Piyasalar

20 Eylül 2017, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
Yeni Mesaj Gazetesi

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
20 Nisan 2017

Demokrasi açığı: YSK



“Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz”.
Bu yasak anayasa hükmüdür (madde:79).
Oysa, aynı anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlığı altında düzenlenen 36.maddesine göre:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Gariplik şurada; hem YSK kararına karşı hiçbir mercie (makama) gidilemeyeceğini söylüyorsun, hem de herkes yargı yerlerine başvurabilir diyorsun.
Anayasa hükümleri arasındaki bu çelişki ya da özgürlükler uyuşmazlığı nasıl giderilecektir?
Sorunun cevabı anayasal yargıda aranmalıdır. Meselenin özünde “Hak arama özgürlüğü” bulunmaktadır.
Bu hak, başvuru hakkı ve başvuru yollarının tanınmasıyla kullanılır.
İdare makamlarına, yasama meclisine (TBMM) ve yargı makamlarına başvuru;
Yönetsel (idari), siyasal ve yargısal başvuru olarak hak arama özgürlüğünün görünümleridir.
İdari ve siyasal başvuru hakkı “dilekçe hakkı” başlığıyla Anayasa’nın 74.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, vatandaşlar kendileriyle ya da kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ne yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.
Yargıya ilişkin başvuru hakkı yukarıda değindiğimiz, Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen; herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olmalarıdır.
Aynı doğrultuda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 8.maddesi daha somut bir içeriğe sahip: “Her şahsın kendisine Anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiili netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı vardır.”
Diğer yandan anayasamız, hak ve özgürlükler yönünde başvuru makamı olarak genel bir hüküm içerir: “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir” (madde:40).
Tüm bu saydıklarımız “Hukuk Devleti” ilkesiyle ilgilidir.
Peki, hakların güvencesi nasıl sağlanacaktır? Yargı denetimi ile…
İşte bu noktada yargıç bağımsızlığı öne çıkar;
Belli bir hukuk sistemini uygulayan yargıcın kendisinin de belli özelliklere sahip olması gerekir. İlk garanti, yargıcın işlevine bağlıdır; hakkı, haklı olanı söyleme, dile getirme yani adaleti sağlama. Diğer güvence, yargıcın statüsünden kaynaklanır. Bu, yargıcın bağımsızlığıdır. Anayasa, yargıcın ve mahkemelerin bağımsızlığını hüküm altına almıştır (madde: 9 ve 138).
İşi somutlaştıralım:
YSK kararları kesin de olsa, karara karşı dava hakkını kullanalım (Anayasa, madde: 36 ve 40); İdari yargıda dava açalım. “YSK kararları kesindir, dava açılamaz” gerekçesiyle davamız reddedilirse de,
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımızı kullanarak anayasal haklarımızın, adalete erişim hakkımızın ihlâl edildiğinin tespitini isteyelim. Olumlu karar alabilirsek, YSK’nın kararı geçerliliğini kaybeder. Anayasa Mahkemesi bireysel başvurumuzu kabul etmez ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yolu açıktır.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Eylül 2017 Can evinden vurulan müfredatla
    • 14 Eylül 2017 Milli Haydar Baş, dünyalı Haydar Baş
    • 7 Eylül 2017 Atatürkün izindeki sempozyum
    • 28 Ağustos 2017 A.O.Ç.de kuzuların sessizliği
    • 21 Ağustos 2017 Muharrem Bayraktar: 'Yılların Ardından'
    • 17 Ağustos 2017 Türkiye Cumhurbaşkanı
    • 14 Ağustos 2017 Soru sor-ma!
    • 10 Ağustos 2017 Sevrdeki Hicaz
    • 7 Ağustos 2017 Anahtar bileşen Haydar Baş
    • 24 Temmuz 2017 Lozan 94 yaşında
    • 20 Temmuz 2017 Çullanma Trump Haydar Baş var!
    • 17 Temmuz 2017 Yargıya taciz mi?
    • 13 Temmuz 2017 Denizde suikast
    • 10 Temmuz 2017 Bindik bi alamete
    • 6 Temmuz 2017 Hakim-Savcı ihraçları ve yargılamanın yenilenmesi
    • 3 Temmuz 2017 Olağan hali Haydar Başla denemek
    • 29 Haziran 2017 Mahalle Kahvesi
    • 19 Haziran 2017 Adaletin genleri
    • 15 Haziran 2017 Haydar Baş: 'İtirazım var!'
    • 12 Haziran 2017 Paralel yapı ve KATAR
    14297 µs