Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Müslim Karabacak
Yeni Mesaj Gazetesi

Müslim Karabacak
13 Eylül 2013

Meleklerin koruduğu diyar; ŞAM



Yüce Allah kullarından dilediği kimseye merhamet eder, dilediği kimseye fazilet verir. Bazı bölgeleri bazı bölgelere, bazı ülkeleri bazı ülkelere, bazı zamanları da bazı zamanlara üstün kılar. Bütün bunlarda Allah’ın apaçık hikmetleri vardır.

Kurtubi (rh.a.) der ki; “Yaratıcı olan Allah dilediğini yapar, dilediğine fazilet verir. Onun işleri için bir sebep yoktur, onun işlerinde bir kısıtlama da yoktur. Aksine dilediğini hikmetiyle yapar, bu hikmet bazen görünen olur, bazen de görünmeyen.”

Şam ve Şam Halkının ve fitne zamanında Şam’a hicret etmenin fazileti hakkında Hazret-i Resûlullah’ın (aleyhissalatü vesselam) sünneti birçok hadislerle doludur. Âlimler onun hakkında özel telifler hazırlamışlardır.

“Şam bölgesi, şanı yüce, Resûllerin ve Nebilerin diyarı, salihlerin merkezi, faziletlilerin arzusu, ilk kıblenin bulunduğu, mahşer ve miraç yeri, mukaddes bir toprak, faziletli bir mevzi, yüce bir hudut, Hazret-i İbrahim’in (aleyhisselam) hicret yeri, peygamberlerin gönderme sahnesi ve daha nice açık faziletler diyarı bir yerdir.”

Şam’ın Sözlük Anlamı:

Şam kelimesi, Arapçada sakin hemze ile yazılan الشَأْم (Şe’m) kelimesi ve üstün harekeli hemze ile yazılan الشَأَم (Şe’em) kelimelerinden, lehçelerinden gelmektedir. Onun üçüncü bir lehçesi de hemze ile değil elif ile yazılan الشَام(Şam) kelimesidir. Şam kelimesinin türevleri “اليَدُ الشُّؤْمِي” “El-Yed-üş Şu’mi” den alınmış ve “sol el” anlamına gelmektedir. Böyle bir isim verilmesinin nedeni kıblenin (Kudüs’ün) soluna düşmesinden dolayıdır.

Denildiğine göre birbirine yakın birçok köyün bulunması vücuttaki benlere benzetildiğinden bu adı almıştır.

Bir başka görüşe göre de bu bölgeye gelen ilk kişi Hazret-i Nuh’un (aleyhisselam) oğlu Sam olduğundan dolayı bu ad verilmiştir. Zira Sam’ın Süryanice adı Şam’dır.

Şam, Arap yarım adasının Kuzey Batı bölgesine verilen addır.

Şam’ın Sınırı: batıda Akdeniz, doğuda Akabe Körfezinin “Eyle” kırsalından Fırat Nehrine kadar, kuzeyde ise Toros dağlarının eteklerinden başlar, güneyde Mısır’ın Ariş’inde sona erer.

Şam Hakkında Sabit olan Faziletler hem çok hem de çeşitlidir

Bunlardan bir kaçı;

1- Şam, Yüce Allah’ın mübarek kıldığı bölgelerden biridir.

Kur’an-ı Kerim, beş ayeti kerimede Şam’ın mübarek bir belde olduğuna işaret eder.

Birincisi:

“Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir” (İsra Sûresi,1. ayet)

İmam Taberi der ki: “çevresini mübarek kıldık” ayeti, “bölge sakinlerinin maişetlerini, azıklarını, ekinlerini, ağaçlarını bereketli kıldık” anlamına gelir.

Kuşkusuz Allah (c.c.) bölgenin sularını, ağaçlarını, meyvelerini, verimliliğini artırarak toprağını, bol ve helal kılarak rızkı, ilim ve peygamberlik vererek kişilerini, dürüstlük hasletini vererek davranışlarını, güzel ahlak cesaret ve yardım severlik hasletini vererek kararlılıklarını ve böylece tüm hallerini mübarek kılmıştır.

İkincisi:

“Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık” (Enbiya Sûresi, 71. ayet).

Taberi der ki: “Bu ülke Şam’dır ve Hazret-i İbrahim’in (aleyhisselam) kavmini ve kavminin dinini terk ederek Şam’a hicret etmiştir.” Devamında “bütün âlimler arasında Hazret-i İbrahim (aleyhisselam) Mekke’ye gidip orada Kâbe’yi inşa etse de, oğlu İsmail ve annesini oraya yerleştirse de ne kendisi ne de Hazret-i Nuh (aleyhisselam) Mekke’ye yerleşmemiş, onu vatan edinmemiş olduğu,  Irak’tan Şam’a hicret ettiği ve yaşadığı dönemde mezarının Şam’da olduğuna dair herhangi bir tartışma bulunmadığını” söyler.

