Piyasalar

16 Aralık 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Adem Birinci
Yeni Mesaj Gazetesi

Adem Birinci
28 Eylül 2017

Sürdürülebilir hayvancılık



“Sürdürülebilir Besicilik Paneli”nde konuşan sektör temsilcileri hayvancılıktaki ithalat patlamasını bakınız nasıl değerlendiriyorlar.

Et ve Süt Kurumu Genel Müdür Vekili Ethem Kalın: "Ana hedefimiz ithalat yapmamaktır. Biz neden ithalata girdik. Yüzde 10 et açığımız var. Türkiye’de yılda ortalama 4 milyon büyükbaş ve 6 milyon küçükbaş hayvan kesilir. Biz 500 bin baş ithalat yapıyoruz. Ben ithalatın her kuruşuna attığım imzadan huzursuzum. Biz ithalat yapmaktan mutlu değiliz. Siz üretin biz ithalatı bırakalım."

Saray Tarım ve Hayvancılık Genel Koordinatörü Nadir Yürüktümen: "Saray olarak 33 bin baş kapasitemiz var. Fakat ahırlarımız boş. Önümüzü göremediğimiz için, yarın nasıl bir karar çıkacağını bilmediğimiz için hayvan alıp koyamıyoruz. Her şeyi ithal edeceksek biz niye bu işi yapıyoruz? Göçer toplumdan şehirlere göçen toplum olduk.”

Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Armağan Hayırlı: "Ben devlet olsam, yarın 148 kalem desteği kaldırır, 12 ay süt ve et üretene destek veririm. Politika ve uygulamaları bölgesel yapmak lazım. Ege’de, Akdeniz’de Holstein ile süt üretmek kârlı. Ama hayvan ithal edip Erzurum’da besicilik yapmak yerine koyunculuk daha kârlı. Bu işin çıkış yolu kooperatifçiliktir. 

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Numan Akman: "İthalat ciddi bir sorun. Hayvan ithal, yem ithal, finansman devletten, alım garantisi devletten. Böyle hayvancılık olur mu? İstatistikler güvensiz. Söylendiği kadar hayvanımız yok."

* * *

Ortalama rakamlar bize, ithalata dayalı karın doyurmanın ucuz değil pahalı bir yöntem olduğunu ispat ediyor. Üstelik ithalat politikası, hayvan sayısının azalmasına neden oluyor. Hayvan sayısının azalması, fiyatların yükselmesini tetikliyor. İthalat ve dışa bağımlılık; susuzluğu gidermek için deniz suyu içmeye benziyor.

Hükümet, yerli üreticiyi koruyacak ve üretimi esas alacak politikalar yerine, besi işletmelerini iflasa sürükleyecek düşük gümrük vergisi ile sınırsız ithalatı tercih ediyor. Hükümetin öncelikli politikası haline gelen “ithalata dayalı tarım ticaret sistemi” ivedilikle terk edilmeli. Bu gidişle ülkede hayvancılık diye bir sektör kalmayacak. O zaman ithalat da bu kadar ucuz olmayacak. Tarımın iyileşmesi ve gelişmesi için ayrılan bu kadar kaynağa ve bu güzelim cennet vatanın her türlü nimetine rağmen sektörde ilerleme sağlanamayıp; ithalata sarılmak bu ülkenin silinmeyecek yüzkarası bir ayıbıdır.

Şu an bu ithalat işinden; ne üretici, ne tüketici, ne de kasap kazançlı. Sadece ithalat izni alan birkaç şirket ile bu şirketlere hayvan satacak yabancı şirketler kazanıyor. Şirketlerin dışında kalan tüm kesimler kaybediyor.

Çözümü bizler ve bağrı yanan çiftçimiz yıllardan beri barım barım bağırarak dile getiriyoruz: “Türkiye’de et sorunu yok ot sorunu var.” Meralarımız ıslah edilerek tekrar hayvancılığa kazandırdığımızda yani kaba yem açığını hallettiğimizde; etçi sığır ırkları ve melezlerini yetiştirir, bir de doğan buzağıları kaybetmezsek o zaman kimseye muhtaç olmadan kırmızı etimizi üreten bir ülke haline geliriz. İthalat yaptığımız ülkelerin üç temel özelliği var. Birincisi etçi ırklara ve melezlerine sahip olmaları, ikincisi meralarını kullanmaları…

Bir de doğumda ölen buzağı oranlarını sıfıra çekmeleri. Bu üç temel özelliği hallettiğimizde yine eski yıllarda olduğu şekliye kargas et ve canlı hayvan ihraç eder konuma geliriz.

Köylü ve çiftçimiz bugüne dek maalesef çözüm, çare ve zenginlikten yana tavır koymayarak hep fakirliği ve paspas edilip çiğnenmeyi seçti. İnşallah ayıkarak zenginlikten yana tavır koyarak, "Milli Ekonomi Modeli"ni iktidar eder.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Mustafa Kemalim, ellerinden öperim
    • 28 Eylül 2017 Sürdürülebilir hayvancılık
    • 20 Eylül 2017 Köy enstitüleri
    • 14 Eylül 2017 Başöğretmen Atatürk
    • 13 Eylül 2017 Köylü biterse
    • 12 Eylül 2017 Sahte bala dikkat
    • 8 Eylül 2017 Vira Bismillah
    • 7 Eylül 2017 İşgaldeki hali sakın unutma!
    • 6 Eylül 2017 Tarımın başına köylü Mehmet ağa
    • 23 Ağustos 2017 İthalat değil üretim
    • 22 Ağustos 2017 Atatürkü anlamak
    • 11 Şubat 2017 İhtiyar avcı Türker Sümer
    • 19 Ocak 2017 Atatürkün Kuran hassasiyeti
    • 16 Ocak 2017 Atatürke dil uzatma!
    • 6 Ocak 2017 Atatürk ve Halil Ağa
    • 2 Ocak 2017 Tarımda 2016da öne çıkan başlıklar
    • 19 Aralık 2016 Bu ithal kafa ile nereye kadar!
    • 6 Aralık 2016 İmam Aliden özdeyişler
    • 29 Eylül 2016 Hz. Fatıma (a.s.)
    • 4 Şubat 2016 İncirde büyük tehlike


     

    En Çok Okunan Haberler

    16428 µs