Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
17 Ocak 2014

D. Mehmet Doğan ve Atatürk düşmanlığı



Bugüne kadar Atatürk hakkında çok şey yazıldı ve konuşuldu. Öğrendiklerimiz her defasında aklımızı daha çok karıştırdı. Çoğu zaman hangi Atatürk deme ihtiyacı hissettik. 
Atatürk olsun, ailesi olsun haklarında ne demediler ki…
Ancak burada gündem edilen sadece Atatürk değil, Atatürk’ün şahsında Türk milleti ve Türk devletidir. Nitekim başardılar da…
Atatürk hakkında yapılan planlı söylemlerle milletimizi kamplara böldüler.
* * * 
Atatürk’ün gerçek kimliği ortaya çıktıkça milletteki gerilimin de düştüğünü görüyoruz. Bu sevindirici bir gelişmedir. Fakat ne yazık ki çatışmadan beslenenler, gelişmelerden rahatsız oluyorlar. 
D.Mehmet Doğan bunlardan bir tanesidir. Akit gazetesinde yazdığı makalede kafasının iyice karışık olduğunu görüyoruz. D.Mehmet, Atatürk’e sahip çıkmak son döneme kadar çok kârlı bir alandı diyor ve Haydar Baş Bey’in Atatürk’e sahip çıkışını hem idrak edemiyor hem de hicvetmeye kalkıyor.
Evet, Atatürk o kadar çok saldırıya maruz bırakıldı ki, maalesef sahipsiz kaldı. Atatürk’e sahip çıkmak da Haydar Baş ve kadrosuna nasip oldu.
* * * 
Toplumun hafızası karışmış haldeyken, her müzmin mesele gibi, Atatürk konusunu da Prof. Dr. Haydar Baş Bey masaya yatırdı. Oynanan oyunları deşifre etti.
Oyun şuydu:
Bir kesim Atatürk’ün dinsiz olduğunu savunacak, diğer kesim ise dinsiz olarak tanıtılan hayali Atatürk’e saldıracak. Birileri devlet adına savunma yaparken, birileri de din adına saldırıda bulunacak. Neticede hem devlet, hem de din mahkûm edilmiş olacak. Gerçek dindarlar dışlanacak ve devlete sahip çıkamayacaklar.
* * * 
Sayın Baş, gerçek Atatürk’ün kim olduğunu ortaya koydu. Onun soy ağacını, hayatını, Seyyid ve Şerif ana babadan gelişini, Kur’an hafızı oluşunu, bir cihat Müslüman’ı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunu Hacıbektaş’ta dergâhta Cemalettin Çelebi hazretleri ile birlikte kararlaştırdıklarını, hilafeti kaldırmayıp TBMM’nin uhdesine teslim edişini gün ışığına çıkarmıştır.
* * * 
Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey Atatürk hakkında kaynaklar göstererek konuşurken, D.Mehmet Doğan Atatürk hakkındaki iddialar üzerine bir makale yazmış; zaten niyeti burada ortaya çıkıyor. D.Mehmet Doğan’ın dedikodu mantıklı yaklaşımının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
* * * 
D.Mehmet Doğan İslam’dan da bihaber. Yazısında Ehl-i Beytten bahsederken haklarında Ayet-i Kerime olmasına rağmen Ehl-i Beyt için genel bir ifade kullanmış, kendinin İslami usul ve esastan mahrum olduğunu göstermiştir.
* * * 
Atatürk’ün hayatında din yok derken, yine aynı dar ve yanlı bir bakış açısına sahip olduğu görülmektedir. Bakın bir örnek olsun diye kültür bakanlığının internet sitesinden Atatürk ve İstiklal marşı konusundan alıntı yapalım.  
“İstiklal Marşı, Meclis’te müzâkere edilip, zamanın maarif vekili Hamdullah Suphi bey tarafından Meclis kürsüsünden tekrar tekrar okunmuş ve ayakta alkışlarla kabul edilmişti.
Marşın bestelenmesi için, Ankara’da bir komisyon kurulmuş, bestelenecek mısraları seçilerek ilân edilmişti.
Komisyonun çalışmalarını yakından takip eden Atatürk, bu seçimi uygun bulmamıştı. İstiklâl Marşının uzun olmasında mutabakatını söyleyerek, okunduğu ve çalındığı zaman, herkesin uzun uzun ayakta tutulmasının elbette doğru olmadığını, ancak Marşın İstiklâl davamızı anlatışı cihetinden, büyük manası olan, bilhassa şu mısralarının marştan çıkarılmasının doğru olmadığını söylemiştir.
“Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet 
Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl”
Atatürk, - Benim bu milletten daima hatırlamasını istediğim vecizeler, işte bunlardır, demiştir”
Tek adam olan Atatürk’ün dinimiz İslam’la ilgisinin olmadığını savunmak akıl kârı mıdır? Elbette bu en iyi ihtimalle bir gaflet halidir. 
İşte Atatürk’ün ayinesi olan işlerden birisi de İstiklal marşımızdır.
* * * 
Özellikle Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait resmi tarih yeniden gözden geçirilmelidir. Bu konuda söz sahibi isimlerden birisi olan Attila İlhan ‘Hangi Atatürk’ isimli kitabında bugün topluma anlatılan Atatürk’ün gerçek Atatürk olmadığını delilleriyle ortaya koymaktadır.
* * * 
M. Doğan makalesinde Nakşibendi tarikatından da bahsetmektedir. Nakşibendiliğin Ehl-i Beyt’e karşı türetilen Sünni bid’at akımı olduğunu ya bilmiyor veya işine gelmiyor. Bu konuda kendisine Meltem TV. ekranlarında veya sosyal medyada yayınlanan “İrfan Vakti” programını izlemesini tavsiye ederim.
* * * 
Basiret ehli bir Müslüman Türk’e düşen, devlet ve milleti birbirine düşman eden emperyalist devletlerin dikte ettiği tarihe evet demek değildir. Bilakis doğruyu arayıp bulmaktır. Feraset mü’minin vasfıdır, bu da hayvanlarda da olan kafa gözü bakışı ile değil, ferasetli bir kalp gözü bakışını gerektirir. 
Bu keskin bakış Prof. Dr. Haydar Baş Bey’de vardır. Türk milleti buna şahittir. 1985 yılından beri onun yanında olan bendeniz de Sayın Hocamızın sayısız öngörülerine şahidimdir.
Sayın Baş’a ve kadrosuna sorup bilgi ve belge alması çok kolayken, D.Mehmet Doğan’ın Sayın Haydar Baş hocamızın ismini yazmaya cesaret edemeyip söz ve tavırlarını dedikodu mantığıyla diline dolaması birtakım soruları hatıra getirmektedir.
Bu yazıyı kendisi mi yazmıştır yoksa bu yazı kendisine birileri tarafından mı yazdırılmıştır. Fakat sorunun cevabı ne olursa olsun bir işe yaramıştır; o da D.Mehmet Doğan ve kendisi gibi olanların kumaşını ve tarafını ortaya çıkarmıştır.
Aziz milletimize duyurulur. 







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1539877 µs