Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Müslim Karabacak
Yeni Mesaj Gazetesi

Müslim Karabacak
9 Aralık 2011

Kıyamet alametlerini doya doya yaşarken



Salât ve selâm (salât; Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfar, müminlerden dua, selâm; selâmeti dâreyn; iki dünya esenliği) üzerine olsun, “rahmet ve şefâat Nebîsi” Hazret–i Muhammed, on dört asır önceden, her asırda yaşayacak Müslümanı “kıyamet alametleri” başlığıyla ihtarı ve ihzaz buyurdular.
Beni en fazla etkileyen alametler sıralamasında şu alamet başlarda gelir.
“Ve zehabü’s sâlihıyn/Salih kulların gidişi.
Bir toplum için bundan daha büyük musibet yoktur aslında.
Sosyal dokunun salahı ve huzuru olan bu “salih” kulları bugün çok arıyoruz ve hep çok arayacağız.
“Salih kullar”, kenar mahalle mescidinde imam olma liyakatine sahip olmayan, uydurma “menkıbelerle” “kerametleri havalarda uçuşan” kişiler olmasa gerektir.
İmanın en zayıf halkası olan “münkere, yani Allah ve Resûlünün çirkin saydığı şeye” hiç olmazsa “kalbî karşı duruş sergilemek” şöyle dursun, etrafımızda cereyan eden onlarca “münker” için “var bir hikmeti” deyip zimnen taraf olanları, ne kadar “salih” kabul edebiliriz ki?
İslam’ın ölçüsü “keramet” değil “istikamet” üzere olmaktır.
Ben, bu yazımda, “toplumdan salih kulların gidişi” asıl afetini değil bir başka afeti ele alacaktım, ama bu girizgâh faydalı oldu sanırım.
Bakınız “rahmet ve şefâat Nebîsi” nasıl tavsif ve tarif ediyor bugünü.
“İnsanlar üzerine çok aldatıcı yıllar gelecek. O yıllarda, yalancı tasdik edilecek, doğru konuşan yalanlanacaktır. Haine itimat edilecek, güvenilir adam hain kabul edilecek. Kamuda “ruveybıda” adam söz sahibi olacak.”
“Ruveybıda” kimdir? Ey Allah’ın Resûlü!
“Önemsiz ve bilgisiz kişilerdir.”
(İbni Mâcei Fitneler, 24; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/291, 3/220).
Geçen yazımda “Müslümanların, fasık/ahlakî zaaf sahibi kişilerin getirdiği haberlerin doğru olup olmadığını mutlaka araştırmaları gerektiğini, ama maalesef, fasık şöyle dursun, günümüz Müslümanının haber ve yorum kaynağının ehl–i küfür olduğunu yazmıştım.
Bu yazıyı o yazının devamı olarak okuyabilirsiniz.
Yukarıdaki başlıkları madde madde tekrar sıralarsak:
1–İnsan üzerine çok aldatıcı yıllar gelecek.
2–Yalancı tasdik edilecek.
3–Doğru konuşan yalanlanacak.
4–Haine itimat edilecek.
5–Güvenilir adam hain kabul edilecek.
6–Kamuda “ruveybıda”, yani, önemsiz ve bilgisiz adamlar söz sahibi olacak.
Siz bunu “ayak takımı” olarak da anlayabilirsiniz.
Hani denirdi ya; “odun koysa seçilir” işte o mesele.
Peki, altı maddede özetlenen musibetlerden hangisi günümüzü anlatmaktan, çok az bile olsa, uzaktır diyebilirsiniz?
Aldatmak mı?
Yalancıyı tasdik mi?
Doğru konuşanı yalanlamak mı?
Haine itimat etmek mi?
Güvenilir insanlara hain demek mi?
“Ayak takımının” toplumun en muteber adamları sayılması mı?
Hangisine itirazınız olabilir?
Peki, çare ve çözüm ne?
“Sağlam bir iman ve takva derecesinde salih amel.”
“Aksesuar takvası” değil.
Takvanın “ful aksesuar” yönü yoktur zaten.
Ey İman edenler! Allah’tan ittika ederseniz, (ölçülerine titizlikle uyarsanız), O size, Furkan/iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.” (Enfâl, 29)
Furkan; tefrik kabiliyetidir.
Hak ile batılı.
İman ile küfrü.
Tevhid ile şirki birbirinden ayrıştırma kabiliyeti.
Yalancı ile doğru konuşanı.
Hain ile güvenilir olanı.
Odunu ile altını ayırt edebilme kabiliyetini.
Ve aldatılmamayı fark eder insan.







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ekim 2017 Cumhuriyet İmam Alinin (a.s.) Saltanat Muaviyenin yönetim biçimidir
    • 20 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -2-
    • 19 Aralık 2016 Müslüman olmanın iki esası; iman ve amel-i salih -1
    • 23 Ekim 2015 Başınıza taş yağsa 'tarla duvarımız için Allah taş gönderdi' diyeceksiniz
    • 22 Ocak 2015 Emaneti ehline vermek ve adaletle hükmetmek
    • 7 Temmuz 2014 Hangi biri, hangi biri
    • 19 Haziran 2014 Bir güne iki 'berat'
    • 6 Haziran 2014 Nasıl da benziyorlar
    • 3 Mayıs 2014 Terane-i Recep Tayyip
    • 13 Mart 2014 O benim bu benim değil
    • 10 Mart 2014 Damatlardan birinin
    • 31 Ocak 2014 17 Aralık Hatırası
    • 29 Ocak 2014 Dik dur eğilme (çok yedin reflün azar)
    • 24 Ocak 2014 Eee! Külahın var ya be oğlum!?
    • 25 Aralık 2013 Değişik hizmet sahaları
    • 6 Aralık 2013 İt ırkı
    • 5 Aralık 2013 Gerçekte hangisi 'hasta?'
    • 11 Ekim 2013 İmani konular şöyle dursun ameli konularda bile zerre taviz olmaz!
    • 6 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (III)
    • 5 Ekim 2013 Tarih boyunca Şam alimleri (II)

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1548505 µs