Piyasalar

17 Haziran 2019, Pazartesi tsi
°C

En Sıcak Konular

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yeni Mesaj Gazetesi

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
20 Mayıs 2015

5000 TL asgari ücret vermek Haydar Hoca için çok basittir



Kasabaya gelen turist kalmak için bir otele yerleşir. Otel sahibine 100 TL verir ve şayet oteli beğenmezsem paramı geri alırım der. Otel sahibinin, kasaba 100 TL borcu vardır; hemen parayı kasaba verir. Kasap parayı alır alışveriş yaptığı çiftlik sahibine borcu vardır. 100 TL’yi verir ve borcunu öder. Çiftçinin nalbura borcu vardır. O da 100 TL’yi nalbura verir, o da borçtan kurtulur. Nalburun otel sahibine borcu vardır, o da getirir otel sahibine borcunu öder. İşte tam otel sahibi parayı aldığında müşteri otele girer ve kasabada kalmak istemediğini söyler ve parasını geri ister. Otel sahibi nalburun kendisine getirdiği 100 TL parayı turiste geri iade eder. 
Sabah otelci, kasap, çiftçi ve nalburun toplam 400 TL borcu vardı. Akşam vakti olduğunda herkes borcundan kurtulmuştu. Milli Ekonomi Modeli’ndeki işlem hacminin basitçe anlatımı bu şekildedir. Yani tüketicinin cebine para koymak hem piyasayı hareketlendirir, hem insanları borçlarından kurtarır hem de geçimleri ve huzurları temin edilir. 
* * *
Piyasalarda yeterli para olmayınca ekonomi hastadır ve felç olmuş durumdadır. Bakınız burada milletimize bir kazık daha atılmaktadır. Yeterli para dolaşımda olmayınca, maliyetli para devreye girmektedir. Plastik para, kredi kartları devreye girmekte; esnaf, hane halkları kısacası piyasalar kredilere mahkûm edilmekte, faizli para devreye girmektedir. Yine piyasalarda para olmayınca tüketici her defasında daha fazla borç almaya mahkûm edilmektedir. Neredeyse insanların eline para değmemekte, ay sonunda kredi borçlarını ödemek için çırpınmaktadır. 
İşte serbest piyasa ekonomisinin sonucu budur. Piyasalarda yeterli para olmayınca mutlaka borç alınıp faiz tuzağına düşülmekte, ikincisi piyasalarda para dolaşmayınca işlem hacmi gerçekleşmemektedir. Bunun neticesinde borçlar mikro plandan makro plana kadar süratle artarak devam etmektedir.
* * *
Özet olarak ülkemizde uygulanmakta olan kapitalist serbest piyasa ekonomisi ile vatandaş çalıştıkça borcu artmaktadır. Milli Ekonomi Modeli’nde ise çalıştıkça ve para piyasalarda dolaştıkça katma değer üretmektedir. Örneğimizde olduğu gibi, devlet baba vatandaşını emperyalist devletlerin tuzağından korumaktadır.
Paramız esir durumdadır. Parası esir olan bir millet de esir demektir. Bizler esareti daha çok küçük bir odaya mahkûm olmak gibi algılarız. Ülkemiz hapis hayatının da ötesinde esaret hayatına mahkûm edilmiştir.
Günümüzde para hard currency (borç alınan döviz) ile piyasaya sürülüyor. Emisyon hacmi yetersiz, yani gereken para piyasalarda yok. Birileri mutlaka borçlu olacaktır. Bir taraftan emek ve üretim karşılığı basılması gereken para basılmayıp dışarıdan alınan borç döviz karşılığı basılıyor, diğer taraftan piyasalara yeterli para verilmeyerek millet kredilere mahkûm ediliyor.
Oysa Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde paraya yeni bir tanım getirilmiştir. Para emek ve üretimin karşılığıdır ve piyasaları harekete geçiren bir özelliği de vardır. İşte paranın piyasada dolaşımı esnasında yapıcı bir etki bırakmasının sebebi bu tanımda gizlidir. Dünyaca ünlü, Rus iktisat matematikçisi Prof. Dr. Lebedev, “Bu tezde gizli kodlar var. Her incelemede yeni şeyler öğreniyorum. Dünyanın bu teze ihtiyacı var” derken Haydar Hoca’ya ait olan tezde bunun gibi daha birçok gizli kodlardan bahsetmektedir.
Kodlardan birisi de, emek ve üretim karşılığında emisyon hacmi genişletilmesidir. Milli para, gelir düzeyi düşük seviyede olan kesimlere verilerek tüketimi teşvik etmektir.  
Haydar hoca asgari ücreti 5000 TL yapacak.
Ev hanımlarına her ay 1500 TL para verecek.
1000 TL her ay vatandaşlık maaşı olarak verecek.
Çocuklara 250 TL verecek.
İşte Haydar hoca milletin cebine para koyarak, işlem hacmini devreye koymuş olacak. Milli Ekonomi Modelinde (MEM) emisyon hacmi gerçek seviyesine çıkartılarak, piyasalar sağlığına kavuşur. 
Emisyon hacmi yani piyasada dolaşan para, organizmada dolaşan kan gibidir. Diyelim insan bünyesine 5 litre kan gerekiyor. Kan hacmi azaldığı takdirde insan şok tablosuna da girebilir, her zaman yorgundur ve hasta olarak hayatını idame eder. 
Kapitalist ekonomiden başka ekonomi bilmeyen siyasiler Haydar Hoca’nın 5 bin lira asgari ücret vereceği konusunu, kendilerince hafife almaya çalışıyorlar. 
Aslında burada kendilerini ele veriyorlar.
1. Milletimize esaret hayatını layık görüyorlar. 
2. Milletin mağduriyetinden nemalanmak istiyorlar.
3. Cehaletlerini ve beceriksizliklerini itiraf etmiş oluyorlar.
Prof. Dr. Haydar Baş Hoca hodri meydan diyor, kadrosu hodri meydan diyor ekonomilerinin tepesindeki adamlarla her zaman ve zeminde tartışmaya varız diyor.
Bütün kutsallarımız adına yemin içiyorum ki, Haydar Hoca 5000 TL asgari ücret verir.
Tabii seçmen Haydar Hoca’ya yetki verir, Bağımsız Türkiye Partisi’ni (BTP) iktidar ederse...








