Piyasalar

15 Haziran 2019, Cumartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
20 Aralık 2012

Cemevleri - cami tartışmasının arka planı



Cem evi tartışması tekrar gündeme getirildi. Milletimizin bir ve beraber olmasından rahatsız olanlar yeni bir manevra daha yaptılar. Kiliselerde namaz kılmaya cevaz verenler, cem evini ibadethane olarak kabul etmiyorlar. 
İlginç bir noktayı ifade edelim. Meclis Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği 17 Aralık 2004 tarihli, 1773 sayılı yazısına atıf yaparak, “İslam’ın bir alt yorumu olan Aleviliğin, İslam’ın ortak ibadet yerleri olan ‘cami ve mescit’ler dışında ayrı bir yerinin olmayacağı, belirtilen sebeplerle, cem evi ve benzeri yerlerin ibadet yeri kapsamında değerlendirilmesine imkân bulunmadığı belirtilmiştir.” diyerek özgürlükleri kısıtlama yoluna gidiyor.
Cem evlerine karşı çıkanlar mimari bir yapıya karşı çıkmıyor, bu yapının fonksiyonuna karşı çıkıyor. Alevi ve Sünnilerin yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyorlar. Karşı çıkarken de dayandıkları esasların aslı astarı yok. Bir kere caminin yeri ayrı cem evinin yeri ayrıdır. Camide namaz kılınırken, cem evinde de Ehl-i Beyte bağlılık kültürü oluşturulur. Peygamber efendimizin devri saadetlerinde hem namaz kılınan mescit vardı, hem de zikir ehli olan Ashab-ı Suffa’nın kaldığı mekân vardı. Burada ders sohbet ve zikir meclisleri kurulurdu.
Cem evleri bir ibadethane hükmündedir
Günümüzde namaz kılınan mekânlar olan camilerin yanında zikir ve sohbetlerin yapıldığı Ehl-i Beyt sevgisinin tahsil edildiği bir mektep hüviyeti de taşıyan cem evleri bir ibadethane hükmündedir. Cem evleri ibadetin yapıldığı, insanlarının olgunlaşması işlevini gören, hem ibadethane hem de bir kültür merkezidir. Bu merkezlerde Ehl-i Beyt sevgisi öğretilir, edep ve terbiye tatbiki olarak gösterilir.
Nitekim Hatay’da Hasan Hüseyin dedenin bizzat kendisinin yaptırdığı camide namaz kıldık, Antalya Elmalı Tekke köydeki Abdal Musa kültür merkezindeki cem evinde de namaz kıldık. 
İkinci bir gerekçe olarak da “Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi’nde ibadethane olarak bir caminin bulunduğu görülecektir. Zira bu külliyede cem evi bulunmamaktadır” diyorlar.
Doğrudur, Hacı Bektaş külliyesinin içerisinde camii vardır. Ancak bu cami 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ve Bektaşiliğin de yasaklanmasının ardından II Mahmut tarafından yaptırılmıştır. 
Özgürlükler diye yola çıkan AKP hükümetinin gerçek yüzü de burada ortaya çıkıyor. Alevi açılımı diye çalıştaylar düzenleyen bu hükümete ne oldu da, Alevilerin en doğal hakkı olan cem evlerine karşı çıkıyor. 
Bu duruş İngiliz sömürgeler bakanlığı döneminden gelen bir projenin uzantısıdır.
Bu Yavuz Sultan Selim’den günümüze gelen Ehl-i Beyt’e sırt dönmenin bir uzantısıdır.
Bu 1826 yılında yeniçeri ocağı kapatılırken, Bektaşi tekkelerini de dönüştürüp kapatıp, merkezi yönetim tarafından maniple edilebilen gruplara devretmenin bir devamıdır. 
Ehl-i Beyt yolunu yok saymanın, ötekileştirmenin bugünkü görüntüsüdür. Osmanlının duraklama ve çöküşü bu süreçle paralellik göstermektedir.
Peki, çözüm ne olacak?
Alevi vatandaşlarımızın istismara gelmemesi, çözümün anahtarıdır.
Türk siyasi tarihinde ilk defa Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) parti programında cem evi ve Alevilere yer vermiştir.
Bakın bu programdan birkaç maddenin altını çizelim.
• Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi vatandaşlarımıza tüm boyutları ile açılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı Ehl-i Beyt sevgisi ile yeniden yapılandırılacaktır.
•  Ehl-i Beyt Üniversitesini kuracağız. Sadece Alevi vatandaşlarımız değil, milletin tamamı Ehl-i Beyt’i buradan öğrenecektir. Bu üniversite sadece Anadolu’ya değil, dünyanın dört bir yanına hizmet götürecektir.
• Cem evleri bir ibadethane, insanımızı olgunlaştıran merkezler, halkımızın kalbinin çarptığı, her türlü din hizmetinin verildiği yerler olarak hak ettiği yasal statüye kavuşturulacaktır.
• Ülke en kritik süreçten geçerken siyaset samimi projeler üretmeli, tüm çatışma alanlarını ortadan kaldırmalıdır. Ve bundan bir sinerji üretmelidir. Tıpkı 13. yüzyılda olduğu gibi Ahmet Yeseviler, Hacı Bektaş-ı Veliler ve Hacı Bayramı–ı Velilerin ufku ile bir İnanç, Millet ve Devlet inşa etmeliyiz.
Tarihle yüzleşenler
Tarihle yüzleşmekten bahsedenler, samimi iseler beri gelsinler. Tarih önünde yüzleşme millet olarak bizi bir ve beraber olmaya götürecektir. Görülecektir ki, Alevisi, Sünnisi bir bütünün parçasıdır. Aralarında var olduğu iddia edilen ayrılıklar bizzat içlerine karışan ajanlar tarafından ekilmiş ve beslenmiştir.
Tarihle yüzleşme cesareti gösteren ve bunu dini ve milli bütünlüğümüze vesile kılan Prof. Dr. Haydar Baş hocamızdır. Gerek yazdığı Ehl-i Beyt külliyatı ile gerekse Ehl-i Beyt sempozyumları ile tarihi bir çalışma ortaya koymuştur. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    2004913 µs