Piyasalar

20 Ekim 2017, Cuma tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
Yeni Mesaj Gazetesi

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
19 Haziran 2017

Adaletin genleri



Adalet yürüyüşü… Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun başlattığı bir protesto eyleminin adı.
Ancak sadece yürüyüşle adalete ulaşmak mümkün müdür?  Tabii ki hayır.
Önce şunu bilelim; hukuk cehalete asılmamalı.
Kuşkusuz ki bilgili, çok bilgili olmak esastır. Bu da yetmez. Hukuk edebiyat gibidir, derin ve anlamlı. Bilginin yanında, güzel yaklaşımlar ve anlatımlar ister. Hukuk, mağdurların başını okşar, hakkı çiğnenmiş olanlara elini uzatır. Sanıldığı gibi sert tokatlar ya da “mahkeme duvarı” deyimiyle özdeş, taş katılıklar değildir hukuk.
O ılık bahar güneşi veya serin bir rüzgâr gibi okşayıcıdır. Asla kavurucu bir sıcak, şiddetli bir kasırga olamaz.
Bahar demişken burada bir parantez açmalıyım:
Geçtiğimiz Perşembe günü akşamı Başarılı Koleji’nin düzenlediği programda bana da konuşma fırsatı doğduğunda, baharın müjdecisi “cemre” örneğini verirken, okulun ve okullar zincirinin kurucusu Prof. Dr. Haydar Baş’ın da, havaya, suya, toprağa düşen cemreleri kalplere düşürdüğünü, ifade etmiştim. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi dostum, “Verdiğin cemre örneğini yaz hocam”, diye ricada bulunurken aklımdan değil, gönlümden geçeni de okumuştu. Kendisine teşekkürlerimi gönderiyorum. Aslında Sayın Baş’ın insan sevgisi, insan sıcağıyla dolup taşan “cemreleri” kalplerimize düşürmesi, değil bu satırlara, ciltlere sığmayan bir kitabın gönül sayfalarını oluşturur.
Baharın sıcaklığı diyorduk…
Bütün canlıların hukuku vardır, sadece insanların değil. Ormandaki bir ağacı da, yol ve cadde kenarlarındaki ağaçları da (kalmışsa eğer, kalan sağlar bizimdir) hukuk korur. Zeytinlikler de dahil kesemezsiniz öyle bildiğinizce.
Hayvanlar bile, inancımız odur ki, hukukun kendilerini koruduğunu hissederler. “Göklerdekiler ve yerdekiler, Allah’ı tesbih etmektedirler” (Haşr Sûresi, 1. Ayet). Hukukçuyum ama fakih (İslâm hukukçusu) olmadığım için değerli fıkıh âlimlerinin hoşgörüsüne sığınıyorum.
Deredeki balıkları, dağ keçilerini, doğanı, şahini, kartalı, kimse canının istediğince avlayamaz. Hukuk engeller. Ayılar, kurtlar, tilkiler, çakallar ve tüm yaban hayvanları da, yavrularını ancak hukukun ışığında büyütebilirler; avcılara vermeden.
Soluduğumuz havanın, suların, denizlerin, toprağın hukuku vardır.
Mimari özelliği, geçmişi ve hikâyesi olan her bina, hukuk olduğu için yaşamaya devam eder. Salt arsa değerine paha biçilemeyecek olan ne kadar çok kültürel varlık, rant uğruna yıkılıp, yerlerine onlarca kat alış veriş merkezleri (AVM)  yapılmaması için hukuk vardır; yasa ile hukuk her zaman örtüşmez. Söylediklerimiz, yap-boz yasalarla hukukun engellenmediği durumlar için geçerlidir. 
İşin bu noktasında gelelim adaletin genlerine. Gıda ve tarım ürünlerinin genetiğiyle oynamanın dramatik sonuçları ortadadır. Ya adaletin genleriyle oynarsanız, mülkün (vatanın, devlet ve milletin) temelini oymuş olursunuz.
Hâkim ve savcılar yönünden diyecek odur ki; adaleti sağlamak, doğruyu bulmak zorundadırlar. İşte burada hukukun felsefesi devreye girer. Her hukukçunun, önce, hukukun tek doğruluğunu, kişiye göre değişmezliğini ve yaşamın cansuyu olduğunu bilmesi esastır.
Sistemin, hâkim ve savcı statüsünü tanıdığı kişiler, “Adaletin sağlanması” gibi evrendeki en zor görevi yerine getirme yükümlülüğünü, tarafsızca verdikleri ve yazdıkları her kararla hukuk dünyasında iz bırakacak, rüzgârlarla sallanmayacak bir onur ve erdemle yerine getirmelidirler.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Ekim 2017 IŞİD bahane yardım şahane
    • 28 Eylül 2017 Barzaniye yaptırım hemen şimdi!
    • 25 Eylül 2017 Topbaşlar çok, başka İstanbul yok!
    • 21 Eylül 2017 Dipsiz kuyu boş ambar mı AKP?
    • 18 Eylül 2017 Can evinden vurulan müfredatla
    • 14 Eylül 2017 Milli Haydar Baş, dünyalı Haydar Baş
    • 7 Eylül 2017 Atatürkün izindeki sempozyum
    • 28 Ağustos 2017 A.O.Ç.de kuzuların sessizliği
    • 21 Ağustos 2017 Muharrem Bayraktar: 'Yılların Ardından'
    • 17 Ağustos 2017 Türkiye Cumhurbaşkanı
    • 14 Ağustos 2017 Soru sor-ma!
    • 10 Ağustos 2017 Sevrdeki Hicaz
    • 7 Ağustos 2017 Anahtar bileşen Haydar Baş
    • 24 Temmuz 2017 Lozan 94 yaşında
    • 20 Temmuz 2017 Çullanma Trump Haydar Baş var!
    • 17 Temmuz 2017 Yargıya taciz mi?
    • 13 Temmuz 2017 Denizde suikast
    • 10 Temmuz 2017 Bindik bi alamete
    • 6 Temmuz 2017 Hakim-Savcı ihraçları ve yargılamanın yenilenmesi
    • 3 Temmuz 2017 Olağan hali Haydar Başla denemek


     

    En Çok Okunan Haberler

    16230 µs