece kendisi değil. Çanakkale’nin öncesi ve eş zamanlı gelişmeler de oldukça çetin. O esnada birçok cephede mücadele var. Örneğin Çanakkale’den sadece 1yıl önce bu millet Sarıkamış’ta 90 bin evladını tek kurşun bile atamadan soğuğa kurban verdi.

Bu olumsuz şartlara rağmen ecdat yılmadı, yıkılmadı ve “ya istiklal ya ölüm” dedi.

* * *

Çanakkale ruhu önemli ama bu ruhu devam ettirmek daha önemli.

Şu günlerde bu ruha o kadar çok ihtiyacımız var ki..

Şimdi 18 Mart 1915’ten sadece 3 yıl sonrasına gidelim.

Osmanlı 30 Ekim 1918’de Sevr’in habercisi Mondros Ateşkes Anlaşmasını imzalıyor.

Bu imzadan yaklaşık 1.5 ay sonra da İngilizler İstanbul’u işgal ediyor.

İngilizler 1915’te geçemedikleri Çanakkale’yi birkaç yıl sonra tek kurşun atmadan geçiyor ve payitahtın yaklaşık 5 yıl sürecek işgal yıllarını başlatıyor.

* * *

Neden?

İstanbul hükümeti 7’den 77’ye düşman karşısına dikilip 250 bin şehit vererek Çanakkale geçilmez diyen millete rağmen İstanbul’un ve Anadolu’nun anahtarını nasıl ve neden düşmana temsil etti?

Hani milli irade?

“Millet ölürüz ama vatanımızı” vermeyiz derken İstanbul hükümeti neden teslim bayrağını çekiyor. Bu durumun altında hangi faktörler yatıyor?

Millete rağmen, şehitlere rağmen vatandan vazgeçip kaçmanın anatomisi tüm yönleriyle araştırılmalı, tartışılmalı!

Tartışılsın ki İngiliz gemileriyle kaçanlarla “ya istiklal ya ölüm diyenler” arasındaki fark ortaya çıksın ya da daha iyi anlaşılsın.

Bugün bu farkı fark etmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Zira ortalık sahte kabadayılardan geçilmiyor!

Şehitlerimizin ruhu şad olsun!








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Eylül 2017 Türksüz Türk sporu
    • 10 Ağustos 2017 İsimler farklı hedefler aynı!
    • 7 Ağustos 2017 Florya havası
    • 24 Temmuz 2017 Türk futbolu!
    • 21 Temmuz 2017 Kılavuzu deccal olanın!
    • 15 Temmuz 2017 15 Temmuz nedir?
    • 12 Temmuz 2017 Anlayan beri gelsin
    • 10 Temmuz 2017 Suriyeli meselesi
    • 3 Temmuz 2017 Marjinal
    • 28 Haziran 2017 FETÖ zihniyeti iftar(!) masasında
    • 16 Haziran 2017 Müslüman kardeşler
    • 14 Haziran 2017 Medya
    • 14 Haziran 2017 Medya
    • 13 Haziran 2017 Al sana İslam(!) ordusu
    • 2 Haziran 2017 Hayırlı Ramazanlar!
    • 31 Mayıs 2017 Yaşasın Türkçe yaşasın Türk sporu!
    • 19 Mayıs 2017 Sinsi planları bozan önderler
    • 22 Mart 2017 Toplum mühendisliği
    • 18 Mart 2017 Çanakkale
    • 17 Mart 2017 Avrupa değerlerine dönerse ne olur?


     

    En Çok Okunan Haberler

    17331 µs