Piyasalar

19 Ekim 2017, Perşembe tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
20 Eylül 2017

Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe



Bölgemizdeki tansiyon her geçen gün daha da yükseliyor. Kuzey Irak bölgesel kürt yönetimi ve ardından Suriyedeki kürt yönetimin referandum kararı ilişkilerin zaten karışık olduğu bölgede domino etkisi yaptı. Belli başlı ülkeler referanduma karşı çıkıyorlar. Ortadoğu da yeni bir haritaya sıcak bakılmıyor. Iraktaki bağımsız bir kürt devleti komşu ülkelerde de siyasi bir iç karışıklığa yol açacaktır.

Irakta böylesi bir vaziyete bir anda gelinmedi. İlk günden beri ABD başrol oynuyor. Referandum konusunda ABD’nin tavrı daha çok perde arkasında kalmak istiyor. ABD referanduma karşı değil, referandumun tarihine karşıymış. Açıktan destek sadece İsrail devletidir. Daha açık ifade ile ABD ve İsrail diğer ülkelere karşı iyi polisi kötü polisi oynuyorlar.

Gelişmeler hiç de sürpriz değil. Tarihi hafızamıza baktığımızda herşeyin sistematik gittiği görülecektir.

Yıl 1916; ortadoğuyu paylaşmak üzere İngiltere ve Fransa arasında Sykes-Picot Anlaşması imzalanır. Daha sonra Rusya da bu anlaşmaya katılmış olda da Rusya’daki Bolşevik ihtilali sonucu Rusya kendi topraklarına çekilir. Bu anlaşmayı da kamuoyuna sızdırır.

Çok ilginçtir, batılılar o gün bugün bu haritanın gerçeklesi için çalışırlar. Bunun için başvurmadıkları yol da kalmaz. Ortadoğu bölgesi dünyanın kalbi mesabesindedir. Zengin petrol ve su kaynakları, enerji ve ticaret koridoru, kültürel ve dini gerekçelerle bu bölgede dünyanın gözü var.

Ardından Sevr anlaşması ile bu bölge Osmanlının elinde alınarak yeniden paylaşılmaya çalışılır. Dünün lider emperyalist devleti İngiltere’nin yerini bugün ABD aldı. Kendi aralarında paylaşım konusunda arka planda anlaşmazlıkları olda da, ilk etapta bölgenin demografik yapısını ve haritasını değiştirerek kaosu arttırmak istiyorlar.

Bölgede yeni anlaşmalıklar, yeni savaşlar oluşturmak istiyorlar. İşin acı tarafı bölge halkları hakkında hiç de iyi rüya görmüyorlar.

Ülkemizde bu sürece kapılmış durumda. ABD ile çıkılan yolculuk maalesef bugün acı meyvelerini veriyor. Güneydoğumuz, güney sınırımız güvenlikten son derece uzak durumda.

Bugün yeniden Atatürk’ün uyguladığı diplomatik dehaya ihtiyacımız var. Milli mücadele yıllarındaki dışişlerinin misyon ve vizyonuna ihtiyacımız var.

Yurtta sulh cihanda sulh yaklaşımına ihtiyacımız var. Bazı aklı evveller diyor ki, ‘barışa barış, savaşa savaş’. Bu çok basit bir sokak kavgası mantığıdır. Sonuç savaşlardan ziyade diplomasi ile masa başında alınır. Savaş diplomatik olarak elinizi kuvvetlendirir. Zaten dünyadaki kabül, savaşı engelemek için orduya ihtiyaç vardır. Fakat bu bizim bölgemizde farklı tezgâhlanır. Ordu savaşmak ve savaştırmak için vardır mantığı verilir. Bu gözle bakıldığında bile meselenin arka planı görülecektir.

Ülkemiz ve bölgemizi karıştırmak için etnik ve mezhep temelli ayrılıkları kaşıyorlar. Bu konuda sn. Prof. Dr. Haydar Baş hocamız uzun yıllardan beri tam da bu konularda birlik için çalışıyor. Şimdi bu çalışmaların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz.

3. Dünya savaşına doğru süratle gidiliyor, bu hengameden ve bataklıktan ülkemizi ve milletimizi korumanın yolu birlikten, birliği temin ise Haydar Baş hoca ile olmaktan geçiyor.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?
    • 26 Aralık 2016 Ana haberi okumak


     

    En Çok Okunan Haberler

    15328 µs