Piyasalar

19 Ocak 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Muharrem Bayraktar
mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Muharrem Bayraktar
20 Haziran 2017

Kıbrısı satmayın!



Bu ayın sonunda Cenevre’de Kıbrıs’ın kaderini tayin edecek çok önemli bir konferans toplanacak.  KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu konferansın “son durak” olduğunuz söylüyor. Kıbrıs sorununun çözümü adına bugüne kadar geçtiğimiz yüzlerce “oyun dolu” duraktan sonra, Akıncı’nın neden bu kadar kesin bir şekilde son durak dediğinin sebeplerini irdelemeye çalışıyorduk ki aradığımız haber Rum basınından geldi.
Rum Politis gazetesi, Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığını yüzde 80 azaltma sözü verdiğini yazdı. Bir süre önce Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis de çözüm için Türk askerinin çekilmesi şart açıklamasında bulunduğunu hatırlayınca parçalar birleşiyor, Türk askeri olmayan bir Kıbrıs adım adım önümüze konuluyor.
Oysa Türk askeri olmayan Kıbrıs, yok
demektir.
Türk askeri olmayan Kıbrıs’ta, Türk’ün güvenliği sağlanamaz demektir.
Ve tam da bu günlerde Kıbrıs davasının büyük kahramanı, rahmetli Rauf Denktaş’ın hasta yatağındaki iken kendisini ziyaret gelen misafirler yaptığı son konuşmasını deşifre ediyordum.
Rahmetli Denktaş o konuşmasında şöyle diyordu:
“Beni yalnız bırakmadınız. En zor günlerde devamlı surette dualarınızla, mesajlarınızla, telefonlarınızla, ziyaretlerinizle bana moral verdiniz. Başınız daima yukarıda olsun. Hiç bir şekilde Türklüğünüzden, Atatürk ilkelerinden taviz vermeyen sizler, gelecek yıllarda da taviz vermeme andınızı devamlı surette yenileyiniz ve ilerleyiniz. Unutmayınız ki devlet demek hürriyet demektir, kendimize hakim olmak demektir. Kimsenin boyunduruğu altına girmemek, ayakta durmak demektir. Devlete sahip olmak, mal sahibi olmak demektir. Bunları unutmayınız.
Devletsiz iseniz çulsuz bir insan gibisiniz. Atatürk “devlet” dedi, “bağımsızlık” dedi. “Bağımsızlık benim karakterimdir” dedi. Bağımsızlıktan asla fedakârlık yapılamayacağını devamlı surette hem söyledi, hem fiilen kanıtladı. Biz onun nesliyiz. Kimse bizi bu yurttan bu vatandan mahrum edemez. Kimse bize “Şuraya git bunu yap, sen şusun, ancak buralar senindir” diyemez. Kimseye böyle bir hak tanımayacağız, tanımıyoruz. Kendinizden emin olunuz. Anavatanınıza güveniniz. Anavatanın bir ağacının bir yaprağına bile zarar gelmemesi için titiz davranınız, duygulu davranınız.
Devlet haysiyettir, namustur, ciddiyettir, varlıktır, bir evlat gibidir. Bugün 20 yaşını aşmış bir evladımız var. Gelişen, büyüyen, güçlenen… Bunun adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. Bu evladı yaşatmak, buna zarar verenlere “dur” demek hepimizin görevidir. Türklüğünüzle övünün, KKTC’nin varlığı ile gurur duyun. Onu yaşatmanın ölesiye göreviniz olduğunu bilerek
yaşayın.”
Denktaş’ın bu son konuşması sayılabilecek sözleri adeta bir vasiyet niteliğinde.
Bir haysiyet, namus, ciddiyet, varlık evlat diye adeta şiirsel bir harikalıkla tanımladığı “devlet” kavramının kurtlar sofrasında kıyımını izliyoruz.
“Güvenin” dediği anavatan, önce askeri azaltma peşinde, sonra toprak tavizi verme peşinde.
“Kimse bize şuraya git” diyemez dediği Kıbrıs’ta, kimin nereye gideceğinin taksimatı çoktan yapıldı.
O büyük adam bütün olup biteni eminim kemikleri sızlayarak izliyordur.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2017 Amerikanın zehirli hançerleri
    • 30 Ekim 2017 Haydar Hocanın Cumhuriyet Bayramı
    • 10 Ekim 2017 Lafla bilim olmaz
    • 28 Eylül 2017 Kabe İmamının Amerikaya duası
    • 26 Eylül 2017 Barzani meydan okuyor
    • 22 Eylül 2017 Liyakat yerine siyaset hakim olunca
    • 21 Eylül 2017 Silah yasağı neyin işareti?
    • 20 Eylül 2017 Planlı kalkınmadan pilavlı kalkınmaya
    • 19 Eylül 2017 Çocuklar ölürken hiç düşündük mü?
    • 18 Eylül 2017 Barzani Sevr geri gelsin diyor
    • 16 Eylül 2017 Cenaze kavgası
    • 15 Eylül 2017 İzmirin dağları ve Abdülhamit
    • 14 Eylül 2017 Mossadın imamları
    • 13 Eylül 2017 Arakan Müslümanları Osmanlıya değil, Atatürke destek vermişti!
    • 12 Eylül 2017 ABDden IŞİD tahliyesi
    • 9 Eylül 2017 Atatürk ve Haydar Baş çizgisi
    • 8 Eylül 2017 Atatürke göre emperyalizm kalıtımsaldır
    • 29 Ağustos 2017 Yunan keşke gelse miydi?
    • 28 Ağustos 2017 Kürdistan politikaları
    • 26 Ağustos 2017 Siyaset, feraset ve hamaset

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    46854 µs