Piyasalar

19 Ocak 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Muharrem Bayraktar
mbayraktar@yenimesaj.com.tr

Muharrem Bayraktar
8 Kasım 2012

Almanyada yaşayan Türklere altın öğütler!



Almanya’ya ilk giden Türkler, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden sırf ekmek parası için yollara düşen vasıfsız işçilerdi. Çoğu amelelik yaptı. Zor şartlarda çalıştılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan ağır hasarla çıkan Almanya’yı yeniden inşa etmek için gece gündüz çalıştılar. 
Evleri barkları yoktu ilk gidenlerin. Onlarcası bir arada, bir odaya tıkıldılar.   
Bu işçiler çocuklarını aldılar yanlarına zamanla. Daha sonra çocukları evlendi, torun sahibi oldular.  Onların da çocukları oldu. 
Almanya’ya amele olarak giden Türkler elleriyle toprağı kazıya kazıya ekmek kazandılar, mal-mülk sahibi oldular. Bu ülkeden kopup Almanya’ya yerleşen önemli bir Türk nüfusu Anadolu’dan babalarının, dedelerinin getirdiği geleneği, kültürü yaşatmaya çalışıyor yaşatabildiği ölçüde. 
Türkiye başbakanı Erdoğan iki yıl önce Almanya’ya yaptığı ziyarette kendini karşılayan Türklere seslendi: 
“Alman toplumuna entegre olun!” 
 Geçtiğimiz hafta yine Almanya’daydı başbakan. Alman toplumuna entegre olmalarını istediği Türklerin bu tavsiyeyi yeterince yerine getirmediğini görmüş olmalı ki bu defa daha da ileri gitti: “Sizler daima diyaloga açık olmalı, açık fikirli olmalısınız. Sizler Necip Fazıl’ı, Mehmet Akif’i anladığınız gibi Göthe’yi, Kant’ı, Hegel’i de okuyup anlayabilmelisiniz.” 
Şimdi Almanya’da yaşayan Tükler harıl harıl kitapçıları dolaşıp bu üç Alman düşünürün kitaplarını aramaya başladılar her halde! 
Hegel’in kurduğu sisteme diyalektik mantık deniliyor. Bu teze göre, bir fikir(yani tez), karşısındaki başka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir. 
Almanya’da yaşayan Türklere Hegel’i tavsiye eden başbakan acaba devri iktidarında bir kez olsun başka fikirlerin kendi fikriyle karışıp ortaya yeni bir fikir çıkmasına ön ayak oldu mu? 
Yoksa kendi fikrine karşı olan fikirleri silindir gibi ezip geçti mi? 
Başbakanın “okuyun” dediği Kant ise eleştirel felsefenin babası sayılır. Hayatında her türlü eleştiriye açık olan başbakanın(!) eleştirel felsefenin babasına atıf yapması dikkat çekici. 
Öze gelelim: 
Almanya’da yaşayan Türkler ‘hem Dekart’ın rasyonalizminden ve hem de Hume’un ampirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanan Kant’ı öğrenseler ne olur öğrenmeseler ne olur. 
Ya da ‘ Hegel’in  “bilinç kendi başına özgür değildir; bilincin özgürleşmesi Tinin Fenomenolojisi’nde betimlenen karmaşık bir süreçle gerçekleşir” diyen fikirleri ne işlerine yarayacak? 
Yahut Goethe’nin “Demir Elli Götz von Berlichingen - Götz von Berlichingen mit der eisernen Hand, Ein Fastnachtsspiel vom Pater Brey” adlı kitaplarını okusalar ne işlerine yarayacak? 
O kitapları Türkiye’de okuyup iktidar partisine eleştiri getiren öğrencilere bile tahammülü olmayıp hapse attıranların, Almanya’da Türklere “Goethe okuyun, Hegel okuyun!” diye entelektüel pozlar vermesi Nasreddin Hoca fıkrası gibi yani. 
Almanya’da tahsil düzeyi düşük Türklere “Ey Türkler! Siz siz olun, Türklüğünüzü Müslümanlığınızı terk etmeyin. Kendi kültürünüzü, Yunus Emre’nin, Mevlana’nın Hacı Bektaş’ın mesajını asal unutmayın” demesi gereken başbakan ne diyor: 
“Entegre olun!” 
“Hegel okuyun! Dekart okuyun! Göthe okuyun!” 
Almanya’daki Türklerin bu çağrıya “vah vah” diye karşılık verdiklerini duyar gibiyim. 








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2017 Amerikanın zehirli hançerleri
    • 30 Ekim 2017 Haydar Hocanın Cumhuriyet Bayramı
    • 10 Ekim 2017 Lafla bilim olmaz
    • 28 Eylül 2017 Kabe İmamının Amerikaya duası
    • 26 Eylül 2017 Barzani meydan okuyor
    • 22 Eylül 2017 Liyakat yerine siyaset hakim olunca
    • 21 Eylül 2017 Silah yasağı neyin işareti?
    • 20 Eylül 2017 Planlı kalkınmadan pilavlı kalkınmaya
    • 19 Eylül 2017 Çocuklar ölürken hiç düşündük mü?
    • 18 Eylül 2017 Barzani Sevr geri gelsin diyor
    • 16 Eylül 2017 Cenaze kavgası
    • 15 Eylül 2017 İzmirin dağları ve Abdülhamit
    • 14 Eylül 2017 Mossadın imamları
    • 13 Eylül 2017 Arakan Müslümanları Osmanlıya değil, Atatürke destek vermişti!
    • 12 Eylül 2017 ABDden IŞİD tahliyesi
    • 9 Eylül 2017 Atatürk ve Haydar Baş çizgisi
    • 8 Eylül 2017 Atatürke göre emperyalizm kalıtımsaldır
    • 29 Ağustos 2017 Yunan keşke gelse miydi?
    • 28 Ağustos 2017 Kürdistan politikaları
    • 26 Ağustos 2017 Siyaset, feraset ve hamaset

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    39223 µs