Piyasalar

19 Ağustos 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Muharrem Bayraktar
mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Muharrem Bayraktar
12 Ağustos 2017

Sevr Anlaşmasını kim çöpe attı?



Dün Sevr Anlaşması’nın imzalanmasının yıl dönümüydü. Yeni Mesaj’da muhterem yazarımız Ünal Emiroğlu’nun dünkü yazısında veciz bir şekilde anlattığı gibi, Sevr ihanetinin başımıza ördüğü felaketin boyutunu bir kez daha hatırladık. 97 yıl önce 10 Ağustos 1920’de Osmanlı’nın tasfiyesi demek olan Sevr’i şöyle anlatır Emiroğlu:

“10 Ağustos 1920’de Paris yakınındaki Sevr porselen fabrikasında atılan imzalarla Osmanlı paramparçadır. Topraklar Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde İngiliz, Fransız ve İtalyan buyruğuna girerken yasama hakkı, egemenlik hukuku, devlet maliyesi, İstanbul ve Boğazlar, ordu, kolluk gücü denetimi, Ege adaları, İzmir’in ulaşım ve iletişim seyri elden gider. Kapitülasyonlar perçinleşir. Trakya “Helen” emeline peşkeş çekilir. Azınlıklar, ayrıcalıklı sınıf olurlar. Antlaşmayı imzalayan ülkeler, kendi parlamentolarının onaylarını beklemeden uygulamaya girişirler.”

Tamamen bir esaret ve teslimiyet anlaşması olan Sevr’in, Lozan’la çöpe atılmasını hazmedemeyenlerin “Sevr’in çok da önemsenmesi gereken bir anlaşma olmadığını, bu anlaşması zaten İngilizlerin bizzat kendilerinin vazgeçtiklerini, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kazandığı zaferlerin bunda bir rolü olmadıklarını yazıp çizdiklerini hatırlamak insana acı veriyor.

Biz zamanlar Zaman gazetesi yazarı olan bugün ise Derin Tarih dergisi genel yayın yönetmenliğini yapan Mustafa Armağan’ın “Zaman’lı(!)” günlerinde yazdığı bir Sevr yazısından bir kesit aktarayım sizlere; “Sevr’i yeniden tartışmaya açalım” başlığıyla yayınlanan yazıda özetle şöyle diyor Armağan:

“Sevr, bir barış projesiydi. “Barış projesi mi?” dediğiniz duyar gibi oluyorum. Evet, yanlış duymadınız, Sevr bir barış projesiydi.

Sevr’i kimse ciddiye almadı. Ne İngiltere ne Fransa ne İtalya. Garip bir şekilde ölü olarak doğdu. İngiliz parlamentosu tutanaklarına göre, Lozan görüşmelerini kabul etmek suretiyle Sevr’i yırtan taraf olarak İngiliz hükümetini tebrik etmek gerektiği anlatılır.

…Sevr’in birçok maddesi Lozan’da güle oynaya kabul edilmiştir. (Zaman gazetesi, 11 Temmuz 2010, Oda TV, 18 Temmuz 2010)

Yıllar evvel FETÖ’nün gazetesinde yazan Mustafa Armağan’a göre “Sevr’i yeniden tartışmaya açma zamanı gelmiş.

Zaten Sevr bir barış projesi imiş.

Kimse de bu anlaşmayı ciddiye almamış!

Breh, breh, breh!

Zaten Sevr’i yırtıp atan taraf biz değilmişiz, İngilizlermiş!

Çok teşekkürler sana Ey İngiliz hükümeti!

Sen olmazsan biz ne yapardık!

Lozan’da, Sevr’in birçok maddesi kabul edildiğine göre demek ki Lozan da bir gizli Sevr olmuş oluyor!

Bu yazar bugün hala bir tarih dergisi çıkartıyor ve devletin büyük imkânlarıyla yayın hayatını devam ettiriyor.

Vatikan’a giderek Papa’ya “sizin misyonunuzun bir parçası olarak buradayız” diyen Gülen’in gazetesinin o günlerde bir diğer misyonu da Sevr’i hafife almak, Lozan’ı küçümsemek miydi bilmiyoruz.

Bildiğimiz şey, baştan aşağı tarihi gerçekleri çarpıtan ve gerçekleşmesi için emperyalizmin Anadolu’yu karış karış işgale giriştiği bir anlaşmayı böylesine “barış sever” bir pozda takdim etme işi “bu topraklara ait” bir misyon değildir.

İngilizler son Türk devletini yok etmek istiyorlardı ve Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iman dolu yüreği, savaşa savaşa emperyalizmi denize dökmesi buna mani oldu.

Olay bu kadar net ve basit.

İzmir’den Sakarya’ya kadar yüz binlerce Türk’ü katleden, tecavüz eden bir zihniyetin Anadolu’yu tamamen tasfiye için önümüze koyduğu anlaşmayı “barış” anlaşması diye vasıflandırmak, bu anlaşmadan vazgeçen tarafın İngilizler olduğunu söylemek, Gazi ve arkadaşlarını milli mücadele azmini küçümsemek “basit bir misyon” olmasa gerek.

Sevr’e bir de bu açıdan bakın.

Aramızda bugün “konjonktürel olarak sessiz kalsalar da” Sevr’e yönelik böyle absürt bir tarih mantığı içinde olan “talihsizlerin” var olduğunu unutmayın.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Ağustos 2017 Darbenin arkasındakiler
    • 17 Ağustos 2017 Osmanlı padişahlarının içki hayranlığı
    • 14 Ağustos 2017 Faiz bir kangrendir
    • 12 Ağustos 2017 Sevr Anlaşmasını kim çöpe attı?
    • 10 Ağustos 2017 FETÖ, aslında bir hırsızlık çetesidir
    • 9 Ağustos 2017 Haydar Başın FETÖ konusundaki uyarıları!
    • 8 Ağustos 2017 Ulusalcılara saldırı emrini FETÖye kim verdi?
    • 7 Ağustos 2017 Atatürke sövenlere Baş tokat
    • 22 Temmuz 2017 FETÖ ve ibadet
    • 20 Temmuz 2017 Daha ne kadar gizleyeceksiniz?
    • 18 Temmuz 2017 İsrail, Filistinin doğalgazını resmen çalıyor!
    • 17 Temmuz 2017 Abdulhamitin askeri yönü
    • 15 Temmuz 2017 Dedeler ve nineler iş arıyor
    • 13 Temmuz 2017 Ağlanacak halimize gülmeyelim
    • 12 Temmuz 2017 Telaferde Türkmen kıyımı
    • 10 Temmuz 2017 Hüsranla biten AB macerası ve Haydar Başın reçetesi
    • 9 Temmuz 2017 Deneme yanılma ile dış politika olmaz
    • 7 Temmuz 2017 Yunan küstahlığı
    • 6 Temmuz 2017 Suriyeli mülteci krizi
    • 4 Temmuz 2017 Tünelde ışık yok


     


    14792 µs