Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Müslim Karabacak
Yeni Mesaj Gazetesi

Müslim Karabacak
1 Şubat 2013

Afete dönüşen şöhretler



“Şöhret afettir” buyurur Hazret–i Muhammed (aleyhissalatü vesselam). 
Bu afetin nasıl bir şey olduğunun daha iyi anlaşılması için de şöyle bir misal verilir, ya da benzetme yapılır. 
Kaplumbağa ile atmacanın aralarındaki husumet, düşmanlık hayli eskidir. 
Atmacanın iştahının yahut gayeye ulaşmasının önündeki en büyük engeldir kaplumbağanın o sert mi sert kabuğu. 
Ne pahasına olursa olsun kırılmalıdır o kabuk ve ulaşılmalıdır hedefe. 
Bu büyük ideal uğruna yakalar atmaca kurbanını ve havalanır. 
Atmacanın, hangi yükseklikten bırakırsam kabuğu kırılır ince hesabından bihaber/habersiz kaplumbağa gururun doruk noktasındadır. 
Ara not: gurur aldanmak demektir. 
Nasıl gururlanmasın ki dava arkadaşlarının yerlerde süründüğü bir zaman diliminde o habire irtifa kazanıyor, kesintisiz yükseliyor, ufku genişliyor, zaviyesi artıyor. 
Dünya ayaklarının altındadır artık. 
Koca bir âlemi kuş bakışıyla, pardon kaplumbağa bakışıyla temaşa ediyordur şimdi. 
Bütün bu tarifi imkânsız hazzı yaşarken kendisi de atmacanın ayaklarının altındadır, ama ne gam? 
Bütün ince hesapları yapıp bitirdikten sonra azat eder atmaca kaplumbağayı. 
Hürriyetine kavuşturur. 
Sonunda ne rütbenin ne de malın olduğu bu azat–i bîmezat ile de can verir kaplumbağa. 
Kazanan, hesabını doğru ve yerinde yapandır, yani atmacadır. 
Bir anlık zevke dalan, yalana kanan ise kaybedendir. 
Evimizin en uygun köşesine büyük bir titizlikle yerleştirdiğimiz pahalı ve en modern cihazlarla baş tacı ettiğimiz sanat dünyasının ünlülerinin uyuşturucu ve benzeri kaplumbağa misali sonucu felaket yaşantılarını okuyunca ve görünce böylesi anlamsız bir konuyu kaleme alayım dedim. 
Kapımızı çalsalar içeri buyur etmekten imtina ettiğimiz bu acınası tipler vahşi kapitalizmin bir o kadar vahşet kusan cihazlarıyla evimizin başköşesindedir artık. 
Yer mantarı misali her gün bir yenisi ekrana taşınan dizi dizi kepazeliklerle aileler ve aile bireyi çoluk–çocuklar büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. 
Ama kimin umurunda? 
Gençleri her türlü tehlikelerden korumak ve kollamakla muvazzaf devletin mi? 
Hayır. 
Ana gayesi ve tek sermayesi para kazanmak olan doyumsuzların mı? 
Hayır. 
Sokaktaki kedi–köpekten, okuma–yazma bilmenin dışında fazlaca bir farkı kalmamış kimi anne–babalar mı?     
Hayır. 
Yetenek avcısı kimi ısmarlama tipler mi? 
Yeteneğini sergilemek adına her türlü pespayeliği yapmaktan doyumsuz zevk alanların mı? 
Nerdeee? 
Siz bana toplumda işlenmiş bir adi–ahlaksız suç gösterebilir misiniz dizilerde işlenmemiş olsun? 
Dizilerde işlenip özendirilmemiş olsun? 
Suçlunun adeta ödüllendirildiği bir zamanda suç işlemekten kişiyi alıkoyacak başka hangi sebep kalıyor? 
Hep söyledik ya, suç işlemek bir hastalıktır, tedavisi de uygun ve yerinde cezadır diye. 
Akşamleyin, mesela Angutlar Vadisi Pisipisi dizisinde izlediği bir cinayet türünü sabahleyin uygulayan gence suçlu muamelesi yapmaya kimin ne hakkı var? 
Kuraldı; “suça teşvik etmek suçu işlemek gibidir.” 
Mesele milyon dolarların dolaştığı reklam pastasıyla dirisi üç kuruş yapmayıp ölüsü sıkıntıya sebep olan kişi arasında tercihe kalıyor. 
Tabii ki tercih edilen milyon dolarlık reklam pastası oluyor. 
Ölen ölür kalan pastadır onların derdi. 
Bir yandan dünyanın en büyük adliye binalarına sahip olmakla övünürken, bir yandan da hapishanelerimizin ihtiyaçlara cevap vermemesinden yeriniriz biz. 
Bunun anlamı, ülkemizde suç ve suçlu patlaması yaşanıyor olduğunu kim düşünsün? 
Övünce bak. 
Bir dizide komiser rolünü oynayan delikanlı, bir başka dizide polis, bir diğer dizide katil rolünü oynuyor. 
Bir dizide oldukça zengin bir karakteri temsil eden, bir başka dizide sıradan bir vatandaşı oynuyor. 
Aynı oyuncu bir ay içinde oynadığı üçüncü karakterde ise hırsız oluveriyor. 
Bu kadar birbiriyle taban tabana zıt karakteri en modern bilgisayara yükleseniz çöker. 
Bir robotu bu tezatta programlasanız, kabloları tutuşur, yanar be. 
Bu kadar çelişkiye bir de çalışma şartlarının berbatlığı eklenince uyuşturucu ve benzeri suçlar sığınak olarak devreye giriyor.    
Sanatçı, ünlü sanatçı, yıldız ve benzeri sıfatlarla topluma takdim edilen bu acınası tipler hem kendilerini mahvediyor hem de neslimizi. 
Baksanız ahir–ömürlerine... 
Nasıl bir sonla yüzleştiklerini hiç merak ettiniz mi? 
Olsun, onlar mahvolurken birileri de malı götürüyor. 
Ne âlâ memleket! 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Cumhuriyet İmam Alinin (a.s.) Saltanat Muaviyenin yönetim biçimidir
    • 20 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -2-
    • 19 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -1
    • 23 Ekim 2015 Başınıza taş yağsa 'tarla duvarımız için Allah taş gönderdi' diyeceksiniz
    • 22 Ocak 2015 Emaneti ehline vermek ve adaletle hükmetmek
    • 7 Temmuz 2014 Hangi biri, hangi biri
    • 19 Haziran 2014 Bir güne iki 'berat'
    • 6 Haziran 2014 Nasıl da benziyorlar
    • 3 Mayıs 2014 Terane-i Recep Tayyip
    • 13 Mart 2014 O benim bu benim değil
    • 10 Mart 2014 Damatlardan birinin
    • 31 Ocak 2014 17 Aralık Hatırası
    • 29 Ocak 2014 Dik dur eğilme (çok yedin reflün azar)
    • 24 Ocak 2014 Eee! Külahın var ya be oğlum!?
    • 25 Aralık 2013 Değişik hizmet sahaları
    • 6 Aralık 2013 İt ırkı
    • 5 Aralık 2013 Gerçekte hangisi 'hasta?'
    • 11 Ekim 2013 İmani konular şöyle dursun ameli konularda bile zerre taviz olmaz!
    • 6 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (III)
    • 5 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (II)

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1597486 µs