Piyasalar

14 Aralık 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

Aziz Karaca
Yeni Mesaj Gazetesi

Aziz Karaca
19 Haziran 2017

Ne korku ne hüzün



İçinde bulunduğumuz bu dünya hayatını hep bir hesap endişesi ile, hep bir ahiret endişesi ile yaşayanların ebedi hayatta her türlü korku ve endişeden uzak olacaklarını hayat kitabımızdan öğreniyoruz.
“Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır.”
“Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.”
“En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: “Size söz verilen gün işte bugündür” diye karşılarlar.”(Enbiya:101-103)
“Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: “Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur” diyerek inerler.”(Fussilet:30-32)
Ağzımızdan çıkanlardan, dilimizden dökülenlerden, satırlara döktüklerimizden bir gün mutlaka hesap vereceğiz endişesi taşımak…
Aldıklarımızdan-sattıklarımızdan, ürettiklerimizden-tükettiklerimizden, yediklerimizden-yedirdiklerimizden günün birinde inceden inceye hesaba çekileceğimizi akıldan çıkarmamak…
Yaptığımız iş, seçtiğimiz meslek, oturduğumuz koltuk, işgal ettiğimiz makam direkt ya da dolaylı kul hakkı ile, hele hele yetim hakkı ile ilgili ise kılı kırk yarmak, hep bir hesap şuuru ile hareket etmek ve kul hakkından ateşten kaçar gibi kaçmak…
Oturduğumuz koltuk, işgal ettiğimiz makam ve üzerimize aldığımız yönetme emaneti, bütün bir toplumun hak ve hukuku ile ilgili ise, endişeden ve korkudan uykularımızın kaçması…
Yaşımız-başımız, mesleğimiz-işimiz, hayalimiz-düşümüz ne olursa olsun, attığımız adımları, yaptığımız işleri hesap şuuru içinde ve hesap verme endişesi ile yaparsak ebedi alemde kazananlardan olacağımız gibi bu hayatta da kazançlı çıkanlardan olacağız.
Kainatı yaratan, kainat içinde bir nokta mesabesindeki gezegenimizi yaratıp bizi buraya yerleştiren, bütün şartları yaşamamıza uygun kılan Yüce Yaratıcı öyle buyuruyor:
“Kendilerini Allah’ın emirlerine karşı gelmekten koruyanlar, Rablerinin kendilerine verdiklerinden yararlanarak cennetler ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından koruyacaktır.”
“ Onlara şöyle denecektir: “Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!” Onlara çok güzel eşler de veririz.”
“İnananlar ve soyları da imanlı olarak kendilerine uyanları, soyları ile buluştururuz. Onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık rehindir.”
“Onlara, hoşlarına giden meyvelerden ve etten de veririz.”
“Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar; ama burada kötü söz de yoktur, günah işleme de.”
“Sedefteki inci gibi olan hizmetçileri, etraflarında dolaşırlar.”
“Birbirlerine yönelip soru sorarlar.”
“Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azaptan korudu; doğrusu bundan önce de O’na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır” derler.” (Tur:17-28)
Bu doğrultuda daha bir çok Kur’an ayetinden anlıyoruz ki; bu hayatı hep bir hesap korkusu ile yaşayanlar öteki alemde her türlü korkudan emin olacaklardır.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Yüksek yüksek tepeler, kulaklarda küpeler
    • 10 Ekim 2017 Hezeyanları hazmetmek için
    • 28 Eylül 2017 Dağlar kadar hüzün ortada iken
    • 26 Eylül 2017 'Başımı alabilirsiniz ama benden biat alamazsınız'
    • 25 Eylül 2017 Sünnilik sünger çekmek midir zulümlerin üstüne?
    • 23 Eylül 2017 Geldi yine mah-ı matem
    • 22 Eylül 2017 O yiğitler ki
    • 17 Eylül 2017 Verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü
    • 14 Eylül 2017 Kadir-kıymet bilmeyenin bilgisinden ne olur?
    • 13 Eylül 2017 Zilhicceden sonra Muharrem gelir
    • 12 Eylül 2017 Mesele mezhep meselesi olmaktan çok öte
    • 8 Eylül 2017 Adil olmaya çağrılıyoruz
    • 6 Eylül 2017 Buzları eritecek formül
    • 5 Eylül 2017 Tarifsiz bir tarih ziyafeti
    • 28 Ağustos 2017 İki kurban arası Derinleşen ayrılık yarası
    • 27 Ağustos 2017 Sor utanmaz sor
    • 24 Temmuz 2017 Yüzyıl evvel yüzyıl sonra
    • 21 Temmuz 2017 Bu vebal ilim sahiplerinin boynundadır
    • 19 Temmuz 2017 Bir meczup imam oldu arkası cemaatle doldu
    • 18 Temmuz 2017 Tarihe not düşmek adına


     

    En Çok Okunan Haberler

    17438 µs