Piyasalar

24 Nisan 2014, Perşembe tsi
İstanbul 19.8°C Açık
REKLAM

En Sıcak Konular

Uğur Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Uğur Kepekçi
19 Kasım 2012

Muharrem ayı ve Kerbela faciası-I



Muharrem ayı Kur’an’da geçen haram aylardan biri ve belki de talihte yaşanan önemli olayların toplanma yeridir. Onun içindir ki bu ayda diğer aylara nazaran daha fazla tefekkür etmeli, daha fazla oruç tutmalı, daha fazla ibadet taat ve salâvatla meşgul olunmalı ve bu ayda cereyan eden olaylardan çok ciddi dersler çıkartmalıyız. 
Şayet Muharrem ayında cereyan eden ve insanlık tarihini etkileyen, belki de insanlığın yolunu kaybetmesine sebep olan hadiselere ibret nazarı ile bakılmazsa, doğruya ulaşmanın, haklı ile olmanın yolu da tıkanmış, aranılan huzura da erişilememiş olur. 
Tarihte yaşanan öyle olaylar vardır ki onlar unutulur, göz ardı edilir, ya da saklanmaya çalışılırsa; hem tarihe, hem Hak sahiplerine haksızlık edilmiş olur. Kerbela faciasından sonra, Hazreti Hüseyin aleyhisselam ve onunla birlikte olanlara yapılanlar asırlarca saklanmaya çalışılmış, alınması gereken dersler geri planda tutulmuş, sözüm ona fitneye meydan vermemek safsatasıyla, susmak ya da taraf olmamak tercih edilmiş; böylece hak sahiplerinin hakları gasp edilmiş, Ehl-i Beyt’e zulmedenlere hoşgörü ile bakılması sağlanmıştır. 
Netice olarak da Peygamberin en büyük emaneti ve ciğerparelerinin kıymeti yeterince anlaşılmamıştır. 
Bugün insanlık yönünü bulmakta zorluk çekiyorsa, Ehl-i Beyt’in ortaya koyduğu Hak mücadelenin yeterince anlaşılmamasındandır. 
Kerbela unutulmamalı, Kerbela şehitlerinin çağlara vermek istediği mesajlar gayet iyi anlaşılmalı ki; doğruya ulaşalım ve gerçek hidayete erelim. 
Kerbela’da cereyan eden olayları anlayabilmek için kısaca kerbela öncesine bir göz atmakta fayda vardır: 
Yezid, babası tarafından Müslümanların başına halife tayin edildiği günden itibaren İslam’ın esası ciddi bir şekilde tehlikeye maruz kalmıştır. Muaviye, oğlu Yezid’i kendisinden sonra halife olarak tayin etmeye karar verdikten sonra böyle bir işin gerçekleşmesinden emin olmak için kendisi daha hayatta iken, oğlu Yezid’e halktan biat almak istedi ve herkesten önce kendisi, oğlu Yezid’e biat etti. 
Yezid Medine’nin hâkimine şöyle bir mektup yazdı: “Halkı çağırarak onlardan biat al. İlk önce Kureyiş’in büyüklerinden başla; onların ilki de Hüseyin bin Ali olsun.”   
Çünkü Hz. Hüseyin biat etmezse hilafetinin başarısızlığa uğrayacağını o da bilmektedir. 
Hz. Hüseyin’den biat almak istenince, Hz. Hüseyin (a.s) cevabında şöyle buyurdular: 
“Biz, nübüvvet Ehl-i Beyt’i ve risalet madeniyiz. Yezid ise fasık, şarap içen ve adam öldüren birisidir. Benim gibi birisi onun gibi bir kimseye biat etmez...” 
Hz. Hüseyin başka bir sözünde de şöyle buyurmuştur: “Artık İslam’la vedalaşmak gerekir; çünkü ümmet Yezid gibi bir yöneticiye duçar olmuştur.” 
Gerçektende Yezidin halka karşı davranışları hakkında da şöyle haberler verilmektedir: “Firavun, halkın işi hususunda ondan daha adil, yakın ve uzak insanlar hakkında ise ondan daha insaflı idi.”







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Nisan 2014 İstikrar sürüyor mu?
    • 22 Nisan 2014 Peygamberin dindeki yeri
    • 21 Nisan 2014 Salavat peygambere yakınlaşmaya vesiledir
    • 20 Nisan 2014 Samimiyetsiz işlerde hayır yoktur
    • 19 Nisan 2014 O'nun hükümlerine teslim olabiliyor muyuz?
    • 18 Nisan 2014 Kutlu doğum ve samimiyet testi
    • 17 Nisan 2014 Geleceğin Türkiye'sinde siz de görev alın
    • 16 Nisan 2014 Türkiye'nin Geleceği, Geleceğin Türkiye'si
    • 15 Nisan 2014 'Sizinle nasihat arasında gurur perdesi vardır'
    • 14 Nisan 2014 Sosyal hayatı değerlendirmek
    • 11 Nisan 2014 Başkan seçildiniz, şimdi ne yapacaksınız?
    • 9 Nisan 2014 BTP'nin aldığı oyları hazmedemeyenler
    • 3 Nisan 2014 Normalleşme süreci başlatılmalıdır
    • 2 Nisan 2014 Bir seçim daha sona erdi
    • 1 Nisan 2014 Hz. Ali'yi seven çok, hakkını veren az!
    • 30 Mart 2014 Önce zikir, sonra tefekkür
    • 28 Mart 2014 Her seçim yeni bir fırsattır
    • 27 Mart 2014 Milletler büyük ideallerle ayakta durur
    • 26 Mart 2014 Ulu çınara kurt nasıl düştü?
    • 25 Mart 2014 Demokratik krallığa doğru

    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    38070 µs