Piyasalar

19 Ekim 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

 Feyyaz inanç
Yeni Mesaj Gazetesi

Feyyaz inanç
30 Haziran 2017

Eski Boğaziçinden Türkiyeye baktım



Geçenlerde İstanbul Boğazı’nın boyalı resmini gördüm. Orta kısımdan Beykoz’a doğru… Hoşuma gitti. Hatıralarımda çok şey uyandıran bu resim hakkında bir dörtlük yazdım.

 

“Ben bu resimde kaldım. 

Ağacı, yeşili bitti

Boğazın mehtaplarında

Kürek vurdu gitti.”

 

Resim bana Abdülhak Şinasi’nin ‘Boğaziçi Mehtapları’ isimli kitabını hatırlattı.

Mehtaplı gecelerdeki sandal sefaları, okunan şarkılar, çalınan sazlar, bin bir mana yüklenen yalılar ve boğazı seyreden asil aileler…

Çocukluğum eserde anlatılan musîki, insan ve çevre üçlüsü ile yaşanan medeniyeti görerek tadarak etkilenerek geçti.

Gerek Beykoz’da, gerek Kanlıca, Beylerbeyi, Yeniköy, Sarıyer, Beşiktaş, Ortaköy’de gördüğüm ahşap konaklar, cumbalı evler ve etrafı rengârenk çiçeklerle süslenmiş bahçeler. Hanımeli, güller, akasya, ıhlamur, kestane, duvarları süsleyen mor renkli sarmaşıklar…

Bahçelerin kapıları açıldığında içeriden çıkanları heyecanla seyrederdim. Belki giysileri çok süslü gösterişli değildi. Ama nine ile dedede başlayan, kız ve damatlarla devam eden, torunlarla tamamlanan bir medeni aile yapısını görürdüm. Karşılıklı saygı, özveri, değer, nezaket ile o küçücük bahçelerde oturanlar sanki bir sarayın kral kraliçe, prenses ve veliahtları. Gönül sarayların kıymetleri olmuşlar. Evler birbirine bitişik oma gürültü yok. Bağırtı yok.

İstanbul’un Eyüp semtinde büyüyen komşumuz hacı anneye şimdilik İstanbul Hanımefendisi desem yeterli olur. Baba’dan şefkat hayalleri bekleyeduralım, hacı annenin evine gideceksin öyle mi? Sanki padişah gelmiş. Aman evladım nasılsın bakayım… Yeryüzünün bütün gülüşlerini, bütün kıymetlerini bu yaramaz çocuğa gösteriyor.

Abartmıyorum. Komşuluklar olurdu. Birbirine bitişik minik evler. Çardak altında bir ve beraber oluyorlar. Çay içiyor sohbet ediyorlar. Bir bakarsın yandaki komşunun çiçeğine kendi penceresinden su döküyor. Çiçeği kurumasın. Komşu bir yere gidecek, Fatma teyze-Arif amca bizim eve göz kulak olun, denir karşıdan da tamam evladım, tamam kızım, tamam Hatice hanım cevabı alınırdı. Küçük çocukların dadıları komşu teyzelerdi. Bahçelerde yetişen meyveler karşılıklı ikram edilirdi. Evlerin önünde Belediyenin çöp bidonları yoktu. Ama yerde, kapıda bir tek çöp göremezsiniz…

Yok şartlarda, hastalık, vefat, yoksulluk, çaresizliklerde kol kanat olan, dert ortakları komşulardı. Dedikodu, gıybet, haset gibi kötü ahlaka bulaşanlar yok muydu? Elbette vardı. Ama bu asil insanlar, hakkaniyetleri, hoş görüşlü olmaları ile gönül dergâhları idiler. Hastalıklar, noksanlıklar, dertler engin asaletin karşısında etkisini gösteremiyordu. Devlet de insanı ile güçlü idi.

Yoklukta bir devlet nasıl kuruldu. Atatürk’ün önderliğinde, karış karış Anadolu insan medeniyetinin gücü ile.

Boğaz, yıllarca sit alanı ile biraz korunabildi.

Gelinen nokta. Hep kendine yontan siyaset, ve hep kendine yontan siyasete inananlar eliyle, sahil ilçeler tarihi, kültürel, sosyal yapılarını koruyamıyor.

Minik bir Boğaziçi benzetmesi aslında Müslüman Türk’ün kimliğidir.

Bu kimliğe uygun olarak mimarimiz olmalıydı. Bu kimliğe uygun olarak, dostluğumuz, birliğimiz, komşuluğumuz, teknolojimiz, maddi ve manevi kalkınmamız olmalı.

O günlerde doğudan, güneyden, Akdeniz’den, Karadeniz’den, İç Anadolu’dan, göç eden aileler bu sahillerde komşu oldular.

Şu bu, şucu bucu yoktu.

Beykoz’un sahilinde eski tarihi ilkokulun önünde dizilen çocuklar hep birlikte yüzerlerdi. Evden getirdikleri domates ve ekmekleri paylaşırlardı.

Bu ülkenin nimetleri bizi kat kat doyurur.

Kavgalar, bölünme ve ayrılılar gavurun işine gelir.

15 yılda kaç tane İslam ülkesi lime lime edildi.

Biz çöl ülkesi değiliz. Bin bir çeşit ovalarımız var. Kendimize gelelim. Ülkesine, şu veya bu sebeple düşman gözü ile bakan, İngiliz, Yunan, Fransız, Arap zehrini yemiş demektir.

Biz, milliyetçi, dindar, barışsever… Kimliğimiz ile Türkoğlu Türküz.

Birbirimizin çiçeğine su dökelim. Gâvurların zehrini dökmeyelim.

Çiçekler kurudu mu, ne mehtap kalır, ne çiçek ve de huzur.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Haziran 2017 Eski Boğaziçinden Türkiyeye baktım
    • 29 Haziran 2017 Dini, menfaate alet etmek
    • 24 Haziran 2017 Çok şükür bayrama eriştik
    • 23 Haziran 2017 Elveda ya Şehr-i Ramazan
    • 22 Haziran 2017 Zekat kimlere verilmez?
    • 21 Haziran 2017 Kadir gecesine erişmek
    • 20 Haziran 2017 Zekat kimlere verilir?
    • 19 Haziran 2017 Zekat kimlere, nelerden verilir?
    • 17 Haziran 2017 Hadis-i şerifler ışığında zekat
    • 16 Haziran 2017 Zekatını vermeyenlerin vay haline!
    • 14 Haziran 2017 Ramazanın bir dili vardır
    • 14 Haziran 2017 Ramazanın bir dili vardır
    • 13 Haziran 2017 Zekat Allaha yakınlığa vesiledir
    • 12 Haziran 2017 Namazı kılın, zekatı verin
    • 10 Haziran 2017 Zekat vermenin önemi
    • 8 Haziran 2017 Fidye, sahur ve iftar
    • 7 Haziran 2017 Oruç tutmamayı mübah kılan hususlar
    • 6 Haziran 2017 Orucu bozan ve bozmayan hususlar
    • 2 Haziran 2017 Bir sohbet hatırası
    • 1 Haziran 2017 Hadis-i şeriflerle orucun faziletleri


     

    En Çok Okunan Haberler

    16863 µs