Piyasalar

16 Aralık 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Muharrem Bayraktar
mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Muharrem Bayraktar
10 Ekim 2017

Lafla bilim olmaz



Üniversitelerimizin, uluslararası alanda tel tel dökülen ve her geçen gün daha da kötüye giden akademik karneleri ve bilimsel çalışma düzeylerindeki düşüşe, siyasetçilerin bulduğu çözüm şu oldu: 10 üniversitemiz araştırma üniversitesi olarak seçildi.
Aralarında Boğaziçi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin de bulunduğu 10 üniversite bu kapsama alındı.
Demek ki üniversitelerimizin 'araştırma yapması gereken kurumlar!' olduğu yeni
keşfedildi.
Bir üniversitesinin 'araştırma' yapması için devlet tarafından 'senin görevin araştırma yapmak' gibi bir tasnife uğraması hem o üniversitelere hem de bu çatının dışında kalan diğer üniversitelere hakaret.
Binaları tel tel dökülen ucube haldeki devlet hastanelerine 1-2 tane doçent tayin edip, tabelalarına da araştırma hastanesi asmakla 'araştırma hastanesi' olunamayacağını etrafımızı saran yüzlerce 'sözde araştırma hastanesi'nden zaten biliyoruz.
Eğer bilime ve bilimsel araştırmaya gerçekten önem veriyorsanız, önce bunun nasıl yapılması gerektiği noktasında kafa yoracaksınız. Devletin her kademesini 'benden olanlar ve olmayanlar' mantığı ile doldurarak, liyakat yerine siyaseti ön planda tutarak, üniversite hocalarının kendi uzmanlık alanlarında bile televizyonlara çıkıp iki laf etmekten korkar hale getirerek bilimsel çalışma yapamazsınız. Bakın size izini sürmeniz gereken bir Türk bilim adamının adını vereyim.
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil… 
 Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı. Harvard’da devrim niteliğinde çalışmalara imza atıyor. Obeziteyi ve şeker hastalığını tarihe gömecek aşılar üzerine çalışıyor. Hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler bitmek üzere. Bu yıl içinde insan üzerindeki çalışmalara başlayacak.
Belki de bir iğne vurularak 5 yıl süreyle şeker hastalığından kurtulmanız mümkün
olacak.
Peki, Hotamışligil’in yaşadığı şehirde bilime nasıl katkı sağlanıyor ve bu konuda devlet politikası ne? Bu sorunun cevabını kendisinden dinleyelim:  
“Ben Amerika’da bayıldığımdan kalmıyorum ki... Sadece benim yaşadığım Boston’da, Harvard ve MIT’nin bulunduğu Cambridge bölgesinde, yarıçapı 3 mil olan bir daire çizerseniz, o alanın içinde tam 10 bin laboratuvar var. Dünyada araştırmacıların en çok talep ettiği ve en yoğun yerleştiği yer burası. Akşam sokağa çıktığınızda bile havada bilim soluyorsunuz. Bizim alanımızda devamlı etkileşim gerekiyor. Hiç kimsenin zekâsı ve yaratıcı kapasitesi, biyolojinin karmaşasını tek başına çözecek kadar güçlü olamaz. Burası arı kovanı gibi bir ortam... Zihinsel özgürlüğünüzü sınırsız kullanabiliyorsunuz.
Harvard’da sadece benim başında bulunduğum 12 laboratuar var. Cambridge’e gelen genç araştırmacı adaylarından en yaratıcı beyinleri kendi laboratuarlarımıza nasıl çekebiliriz diye bir rekabet de var. Eğer iyi yönetemiyorsan, yaratıcı bir ortam sunamıyorsan, her taraf laboratuvar dolu; parlak araştırmacılar niye sana gelsin ki.”
Biz her tarafı AVM’lerle doldururken, ABD’nin Cambridge bölgesinde 10 bin laboratuarın varlığından ve laboratuarlarda çalışan binlerce bilim adamından bahsediliyorsa sahi nasıl olacak bu 'araştırma üniversiteleri' projesi?
Hala kaldırdığımız TEOG sınavının yerine neyin geleceğini belirleyemediğimiz, hala kaldırdığımız üniversite sınavları yerine nasıl bir sistemin geleceğini belirleyemediğimiz bir kaos içinde üniversitelerimize nasıl bilimsel yönden çağ atlattıracağız?
Dolayısıyla önce bir bilimsel devrimin nasıl yapılacağı konusunda 'biraz kafa yormak, liyakate önem vermek, yurtdışındaki Türk bilim adamlarından destek almakla' işe başlamak lazım.
Yoksa konuştuğumuzla kalırız.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2017 Amerikanın zehirli hançerleri
    • 30 Ekim 2017 Haydar Hocanın Cumhuriyet Bayramı
    • 10 Ekim 2017 Lafla bilim olmaz
    • 28 Eylül 2017 Kabe İmamının Amerikaya duası
    • 26 Eylül 2017 Barzani meydan okuyor
    • 22 Eylül 2017 Liyakat yerine siyaset hakim olunca
    • 21 Eylül 2017 Silah yasağı neyin işareti?
    • 20 Eylül 2017 Planlı kalkınmadan pilavlı kalkınmaya
    • 19 Eylül 2017 Çocuklar ölürken hiç düşündük mü?
    • 18 Eylül 2017 Barzani Sevr geri gelsin diyor
    • 16 Eylül 2017 Cenaze kavgası
    • 15 Eylül 2017 İzmirin dağları ve Abdülhamit
    • 14 Eylül 2017 Mossadın imamları
    • 13 Eylül 2017 Arakan Müslümanları Osmanlıya değil, Atatürke destek vermişti!
    • 12 Eylül 2017 ABDden IŞİD tahliyesi
    • 9 Eylül 2017 Atatürk ve Haydar Baş çizgisi
    • 8 Eylül 2017 Atatürke göre emperyalizm kalıtımsaldır
    • 29 Ağustos 2017 Yunan keşke gelse miydi?
    • 28 Ağustos 2017 Kürdistan politikaları
    • 26 Ağustos 2017 Siyaset, feraset ve hamaset


     

    En Çok Okunan Haberler

    16550 µs