Piyasalar

16 Aralık 2017, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
27 Ekim 2017

Yedi başlı ejderha



Açıktan yapıldığı gibi misyonerliğin yanında örtülü yapılan misyonerlik daha derin bağlantılar içermektedir. Misyonerlik yedi başlı ejderha misali gibidir. Bu çerçevede ulusal kültür, eğitim, yabancı dil konusu önemli misyonerlerin hedef alanları içerisinde bulunur. 
Son dönemin önemli fikir adamlarından Attilâ İlhan her fırsatta ulusal kültürün öneminden bahsetmiştir. Batı hayranlığının geçmişten beri kültürümüzde yol açtığı sıkıntılara sıklıkla değinmiş ve batılılaşma fikrinin her dönemde misyonerlik ve emperyalizmle beraber ilerleyeceğinin altını çizmiştir.
Nitekim böyle de olmuştur. Sözde aydınların batılılaşma fikri misyonerliğe kapı açmış; dini ve milli kültürümüz emperyalizm ile derin yaralar almıştır.
Attilâ İlhan "İslam kültür mirasını yadsımak, Türkiye için insanın bedeninin yarısını kesmesi kadar acıklı bir sonuç verir" demektedir. 
Prof. Dr. Haydar Baş hocamız ise “dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün teminatıdır” tarihi tespitini yapmaktadır.
İlhan’a göre Osmanlı ticaret burjuvazisi genellikle Levanten’dir. Yahudi, Rum ve Ermeni topluluklarından oluşmaktadır. Bu Levanten kesim yabancıların çıkarlarını gözeten ve ulusal ekonominin gelişmesiyle hiçbir şekilde ilgilenmediği gibi kültür savunması olduğu zaman Batılı emperyalizmin kültürünü ileri kültür diye benimseyip aktarmış aydın kesimi etkileyerek misyonerlik de yapmıştır.
* * *
Osmanlı devletinde Tanzimat’la birlikte yabancı dil eğitimi yapan okulların sayısı oldukça artmıştır, buna paralel olarak misyonerlerin faaliyetleri de artmıştır. Bunun sonucunda da öz kültürünü beğenmeyen, Batılılaşmaya milli menfaat duygusu ile değil de, şahsi çıkarlarıyla bağımlı bir aydın tipi türemiştir. 
İlhan’a göre doğuda ülkesine yanlış bakan aydın, batının doğuya ya da Afrika’ya baktığı gibi bakan aydındır. İlhan, onlara ecnebi misyoneri anlamında ‘komprador yani yabancıların çıkarlarını gözeten aydın’ demektedir.
Misyonerlik Hıristiyanlık dinini yabancı ülkelere yayma çabası içerisinde olmak anlamında kullanılmaktadır. Osmanlı topraklarına Tanzimat döneminden itibaren çok ciddi bir misyoner saldırısı olmuştur. Amerikalılar Doğu Anadolu’da, Fransızlar Suriye ve Lübnan çevrelerinde ve Batı Anadolu’da, İngilizler İstanbul ve çevresinde etkili olmaya çalışmışlardır. Bu bölgeler, misyoner okullarıyla dolmuştur. Neticede dini, dili ve kültürü değiştirilmiş, yani kültürsüzleştirilmiş, bir bakıma mankurtlaşmış tipler ortaya çıkmaktadır.
Misyoner okulları, öğrencileri üzerinde hem din hem de kültür değiştirme politikası gütmektedir. Bu okullardan mezun olan kişiler Osmanlı’nın yönetiminde yer almışlardır. Bu durum bir süre sonra çığırından çıkarak, ordu ve donanmayı dahi bu kişilerin düzene sokmasına kadar gitmiştir.  
İlhan, yurdumuzdaki (gerçekte bütün dünyadaki) yabancı okulların çeşitli Hıristiyan çıkar örgütlerinin misyonerlik faaliyetleri içinde olduklarına, okulları açanlar ya da yönetenlerin papazlar veya rahipler olduğuna dikkat çekmektedir.
* * * 
Mustafa Kemal Atatürk misyonerlik konusunda çok hassas davranmıştır.
Amerikan Board adıyla tanınan (ABCFM) Misyoner Teşkilatı tarafından kurulan Bursa Amerikan Kolejinde, 1927-28 eğitim-öğretim yılında Kamran, Nemika, Muadelat ve Seniha adlı 4 kız öğrenci okulun misafirhanesinde vaftiz edilmiştir. Bu olayı, dönemin gazeteleri manşetten vermiştir.  
Müfettişlerin raporları sonucunda Bursa Amerikan Kız Koleji, Atatürk’ün talimatı ve Bakanlar Kurulu kararıyla 31 Ocak 1928’de kapatılır. 
Okulun eski öğrencilerinden Sabiha Hanım ile Pakize Tarzi de okulda okurken din değiştirenler arasındadır.
Pakize Tarzi’nin kızlarından Zeynep ise ‘Son Osmanlı’ olarak nitelendirilen Ertuğrul Osman Osmanoğlu ile evlendi ve Pakize Tarzi iki hanedana da akraba oldu. Pakize Tarzi’nin 1928’de arkadaşı Sabiha ile birlikte Müslüman Türk kızlarını Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinde rehberlik yaptığı mahkeme tutanaklarında ve sonrasında 28 Ocak 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.
Prof. Dr. Haydar Baş hocamız ise daha 80’li yılların başında kaleme aldığı bir makalesinde, görünüşte tankların ve topların savaştığını oysa dünyada geçerli olan savaşın dinler ve inançlar temelinde gerçekleştiğini ifade etmektedir.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?


     

    En Çok Okunan Haberler

    15786 µs