Piyasalar

16 Aralık 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
Yeni Mesaj Gazetesi

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
30 Ekim 2017

Ey abuklar! T.C. 94 yaşında



Nice 29 Ekim’lere… On yıllarca Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu coşkuyla kutladık.  Ne yazık ki coşku son zamanlarda kuşkuya ve giderek korkuya dönüştü. Endişe şu: Cumhuriyet elden mi gidiyor!?
Ne korkun ve ne de endişe duyun! Cumhuriyetimizin yüce değerleriyle hesaplaşmaya kalkışan cüceler, abuk sabuk sözlerle ancak mizah konusu olurlar. Ve oluyorlar da. Şu sözlere bakar mısınız; Kurtuluş Savaşımızda Yunan ordusu galip gelseymiş. Mustafa Kemal’in topraklarımızdan söküp attığı o düşman ordusu 1919-1922 yılları arasında 41 aylık sürede, Haymana’dan Ege ve Marmara Denizi’ne kadar olan bölgemizde;
-1,5 milyon insanımızı öldürmüş,
-27 şehir, 1400 köy, 160.000 ev yakmış,
-Kadınlarımıza ve kızlarımıza tecavüz etmiştir.
Bu vahşet, Cemiyeti Akvam (bugünkü Birleşmiş Milletler) ve Kızılhaç heyetleri tarafından yerinde incelenip raporlarla belgelendirilmiş, hatta Lozan tutanaklarında yer almıştır. Vatanına, ırzına, namusuna göz diken bu mütecavizlere, tüm vahşetlerine rağmen, “keşke galip gelselerdi” demek, bir delinin defterine düşen not olabilirdi ancak. Tımarhaneden raporları yoksa eğer “gavat” değil de nedir bunlar! Bir de, Atatürk’ün ölüm yıldönümü 10 Kasım’da sirenlerin çaldığı 9.05’de helaya gidin, sifonu çekin diyen meczuplara ne demeli? Siz ne dersiniz bilmem ama ben bunlara kenef mimarı diyorum.
Abuk, abukat, gavat ve meczup takımını bir kenara bırakalım da ciddi işlere bakalım;
Tarih 23 Ağustos 1930’u gösterirken Mustafa Kemal Atatürk, Yalova’da “Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek, yegâne emelimdir” diyordu.
Atatürk’ün bu emeli, içerde/dışarda tüm sinsi emel besleyenlere karşı ulusun kalbinde kök salmış, asırlık çınar olmuştur.
Aradan yüzyıla yakın zaman geçmesine rağmen Atatürk ilkeleri geçerliliğini korumaktadır;
Ancak, 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ardından “izindeyiz, eserlerinin bekçiyiz” denmiş… Lakin sadece denmiş.
Türkiye bugün Atatürk’ün bıraktığı Türkiye değildir. Bağımsızlığı tartışılır, ekonomisi dışa bağımlı, mâliyesi iflas noktasında, vatanın bütünlüğüne içten ve dıştan ciddi saldırılar olan, üzerinde Sevr her yönüyle hayata geçirilmeye çalışılan bir ülke durumundadır.
Bu durumundan kendini kurtarabilmek için, kendisini bu duruma planlı şekilde düşürenlerden medet umma gafletindedir.
Gaflete düşmeyen, üstelik gaflet uykusunda olanları senelerden beri uyaran bir lider, bir bilge adam Prof. Dr. Haydar Baş, sosyal ve ekonomi projeleriyle geleceğe Atatürk gibi yönelmiş, çözümün Atatürk’te olduğunu, “milli egemenlik”, “kayıtsız şartsız bağımsızlık” ilkelerinin tam anlamıyla yaşatılmasının gerektiğini ısrarla savunmuştur.
Özellikle Müslüman-Türk kimliğinde kalarak çağdaşlaşmanın nasıl olacağını MEM (Milli Ekonomi Modeli) ve SOSYAL DEVLET ekseninde projelendirerek, ATATÜRK’ün kazandırdıklarının korunabileceğini ispatlamıştır.
Türk Kurtuluş Savaşı’nı, Milli Mücadele’yi ve Atatürk’ü boşa çıkarma politikalarıyla görevlendirilmiş olanların suratlarında patlayan bir okkalı şamardır Haydar Baş! 
Türkiye Cumhuriyeti’nin 94. yılında, Cumhuriyetin kurulmasını sağlayan dip akıntılarını günümüzde en iyi değerlendiren lider Haydar Baş’a kulak verilmesini, vicdanlardaki sesin gürleşerek tüm vatan sathına yayılmasını diliyoruz.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Ey abuklar! T.C. 94 yaşında
    • 10 Ekim 2017 IŞİD bahane yardım şahane
    • 28 Eylül 2017 Barzaniye yaptırım hemen şimdi!
    • 25 Eylül 2017 Topbaşlar çok, başka İstanbul yok!
    • 21 Eylül 2017 Dipsiz kuyu boş ambar mı AKP?
    • 18 Eylül 2017 Can evinden vurulan müfredatla
    • 14 Eylül 2017 Milli Haydar Baş, dünyalı Haydar Baş
    • 7 Eylül 2017 Atatürkün izindeki sempozyum
    • 28 Ağustos 2017 A.O.Ç.de kuzuların sessizliği
    • 21 Ağustos 2017 Muharrem Bayraktar: 'Yılların Ardından'
    • 17 Ağustos 2017 Türkiye Cumhurbaşkanı
    • 14 Ağustos 2017 Soru sor-ma!
    • 10 Ağustos 2017 Sevrdeki Hicaz
    • 7 Ağustos 2017 Anahtar bileşen Haydar Baş
    • 24 Temmuz 2017 Lozan 94 yaşında
    • 20 Temmuz 2017 Çullanma Trump Haydar Baş var!
    • 17 Temmuz 2017 Yargıya taciz mi?
    • 13 Temmuz 2017 Denizde suikast
    • 10 Temmuz 2017 Bindik bi alamete
    • 6 Temmuz 2017 Hakim-Savcı ihraçları ve yargılamanın yenilenmesi


     

    En Çok Okunan Haberler

    17822 µs