Piyasalar

19 Ağustos 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
Yeni Mesaj Gazetesi

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
10 Ağustos 2017

Sevrdeki Hicaz



97 yıl önce bugün, 10 Ağustos 1920 tarihinde 399 yıl Osmanlılarla yaşayan ama 1915’de demiryolu sabotajıyla işe başlayıp İngiliz güdümünde devlet olan Hicaz’ın da karşımızdaki devletlerle bir olarak imzaladığı antlaşmadır Sevr. Osmanlı’nın “soylu kavim” olarak nitelediği ve el üstünde tuttuğu Hicazlılar, artık “haçlılarla” müttefiktir.
Osmanlı böylesi bir uydu devletin varlığına itiraz bile edemeden Sevr masasına oturur. Hasta adam dedikleri Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasını paylaşmak için toplananlarla masa, iflas masasına dönüşmüştür. Sınırları ABD Başkanı Wilson tarafından belirlenecek gelecekteki Ermenistan temsilciliği, “himaye” altında bu toplantıdadır. Yine mirastan pay kapmaya çalışan Kürdistan projesi sunucuları da hazırdır.
Sevr’e giden yol ilginçtir. Önce Fransa’da antlaşma maddelerini duyurmak üzere görüşmeler yapılır. Osmanlı heyet başkanı Sadrazam Tevfik Paşa: “Barış şartları bağımsız bir devlet kavramıyla bağdaşamaz” deyip dönünce Damat Ferit hükümet başına geçirilir. Sultan Vahdettin, işgal edilen ve sonra da kendisince kapatılan Meşrutiyet Meclisi yerine 22 Temmuz 1920 günü Saltanat Şûrası’nı toplar. Devletin, veliaht dâhil tüm mülki ve askeri üst görevlileri şûradadır. Sevr için gelen antlaşma taslak metni açıklanır. Padişah onaylatmak ister. Sadece bir kişi, Batumlu Ali Rıza Paşa, imzalanacak maddeleri: “Bu bir ihanettir. Millet kabul etmedikçe siz kabul etseniz ne olur?” diyerek ve bağırarak protesto eder, onaylamaz.
Ali Rıza Paşa, kısa süre sonra vefat edince Atatürk, oğluna telgraf çekerek “Vatanımız, babanızın umduğu gibi kurtulur da hepimiz halâs oluruz” der.
1918’deki Mondros Mütarekesi’ne tavır alarak, “Top tüfek varken neden teslim oluyoruz?” sözüyle Padişah’ı şiddetle yeren, Damat Ferit’in makamını basan yine Ali Rıza Paşa’dır. Son Osmanlı parlamentosunda, Ermeni sahte soykırım iddialarını kabul eğilimine karşı da “Asıl mağdur biziz” diyerek kıyasıya muhalefet eden kişidir. Onurlu davranışların adamı olarak tarihi değer olmaya hak kazanmıştır.
10 Ağustos 1920’de Paris yakınındaki Sevr porselen fabrikasında atılan imzalarla Osmanlı paramparçadır. Topraklar Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde İngiliz, Fransız ve İtalyan buyruğuna girerken yasama hakkı, egemenlik hukuku, devlet maliyesi, İstanbul ve Boğazlar, ordu, kolluk gücü denetimi, Ege adaları, İzmir’in ulaşım ve iletişim seyri elden gider. Kapitülasyonlar perçinleşir. Trakya “Helen” emeline peşkeş çekilir. Azınlıklar, ayrıcalıklı sınıf olurlar. Antlaşmayı imzalayan ülkeler, kendi parlamentolarının onaylarını beklemeden uygulamaya girişirler.
Sevr antlaşması ihanetin belgesidir. Bu antlaşma kadar bir alçalmaya imza atan devlet örneği tarihte enderdir.
Sevr’i imzalayan ve destekleyenler vatan hainleridir.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Türkiye’nin tapu senedidir” diye nitelendirdiği Lozan Antlaşmasına karşı bugün Sevr’i yeğlemeye kalkışanlar güruhu birer Damat Ferit, Dürrizade Abdullah veya Anzavur Ahmet’tirler; topu birden ihanet içindedirler.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Ağustos 2017 Türkiye Cumhurbaşkanı
    • 14 Ağustos 2017 Soru sor-ma!
    • 10 Ağustos 2017 Sevrdeki Hicaz
    • 7 Ağustos 2017 Anahtar bileşen Haydar Baş
    • 24 Temmuz 2017 Lozan 94 yaşında
    • 20 Temmuz 2017 Çullanma Trump Haydar Baş var!
    • 17 Temmuz 2017 Yargıya taciz mi?
    • 13 Temmuz 2017 Denizde suikast
    • 10 Temmuz 2017 Bindik bi alamete
    • 6 Temmuz 2017 Hakim-Savcı ihraçları ve yargılamanın yenilenmesi
    • 3 Temmuz 2017 Olağan hali Haydar Başla denemek
    • 29 Haziran 2017 Mahalle Kahvesi
    • 19 Haziran 2017 Adaletin genleri
    • 15 Haziran 2017 Haydar Baş: 'İtirazım var!'
    • 12 Haziran 2017 Paralel yapı ve KATAR
    • 8 Haziran 2017 NATO mermer kafalar
    • 5 Haziran 2017 Haydar Başı ATATÜRKe borçluyuz
    • 1 Haziran 2017 OHAL Komisyonu çare olamaz!
    • 29 Mayıs 2017 Haydar Başla siyasal tedrisat
    • 22 Mayıs 2017 Oynaş güreşi


     


    14329 µs