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Meltem Haber Facebook'ta! Meltem Haber Twitter'da! Meltem Haber Friendfeed'de! Meltem Haber RSS

    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Ekim 2017 Yedi başlı ejderha
    • 20 Eylül 2017 Irak bölgesel kürt yönetiminin referandumu nelere gebe
    • 8 Ağustos 2017 İkinci 15 Temmuz güneyden mi gelecek?
    • 10 Temmuz 2017 Paristen İstanbulu seyretmek
    • 13 Haziran 2017 Tarım deyip geçmeyelim
    • 7 Haziran 2017 Katar üzerinden verilmek istenen mesajı okuyalım
    • 8 Mayıs 2017 Müslümanlar birbirinden ne kadar haberdarlar
    • 6 Mayıs 2017 O bir İcmal genciydi
    • 28 Nisan 2017 Gençlik hakkında
    • 2 Nisan 2017 Çağımızın Bozkurtuna ihtiyaç var
    • 19 Mart 2017 Dünyanın en faydalı meyvesi hangisi?
    • 9 Mart 2017 Srebrenitsayı unutmayalım!
    • 3 Mart 2017 Köprü
    • 25 Şubat 2017 Saldırı insan odaklı yapılıyor
    • 17 Şubat 2017 Kök hücrelerimizden haberdar mıyız?
    • 8 Şubat 2017 Post-truth mu yoksa gerçeklik mi?
    • 30 Ocak 2017 Kıyamet saati 2.5 dakikayı gösteriyor
    • 25 Ocak 2017 Yeni Dünya Düzeni kaçınılmazdır
    • 18 Ocak 2017 'Badel harabül Basra' demeden
    • 14 Ocak 2017 Zifiri karanlıktan nasıl çıkılacak?

    En Çok Okunan Haberler



    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1506071 µs