Piyasalar

16 Aralık 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Aziz Karaca
Yeni Mesaj Gazetesi

Aziz Karaca
30 Ekim 2017

Yüksek yüksek tepeler, kulaklarda küpeler



Kulaklara her dem küpe olması gereken öğütler, uyarılar, yol ve yön gösteren pusulalar çabuk unutulduğu için, gerçekten kulaklara küpe yapılmadığı için sürekli ayaklar taşa, umulmadık işler başa geliyor.
Bugün itibariyle bu ülkenin en tepesindeki ismin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın; “Bu şehre ihanet ettik, halen etmeye de devam ediyoruz” şeklindeki itirafı bize bir kez daha Ad kavminin hallerini hatırlattı.
Çeyrek asırdan bu yana İstanbul’u yönetenler, kendi ifadeleri ile nasıl bu şehre ihanet etmişler, şehrin her tepesine yüksek yüksek binalar dikmişlerse, Ad kavmi de kendi çağlarında aynı cürmü işlemişler ve Hud Peygamberin o çok meşhur ve çok anlamlı eleştirisine muhatap olmuşlar:
“Siz her yol üzerinde, gelip geçenleri şaşırtmak için bir alamet yapıp saçma sapan şeylerle mi uğraşırsınız? O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız?” (Şuara: 128-130).
“Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun’a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.” (Fecr: 6-14).
Hud peygamber kendi milletini, gördükleri her yüksek tepeye binalar yapmakla ve yaptıkları bu binaların kendilerine ebedilik kazandıracağını zannetmekle suçluyor ve mealde görüldüğü gibi bir suçlarını daha hatırlatıyor onlara:
“Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız?”
Başkalarının hukukuna karşı zorbalık, hiç sınır tanımadan zorbalık...
Uzun zamandan beri ihanet edilen bu şehirde de yapılanlar aynı şeyler değil mi?
Gerek yerli gerekse yabancı para babalarına, geniş sermaye sahiplerine istedikleri tepede istedikleri genişlikte ve yükseklikte gökdelenler kurmalarına ruhsat vermek, geniş halk kitlelerine karşı bir haksızlık değil midir, haklarını gasp etmek değil midir?
Bu şehirde yaşayan insanların ortak kullanım alanları olan denizi, ormanı ve yeşil alanların yapımına ruhsat verilen gökdelenlerle gölgelemek, engellemek bir avuç mutlu azınlığın keyfi için geniş kitlelerin hakkına karşı zorbalık değil midir?
Bir evvelki yazımızda da belirttiğimiz gibi, “suçu itiraf cezayı bertaraf etmediğine göre” nice on yıllardan beri bu şehirde “şehir eminliği” görevini üstlendikleri halde “bu şehre ihanet edenler” elbette ve kesinlikle hesap vermelidirler ve bu ihanetin bedelini ödemelidirler.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Yüksek yüksek tepeler, kulaklarda küpeler
    • 10 Ekim 2017 Hezeyanları hazmetmek için
    • 28 Eylül 2017 Dağlar kadar hüzün ortada iken
    • 26 Eylül 2017 'Başımı alabilirsiniz ama benden biat alamazsınız'
    • 25 Eylül 2017 Sünnilik sünger çekmek midir zulümlerin üstüne?
    • 23 Eylül 2017 Geldi yine mah-ı matem
    • 22 Eylül 2017 O yiğitler ki
    • 17 Eylül 2017 Verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü
    • 14 Eylül 2017 Kadir-kıymet bilmeyenin bilgisinden ne olur?
    • 13 Eylül 2017 Zilhicceden sonra Muharrem gelir
    • 12 Eylül 2017 Mesele mezhep meselesi olmaktan çok öte
    • 8 Eylül 2017 Adil olmaya çağrılıyoruz
    • 6 Eylül 2017 Buzları eritecek formül
    • 5 Eylül 2017 Tarifsiz bir tarih ziyafeti
    • 28 Ağustos 2017 İki kurban arası Derinleşen ayrılık yarası
    • 27 Ağustos 2017 Sor utanmaz sor
    • 24 Temmuz 2017 Yüzyıl evvel yüzyıl sonra
    • 21 Temmuz 2017 Bu vebal ilim sahiplerinin boynundadır
    • 19 Temmuz 2017 Bir meczup imam oldu arkası cemaatle doldu
    • 18 Temmuz 2017 Tarihe not düşmek adına


     

    En Çok Okunan Haberler

    12451 µs