Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Müslim Karabacak
Yeni Mesaj Gazetesi

Müslim Karabacak
16 Kasım 2012

Bütün bir insanlık yalana teslim



“Sahibi” tarafından önüne konan bir tutam otu çiğneyip yutmanın dışında hiçbir “derdi” olmayan “behime” ile birilerinin dediğinin, anlattığının ve iddia ettiğinin dışında bir derdi, bir tasası, düşüncesi, sorgulaması olmayan arasında ne fark var? 
Önüme konanı çiğner yutarım, 
Elime verileni kavrar tutarım. 
Doğru mu yanlış mı, iyi mi kötü mü, hak mı batıl mı, adalet mi zulüm mü? 
İnsani mi değil mi? 
“İnsani olmayan hayvanidir” sözüne katılmıyorum. 
Çünkü öyle bir insan tipi oluştu ki, yaptığını hayvan bile yapmaz, yapmıyor. 
Hani, Kur’an’da var ya; “bel hüm edall/hatta hayvanda bile sapkın.” 
O misal. 
İnsanlık yalana teslim. 
Mukayese edebilmek, büyük bir nimet değil midir? 
Kimi hayvanların bile gerek gördüğü bu hayatın olmazsa olmazdan mahrum kalan insan “behime” bile olamaz. 
Nedir bu behime? 
Dört ayaklı demek. 
Çoğulu “behayim/dört ayaklılar” demek. 
İlahide var ya; 
Vahş u behayim der Allah Allah. 
Vahş; yabani, vahşi. 
(Vahş u behayim -yabani ve dört ayaklılar- der Allah Allah). 
Zikre düşman iki ayaklılara duyurulur. 
Bu kadar dil bilgisi yeter. 
Gelin bir başa saralım bu kaseti. 
Ayda bir kere, bazen iki, bazen üç kere Suriye’ye gidip gelen biri idim iç savaş öncesi. 
Gider, bir ya da iki gece konaklar dönerdik. 
Ne kadar özlüyorum o günleri. 
“İnanç turizmi” adı altında turlar organize edilmeye başlanmıştı İslam ülkelerine. 
Bana çok sevimsiz gelirdi “inanç turizmi” ifadesi. 
Zaman geçtikçe bu cümleden neyin murad edildiği daha iyi anlaşıldı gibi. 
Asıl gaye “inanç turizmi” değilmiş demek. 
Bu masum görünümlü ad altında, bazı şeyler legalize edildi. 
Okul oldu, kurs oldu, ders oldu. 
Bu arada bir şey rica edeyim. 
Acaba Suriye’de hoca efendiye ait okul var mı? 
Bilen varsa beni de bilgilendirsin lütfen. 
İşte o yıllar, yani Suriye’nin devlet başkanının isminin Esad olduğu yıllardı. 
Ülkede insanlar kendi hallerinde yaşar dururdu. 
Türk işadamları gidip gelirdi Esad’ın ülkesine. 
Hatta ciddi bazı yatırımlara bile başlanmıştı bu yıllar. 
Başbakanımız ve Esad Halep stadında maç bile izlediler birlikte. 
Daha başka ihtifaller icra edildi, ala u vala ile. 
Fazla söze hacet yok, bilen bilir. 
İnsanlar ölmüyordu, bombalar patlamıyordu bu yıllar. 
Kaçan kurtulmuyordu, yakalanan yutulmuyordu. 
Mutlaka her rejimin/ülkenin kendini koruma ve kollama refleksi olabilir, olmalıydı da, tabii devletse. 
Gel zaman git zaman. 
Arpa buğday olunca saman, ülke karıştı. 
Esad Esed oldu. 
Esad en mutlu demek. 
Esed aslan demek. 
Meşhur bir söz var; aslanın erkeğine de aslan denir, dişisine de. 
Çakal, tilki, sırtlan… olmaktansa aslan olmak çok daha onurlu bir şey. 
Kimse kalkıp da önüne konan bu garip ve ihanet kokan senaryoyu sorgulamıyor. 
Ne idi ne oldu? 
Ne idi niye oldu? 
Ne idi neye oldu? 
Ne idi neden oldu? 
Son soru; 
Kim neye sebep başlattı bu süreci? 
Al sana beş N bir K. 
Suriye’yi ve İslam coğrafyasını oluşturan diğer devletlerin halini doğru anlamanın beş kuralı. 
Son bir soru. 
Can ciğer dostunuz bir gün aracınızı kundaklamaya, evinizi yakmaya, başınıza kakmaya kalkışırsa bu dost hakkında ne düşünürsünüz? 
Bu ruh halini nasıl izah edersiniz? 
Bugün bunu size reva gören, yarın kendisini “dost” kabul edenlere neyi reva görür sizce? 
Asıl sorgulanması gereken de budur. 








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Cumhuriyet İmam Alinin (a.s.) Saltanat Muaviyenin yönetim biçimidir
    • 20 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -2-
    • 19 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -1
    • 23 Ekim 2015 Başınıza taş yağsa 'tarla duvarımız için Allah taş gönderdi' diyeceksiniz
    • 22 Ocak 2015 Emaneti ehline vermek ve adaletle hükmetmek
    • 7 Temmuz 2014 Hangi biri, hangi biri
    • 19 Haziran 2014 Bir güne iki 'berat'
    • 6 Haziran 2014 Nasıl da benziyorlar
    • 3 Mayıs 2014 Terane-i Recep Tayyip
    • 13 Mart 2014 O benim bu benim değil
    • 10 Mart 2014 Damatlardan birinin
    • 31 Ocak 2014 17 Aralık Hatırası
    • 29 Ocak 2014 Dik dur eğilme (çok yedin reflün azar)
    • 24 Ocak 2014 Eee! Külahın var ya be oğlum!?
    • 25 Aralık 2013 Değişik hizmet sahaları
    • 6 Aralık 2013 İt ırkı
    • 5 Aralık 2013 Gerçekte hangisi 'hasta?'
    • 11 Ekim 2013 İmani konular şöyle dursun ameli konularda bile zerre taviz olmaz!
    • 6 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (III)
    • 5 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (II)

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1593693 µs