Taberi, “bu ülkenin Şam olduğunu ve Hazret-i İbrahim’in (aleyhisselam) kavmini terk ederek Şam’a geldiğini” söyler.

Üçüncüsü:

“Süleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle bereketli kıldığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz”(Enbiya Sûresi, 81. ayet).

Şüphesiz ki bu yer Şam’dır. Çünkü “rüzgâr, Hz. Süleyman (a.s.)’ın yurdu olan Şam topraklarına doğru esmiştir.”

Dördüncüsü:

“Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (Yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık” (Araf Sûresi, 137. ayet).

“Bilindiği gibi Firavun Kızıldeniz’de boğulduktan sonra İsrail oğulları, Şam’ın doğu ve batı topraklarına varis oldular.”

Beşincisi:

“Onların yurdu ile içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında kolayca görünen nice kasabalar var ettik” (Sebe Sûresi, 18. ayet).

Allah’ın bereketli kıldığı kasabalar, Şam’ın kasabalarıdır.

İbn-ü Kesir der ki: “Mücahit, Hasan-ı Basri, Said bin Cübeyr, Katade, İbnu Zeyd ve diğerleri bu kasabaların Şam olduğunu söylerler. Zira onlar, Yemen’den Şam’a doğru birbirini takip eden kasabalarda yolculuk ediyorlardı.”

İşte bunlar Yüce Allah’ın Şam toprakları hakkında söz ettiği beş ayettir. Hz. İbrahim’in (a.s.) hicret ettiği, Allah Resulünün (s.a.v.) miraca çıktığı, İsrail oğullarının göç ettiği, Hz. Süleyman’ın (a.s.) memleketinin bulunduğu, Sebe halkının yolculuk ettiği, Allah’ın (c.c.) bereketli olarak nitelendirdiği Şam topraklarıdır.

Ayrıca Yüce Allah’ın,  üzerinde Musa (a.s.) ile konuştuğu, Tur suresinde “İncire, zeytine, Tur-i Sina dağına, yemin ederim ki…” diye yemin ettiği yerler de Şam topraklarında bulunur.

Mescid-Aksa da bu topraklardadır.

İsrail oğullarının peygamberlerinin gönderildiği, İbrahim’in (a.s.), hicret ettiği, Peygamberimizin (s.a.v.), gece yürüdüğü, miraca çıktığı yer de bu topraklarda bulunur.

Hazret-i Resûlüllah (aleyhissalatü vesselam) Şam’ın bereketli olması için şu duayı yapmıştır: “Allah’ım Şam’ı bize bereketli kıl, Allah’ım Yemeni bize bereketli kıl, Allah’ım Şam’ı bize bereketli kıl, Allah’ım Yemeni bize bereketli kıl, Allah’ım Şam’ı bize bereketli kıl, Allah’ım Yemeni bize bereketli kıl”, sonra üçüncü veya dördüncü defa tekrar edince Sahabeler dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü, Irak’ı da bize bereketli kıl dersek olur mu?Allah’ın Resulü (s.a.v.) dedi ki; “Orada depremler, fitneler çok olacak ve Şeytan’ın boynuzu orada ortaya çıkacaktır.”

 

(Buharı: 1073, Tirmizi: 3953, Taberani, Mu’cem-ül Kebir’de: 12/384, Metnin lafızları ona aittir).

(Not:  Bu yazı Muhammed Salih EL-MÜNECCİD’in “Tubâ liş-Şâm adlı eserinden özetlenmiştir.)

 








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Cumhuriyet İmam Alinin (a.s.) Saltanat Muaviyenin yönetim biçimidir
    • 20 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -2-
    • 19 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -1
    • 23 Ekim 2015 Başınıza taş yağsa 'tarla duvarımız için Allah taş gönderdi' diyeceksiniz
    • 22 Ocak 2015 Emaneti ehline vermek ve adaletle hükmetmek
    • 7 Temmuz 2014 Hangi biri, hangi biri
    • 19 Haziran 2014 Bir güne iki 'berat'
    • 6 Haziran 2014 Nasıl da benziyorlar
    • 3 Mayıs 2014 Terane-i Recep Tayyip
    • 13 Mart 2014 O benim bu benim değil
    • 10 Mart 2014 Damatlardan birinin
    • 31 Ocak 2014 17 Aralık Hatırası
    • 29 Ocak 2014 Dik dur eğilme (çok yedin reflün azar)
    • 24 Ocak 2014 Eee! Külahın var ya be oğlum!?
    • 25 Aralık 2013 Değişik hizmet sahaları
    • 6 Aralık 2013 İt ırkı
    • 5 Aralık 2013 Gerçekte hangisi 'hasta?'
    • 11 Ekim 2013 İmani konular şöyle dursun ameli konularda bile zerre taviz olmaz!
    • 6 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (III)
    • 5 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (II)

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    2062442 µs