Piyasalar

18 Aralık 2017, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
Yeni Mesaj Gazetesi

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
20 Mart 2017

Süngülerin açtığı yol: Çanakkale



“Ha anamızın ırzı ha vatanın ırzı. Bu gelenler de ırz düşmanları” diyerek çatışmadan biraz önce askerine durumu olduğunca net bir şekilde açıklayan Bigalı Mehmet Çavuş, tüfeği bozulunca düşmana taş atıp kazma sapıyla üzerlerine yürümüştü.
Çanakkale’de 3 Şubat 1914’ten itibaren sıkılan kurşunlar bir efsaneyi, üzerinde güneş batmayan imparatorluğun donanmasını, ordusunu yerle bir ediyordu. Hasta adam, tahminlerin aksine devrilmiyor; nasırlı ellerini toprağa basıp silkiniyordu.
18 Mart 1915 deniz zaferi, kapıya dayanmış düşmana atılan bir tokattır. Bu tokat daha büyük bir kavgayı tetiklemiş ve çok değil üç hafta sonra Gelibolu kıyılarına vahşi bir saldırı başlatılmıştır. Bu saldırı da sonuç getirmemiş, 9 Ocak 1916 günü başlayan geri çekilme ile emperyalist saldırganlar ikinci tokadı da yemiştir.
Ancak denizde ve karada anavatan savunması için kazanılan muharebeler savaş kazandıramamıştır. Tarih göstermiştir ki, güçlü ekonomisi olmayan ve dolayısıyla bilime dayalı sanayiden yoksun bir deniz devleti, kendi kendine yeterli donanmaya sahip değilse istilalara açık kalır ve savunma sorumluluğu silahlandırılmış vatandaşa döner. Öyle anlar gelir ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün 25 Nisan 1915 sabahı başlayan düşman istilasında, Conk Bayırında 57. Alay askerlerine “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” demek zorunda kaldığı anlar yaşanır. Bu gerçeği yaşayarak öğrenen Atatürk genç cumhuriyetin güçlü bir donanmaya sahip olmasını hedeflemiş ve kısa sürede başarmıştır.
Cumhuriyet Donanması’nın kurulduğunda stratejik çerçevesini bir general olmasına rağmen eşsiz strateji dehası ve entelektüel birikimiyle Mustafa Kemal Atatürk çizdi.
Atatürk’ün Cumhuriyet Donanmasını oluşturma ve güçlendirme refleksinde öncelikle, çekirdek bir donanmanın oluşturulması fikri esas olmuştur.
1924 yılının Eylül ayında Hamidiye Kruvazöründe yaptığı Karadeniz gezisinde 20 Eylül akşamı geminin seyir defterine yazdığı aşağıdaki cümleler, Cumhuriyetin denizlere yönelişinin ayrılmaz parçası olan strateji ve kuvvet oluşturma süreçlerinin bina edileceği, teorik alt yapıyı oluşturuyordu:
“Hudutların mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devletinin Donanması da mühim ve büyük olmak gerekir. O zaman Türk Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir”.
Çanakkale savaşı göstermiştir ki, donanmanın, denizaltı harbinin, mayın harbinin, topçunun önemi hayli büyüktür.
Ama meselenin özü şudur:
Düşmanın Çanakkale’de durdurulması, Türkiye’yi prematüre bir yıkımdan korumuş; dolayısıyla o tarihte lidersiz, örgütsüz, moralsiz ve bağımsızlığını kaybetmiş bir milletin haritadan silinmesini engellemiştir. Çanakkale, meydana getirdiği zengin bellek ile Türk kimliğinin inşasında belirleyici bir öneme sahiptir.
Yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan bu engin hafıza kaybolursa, yeniden millet olmamız hangi rastlantılara bağlı kalır?
Zafer aynı zamanda Çanakkale’den mazlumlar dünyasına süngülerin açtığı yoldur.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Ey abuklar! T.C. 94 yaşında
    • 10 Ekim 2017 IŞİD bahane yardım şahane
    • 28 Eylül 2017 Barzaniye yaptırım hemen şimdi!
    • 25 Eylül 2017 Topbaşlar çok, başka İstanbul yok!
    • 21 Eylül 2017 Dipsiz kuyu boş ambar mı AKP?
    • 18 Eylül 2017 Can evinden vurulan müfredatla
    • 14 Eylül 2017 Milli Haydar Baş, dünyalı Haydar Baş
    • 7 Eylül 2017 Atatürkün izindeki sempozyum
    • 28 Ağustos 2017 A.O.Ç.de kuzuların sessizliği
    • 21 Ağustos 2017 Muharrem Bayraktar: 'Yılların Ardından'
    • 17 Ağustos 2017 Türkiye Cumhurbaşkanı
    • 14 Ağustos 2017 Soru sor-ma!
    • 10 Ağustos 2017 Sevrdeki Hicaz
    • 7 Ağustos 2017 Anahtar bileşen Haydar Baş
    • 24 Temmuz 2017 Lozan 94 yaşında
    • 20 Temmuz 2017 Çullanma Trump Haydar Baş var!
    • 17 Temmuz 2017 Yargıya taciz mi?
    • 13 Temmuz 2017 Denizde suikast
    • 10 Temmuz 2017 Bindik bi alamete
    • 6 Temmuz 2017 Hakim-Savcı ihraçları ve yargılamanın yenilenmesi


     

    En Çok Okunan Haberler

    39047 µs