Piyasalar

23 Nisan 2017, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

Murat Çabas
Yeni Mesaj Gazetesi

Murat Çabas
20 Mart 2017

Çanakkale ruhu diri tutulmalı



 Önceki gün 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 102. yıldönümüydü. Tarihte eşi görülmemiş böyle bir zaferle, tüm dünyaya "Çanakkale geçilmez" dedirterek bizlere bağımsız bir devletin kapısını açan ve de mukaddes bir vatan emanet eden aziz şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.
O dönemin en güçlü silahlarıyla donatılmış, dünyanın dört bir tarafından toplanmış kalabalık bir Haçlı ordusuyla bizleri yok etmek için üzerimize çullanan bu işgalcileri her türlü imkansızlığımıza rağmen nasıl geri püskürttüğümüzü Prof. Dr. Haydar Baş şöyle anlatıyor:
"Çanakkale'yi kazandıran ruh ne silah gücü ne de yanındaki devletlerin desteğidir. Çanakkale, iman gücüyle kazanılmıştır. 'Çanakkale geçilmez' dedirten o ruh, Allah ile askerin kurduğu bağdı. Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Boşnağıyla, Arabıyla, Alevisiyle ve Sünnisiyle Türk milletinin tek bilek, tek yürek olduğu zaman karşısında hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır Çanakkale. Belki de hiçbir savaşta bu kadar olağanüstü hal ve manevi himmet hissedilmemiştir."
Ve Sayın Baş, ortaya koyduğu üstün başarı ile savaşın akışını değiştiren Yarbay Mustafa Kemal'in Çanakkale zaferindeki rolü ile ilgili şunları ifade ediyor:
"Çanakkale Zaferi'nden sonra çıkan gazetelerde o tarihlerde yarbay olan Mustafa Kemal için 'Allah'ın yardımıyla zaferler elde etmiş komutan' denilmekteydi… 
Çanakkale Zaferine damgasını vuran ve zaferi en anlamlı şekilde ortaya koyan söz merhum Mustafa Kemal'in 'Ben size ölmeyi emrediyorum' sözüdür. Bu emri veren Mustafa Kemal de askerinin en ön safında yer alıyordu… 
Esasen Çanakkale Savaşı'nı zafere dönüştüren ruh, bugün yitirdiğimiz ama muhtaç olduğumuz bu haldir. Mustafa Kemal riyasetindeki Türk Milleti, yokluktan bir devleti var etmiş, dilindeki ve gönlündeki Allah ile bu vatanı düşmandan temizlemiştir. Bu bir iman kuvvetidir…"
Mustafa Kemal, tarihi belgeler göstermiştir ki, düşmanın imkanlarını, yeteneğini, yaptıkları ve yapacakları harekatların amacını, hedeflerini çok iyi biliyordu ve bu konuda doğru tespitlerde bulunmuştu. Bu tespitler savaşın başarısı için çok önemlidir, bir komutanlık sanatıdır.
Mustafa Kemal, jeostratejik değeri olan Çanakkale Boğazı'na hakim olan Gelibolu Yarımadası'nı çok iyi tanıyordu. Ona göre, yarımadanın ortasından geçen omurga arazi daima elimizde tutulmalıydı, savaşların ise bu arazinin ilerisinde, kıyının ilk sırtlarında ve kıyıda yapılması gerektiğine inanıyordu. Mustafa Kemal'e göre, kıyılar kuvvetli tutulmalıydı. Bu, şartlara en uygun ve başarılı olacak olan bir taktik uygulamaydı.
Düşman bir taraftan Conk bayırına yüklenirken, diğer taraftan Anafartalar tarafından hücuma geçip Türk güçlerini arkadan kuşatma altına almayı planlıyordu ve Mustafa Kemal bunu öngörmüştü. Düşmanın amacı bilinirse ve buna karşı hızlı bir önlem alınırsa başarıya ulaşılır. İşte Mustafa Kemal bu öngörüye sahipti ve gerçekleştirdiği savunma taarruzlarında bu öngörüleri kullandı.
Mustafa Kemal, her fırsatta taarruz, kuvvet dengesine bakılmaksızın toparlanabilen her birlikle taarruz, düşmana fırsat tanımamak için gerektiğinde savunma mevzilerindeki birlikleri de taarruz ettirmek suretiyle kıyı savunması ve mevzi savunmasına yeni bir anlayış getirmiş ve "Taarruzi Savunma"nın en güzel örneğini vermiştir. 
Mustafa Kemal, en kritik durumlarda inisiyatifini kullanmış, bu durumlarda süratle en uygun kararı vermiş, yapılması gerekenleri cesaretle üst makamlara önermiş, mücadelenin en önünde durarak üstün bir askeri deha ve yönetici olduğunu hem kendi milletine hem de tüm dünyaya kanıtlamıştır. Bu açıdan da bakıldığında Çanakkale Zaferi'nin önemi, Türk milletine bağımsızlığı getiren İstiklal Harbi'inin liderini ortaya çıkarmasıdır.
Çanakkale savaşlarının sonucunu zafere dönüştüren Anafartalar ve Conk Bayırı zaferleri olmasa, belki de Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'na ve Cumhuriyet'e giden yolda Türk milletini birleştirme ve onlara liderlik etme olanağını bulamayacaktı. 
Mustafa Kemal, bu üstün yeteneğini savaştığı düşmanlarına da kabul ettirmiştir. İngiliz Resmi Tarihi, Mustafa Kemal için şunları söylemektedir: "Tarihte bir tümen komutanının üç muhtelif yerde, vaziyete nüfus ederek yalnız bir muharebenin değil, aynı zamanda zaferin akıbetini celbi, bir milletin mukadderatına tesir yapacak vaziyet ihdasına nadiren rastlanır."
Çanakkale zaferinden sonra Mustafa Kemal ismi, "İstanbul'u kurtaran adam" unvanıyla özdeşleşti.
Atatürk, Çanakkale Zaferi'ni şöyle özetlemektedir: "Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur."
Çanakkale ruhu her zaman diri tutulması gerekmektedir. Bu noktada Prof. Dr. Baş şunları söylemektedir: 
"Çanakkale, emperyalizme ve İslam'a saldıranlara karşı bir liderin ve topyekûn milletin zaferidir. Birlik ve beraberlik tesis edilmiş, düşmanla ittifak asla düşünülmemiştir. Bugün içinden geçtiğimiz tehlikeli süreçte, yine aynı iman kuvvetine ve birliğe ihtiyacımızın olduğu muhakkaktır. Dileriz bu zaferler unutulmaz, bizleri ileriye hazırlamak için hep diri tutulur."







