Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
1 Şubat 2014

Ekonomi istikrar ve çöküş



22 Temmuz 2007 genel seçim kampanyasını hatırlayın. AKP seçmenin karşısına “İstikrar Bozulmasın” söylemiyle çıkmıştı. İstikrar bozulmasın, diye yola çıktıklarında ekonomik büyüme, enflasyon, işsizlik rakamları istatistik oyunları ile dengede gösterilmeye çalışılıyordu. Ancak bütçe dengesi, cari açık verileri geçmiş yıllara göre çok ama çok kötüydü. Devletin borç batağında olması bir tarafa, vatandaşın tüketici kredileriyle ve kredi kartı borçlarıyla, başı beladaydı. 
Vatandaşa sürekli aba altından sopa gösteriliyordu. ‘Dikkat et! Döviz fiyatları artarsa istikrar bozulur, o zaman borcunuzu da ödeyemez hale gelirsiniz’ diyorlardı. 
Bu ikaz aslında hükümet olarak kendilerine dünya para babaları tarafından yapılan ikazın bir benzeriydi. Hükümet icraatlarıyla sosyal, siyasal ve hatta ulusal güvenlik konularında taviz üstüne taviz veriyordu. 
* * *
Avrupa devletleri ekonomik olarak iflas ederken sosyal patlamalar da yaşadılar. Ülkemizde ise krizi ötelemek, günü geçirmek adına yabancı sermayeyi piyasalarda tutabilmek üzerine politikalar uygulandı. Ancak ‘el atına binen çabuk iner’ derler. Adeta vücudumuzda dolaşan yabancı kandı; bünye kendi kanını üretemediği için sürekli dışardan taze kana ihtiyacı vardı. AKP hükümeti organizmayı kendi başına hayatını sürdürecek konuma getirecek tedbirlerden ziyade sürekli dışarıya mahkûm halde tutmayı tercih etti. Çözüm ortakları olan kuruluşlar ve devletler AKP hükümetini kendi menfaatlerine göre yönlendirdiler.
* * *
Ekonomi yönetiminin aldığı bütün tedbirlere rağmen Türkiye ‘kırılgan beşli’ diye adlandırılan ülkeler arasında sayıldı. Hükümet ise yandaş basın yayın ile olumsuz makro ve mikro ekonomik verileri gizleme taktiği uyguladı. İflas eden kişi ve kurumlar, sanki herkes başarılı da bir kendisi başarısızmış psikolojisine itildi. Bıçak sırtında giden pembe ekonomik denge hali ABD merkez bankası FED’in, 22 Mayıs’taki ‘tahvil alımını yakın dönemde azaltabiliriz.’ açıklamasından sonra dengesini kaybetmeye başladı. Öyle ki, bu tarihten itibaren Türk Lirası, Endonezya, Arjantin para birimlerinden sonra en çok değer kaybeden üçüncü para birimi oldu.
* * *
Nihayet beklenen gün geldi.
Fed tahvil alımını azalttı. Piyasalar daha az fonlamaya başlandı. Piyasalarda doların azalması dünya çapında kıymetinin artmasına yol açtı. Milli ekonomisi olmayan, dış sermayeye ihtiyacı olan piyasalardan para dışarı kaçmaya başladı. İşte öteden beri korkulan gün, gelip çatmıştı.
Son dönemlerde faiz lobisine karşı söylemler geliştiren Sayın Başbakan, faize teslim olmak zorunda kaldı. Hem faizi temel alan kapitalist sistemi uygulayacaksınız, hem dış sermaye gruplarına ekonomiyi teslim edeceksiniz hem de faiz lobilerine karşı güya savaş açarak seçim yatırımı yapacaksınız; elbette bu tezat üzerine tezattır.
Nitekim bizzat bakanlar kurulu tarafından atanan merkez bankası başkanı, piyasalardan kaçan likiditeyi azaltmak için faiz artırım kararı aldı. Fakat bu da doların ateşini düşüremedi ve para kaçışını engelleyemedi. 
Hükümet tam bir panik hali yaşıyor.
Piyasalar ciddi tepki veriyor. Merkez bankasının faizleri arttırması sonucu tüketici kredileri, kurumsal ve ticari krediler de artacak. Yani üretim maliyetleri artacak, zam ve enflasyon rakamları yükselecek bu arada tüketim daha da azalacak. İşletmeler ellerindeki mallarını yok pahasına satacak. Netice de işletmelerin kapanması, işsizlik ve sosyal patlama kapıda beklemektedir. 
* * *
Burada iki tespit önemlidir.
Birincisi, AKP’nin üzerine seçim bina ettiği sahte istikrar bozulmuştur. Bu AKP rüyasının da bitmesi anlamına gelmektedir. Bu gelişmelerden sonra artık AKP her gün daha fazla güç kaybedecektir. Bunun adı ‘gezi parkı olayları’ olabilir, ‘17 Aralık operasyonu’ olabilir, ‘yerel seçim sonuçları’ olabilir neticede ne olursa olsun artık AKP döneminin kapanmasının işaretleri bariz hale gelmiştir.
İkincisi, ülkenin ayakta kalması için her ülkenin kendi alın teri ve kendi milli parası ile ekonomisini yönetmesi gerekir. Bunun da yolu Prof. Dr. Haydar Baş beye ait olan Milli Ekonomi Modelidir. Nitekim Rusya bu modeli uygulamaktadır ve modelin prensiplerini kanun haline getirmektedir. 
Bütün bu yaşananlar Haydar Baş Bey’in on yılı aşkın zamandan beri ikaz ettiği gelişmelerdir. Sevindirici olan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Sayın Baş’ın sorunları ifade ederken çözümünü de ortaya koymuş olmasıdır. Milletimiz bu yaşanan olumsuzlukları, fırsata çevirmesini bilmelidir.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1513383 µs