Piyasalar

23 Ağustos 2017, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Sinem Baş
Yeni Mesaj Gazetesi

Sinem Baş
17 Haziran 2017

Ezber bozan lider



İslam tarihi maalesef Emevi siyaseti ile yanlışlar üzerine yazılmıştır.
Bugün Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in Ehl-i Beyt Külliyatı çalışmaları ile Sünni dünya için doğru kabul edilmiş yanlışları tek tek görüyoruz.
Muaviye zihniyetinin İmam Ali Efendimize karşı yaptıkları buna örnektir.
Sakife’deki toplantı ile İslam’da yer almamasına rağmen demokratik usulle halife seçimini gerçekleştirenler; bu seçimden 2.5 ay önce Hz. Peygamber’in Gadir-i Hum denilen yerde 124 bin sahabeye ilan ettiği Hz. Ali’nin hilafetini gizlediler.
Sayın Baş, Gadir-i Hum hakikatini ve burada irad edilen hutbenin Hz. Ali’nin hilafeti için yapıldığını 220 Sünni âlimin eserinden alıntılarla ortaya koydu. 
Bir başka yanlış, Sünni dünyanın, yıllarca İmam Ali’nin babası Ebu Tâlib’in imanla ölmediğini kabul etmesidir.
Hatta Sünni bir âlim olan Prof. Dr. Haydar Baş Bey dahi Rahmetenli’l-Âlemin adlı eserinin ilk baskılarında bu konuyu aynı şekilde ele almıştı.
Ancak Ehl-i Beyt Külliyatı çalışmaları esnasında Ebu Tâlib’in imanı hakkında pek çok bilgiye ulaşınca Rahmetenli’l-Âlemin eserinin yeni baskısına ve İmam Ali eserine Ebu Tâlib’in imanı konusunda bir bölüm koydular.
- İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor: “Cebrail, Resûlallah’a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi: ‘Ey Muhammed, Rabbin sana selam gönderiyor ve Seni dünyaya getiren sulbe, sana hamile kalan kadına ve seni yetiştiren ve sorumluluğunu üstlenen şahsa ateşi haram kıldım, diyor.’ Sonra, ‘Mezkûr sulb baban Abdullah b. Abdulmuttalib’dir. Ve sana hamile olan Amine bint-i Veheb’dir. Ve seni terbiye eden ise Ebu Tâlib’dir’ diye buyurdu.”
- Ebu Tâlib, Hz. Ali’ye “oğlum seçtiğin bu din nedir?” diye sordu.
Ali (a.s.), “Baba, ben Allah’a ve Resulüne iman ettim. Peygamberin elçiliğini tasdik ettim. Allah için O’nunla namaz kıldım ve kendisine tâbi oldum” dedi. 
Ebu Tâlib ise kendisine cevaben şöyle buyurdu: “İyi bil ki Peygamber seni iyilikten başka bir şeye davet etmemiştir. O halde O’na tâbi ol.”
- Şeyh Mufid şöyle demiştir: “Ebu Tâlib’in iman ettiğinin bir delili de oğlu Ali ve Ca’fer’e Resûlullah’a itaat etmelerini emretmesidir.” (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali eserinden derlenmiştir).
Sünni dünyanın Şiileri reddediş gayeleri onların bâtılda olduklarını söylemeleridir.
Aleviler, Hz. Ali’yi sevenlerdir. Hz. Ali’nin hayatında bulunamayan yanlış, babasına atılan iftira ile temellendirilmek istenmiş ve maalesef asırlarca bu kanı yerleştirilmiştir.
Sayın Baş, bir ezberi daha bozarak Ebu Tâlib’in imanı hakkındaki bu lekeyi silmiştir.
Aleviler ile Sünnileri birbirinden ayırma konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde ikinci adım Atatürk’tür.
Bektaşi olan Atatürk, Aleviler tarafından sevilir, Ehl-i Beyt soyundandır ve hafızdır.
Bu büyük lidere de Sünni Müslümanlar arasında annesi üzerinden büyük iftiralar atılmıştır. Bir Osmanlı paşası olan Mustafa Kemal’in annesine ‘ahlaksız’ denmiş, yıllarca bu iftira ağızdan ağıza dolaşmıştır.
Sayın Baş, Zübeyde Hanım’ın Nakibü’l-Eşraf olduğunu, Ehl-i Beyt’e dayanan pak bir soydan geldiğini ortaya koydu.
Düşünebiliyor musunuz; Kurtuluş Savaşı’nın mimarı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal dinsiz; Ehl-i Beyt soyundan geldiğini gizleyen, iftiralar ile namusunu karalamaya çalışanlar dindar…
Sayın Baş’ın Atatürk açılımı, gerçek Atatürk’ü anlatan yaklaşımı bugün Zübeyde Hanım’ı da temize çıkarmıştır. Ezberler bozuldukça Sünniler ile Şii dünya arasında kaynaşma sağlanıyor.
Ezber bozan liderin vazifesi de bu değil midir:
Ülkede birliği-dirliği sağlamak, dış güçlerin oyununa gelmeden bütünlüğü korumak…







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Ağustos 2017 Hz. Fatıma gibi olabilmek
    • 19 Ağustos 2017 İran ziyareti ve güç birliği
    • 12 Ağustos 2017 Batıya ışık tutan İslam medeniyeti
    • 7 Ağustos 2017 Onurlu siyaset onurlu yaşam
    • 5 Ağustos 2017 Onurlu siyaset onurlu yaşam
    • 24 Temmuz 2017 Neden Atatürkü sevmezler?
    • 22 Temmuz 2017 Feraset ehli Türk milleti neden yanlışın peşinden gidiyor!
    • 9 Temmuz 2017 Güzel ahlak için vesile
    • 8 Temmuz 2017 Neden!
    • 3 Temmuz 2017 Çanakkalenin çocuk askerleri
    • 24 Haziran 2017 Bayrama girerken
    • 17 Haziran 2017 Ezber bozan lider
    • 12 Haziran 2017 Türkiyenin meseleleri halledilebilir
    • 29 Ekim 2016 Cumhuriyet Bayramı
    • 22 Ekim 2016 Başkanlık sistemi hangi istikrarı getirecek?
    • 8 Ekim 2016 Dini ve milli bütünlüğümüze yönelik tehditler
    • 6 Ekim 2016 Basiret yoksa kulağına da desen anlamıyor
    • 26 Eylül 2016 Atatürk yaşasa idi
    • 24 Eylül 2016 Eğer samimi iseler
    • 19 Eylül 2016 Gizleyenler gizleyebilir mi?


     


    15758 µs