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2017 Sınırsız yetki tamam sıra icraatta
    • 19 Nisan 2017 Gerilim azaltılmalı uzlaşı şart
    • 18 Nisan 2017 'Türkiyede her güzelin önünü biz açtık'
    • 13 Nisan 2017 Denge politikası mı manda politikası mı?
    • 12 Nisan 2017 Millet olma vasfımızı kaybettik
    • 11 Nisan 2017 İnkar edilen, Allahın gerçekleridir
    • 7 Nisan 2017 Musul da Barzaniye hazırlanıyor
    • 6 Nisan 2017 Yunanistan, adalarımızda savaş hazırlığı yapıyor
    • 5 Nisan 2017 ABDye yakınlık, terör ve bölünme demek
    • 4 Nisan 2017 Kerkükte yaşananlarda hiç payımız yok mu?
    • 3 Nisan 2017 ABD Musulda savaş suçu işliyor
    • 31 Mart 2017 Musulda katliam Kerkükte oldu-bitti
    • 30 Mart 2017 ABD ve İsrail, terör saldırılarını nasıl bilir?
    • 29 Mart 2017 Bugün Musul yarın Diyarbakır
    • 28 Mart 2017 ABD gibi dostun varsa düşmana ne gerek var?
    • 27 Mart 2017 Düşmanın dostundan stratejik müttefik olur mu?
    • 26 Mart 2017 Müslümanlar terör bahanesiyle katlediliyor
    • 24 Mart 2017 ABD, Rusyayı Türkiyeye karşı kullanıyor
    • 23 Mart 2017 Filistinlilerin kaderini yaşamak
    • 22 Mart 2017 Barzaninin Suriye versiyonu


     


    16493 µs