Piyasalar

23 Nisan 2017, Pazar tsi
°C

En Sıcak Konular

100 bin kişiye 179 hekim

10 Ocak 2017 17:50 tsi
100 bin kişiye 179 hekim Meltem TV ekranlarında yayınlanan Haftanın Sohbeti programında konuşan Yrd. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye’de 100 bin kişiye 179 hekim düştüğünü söyleyen Kepekçi, bu rakamın Yunanistan’da 610 olduğunu belirtti

Meltem TV ekranlarında yayınlanan Haftanın Sohbeti programında konuşan Yrd. Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bütçe görüşmelerinde Sağlık Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerini mercek altına alan Kepekçi, ülkemizde ciddi boyutlarda hekim yetersizliği olduğunu söyledi. Ülkemizde 100 bin nüfusa düşen hekim sayısının 179 olduğunu belirten Kepekçi, “Bu rakam Yunanistan'da: 610, Avusturya’da: 480, Norveç’te: 410, Almanya’da: 370, Çek Cumhuriyeti’nde: 360, Belçika’da ise: 290” dedi.

Kepekçi sözlerini şöyle sürdürdü;

“Türkiye'de kişi başı hekime müracaat sayısı her yıl artıyor. 2013'de 6,7 olan bu rakam 2016'da 8'e ulaşmış. Bu artışta dikkat çeken 8 muayene müracaatından sadece 2,7'si Aile Hekimliğine. Hekime müracaat artıyor. Ama aile hekimliğine başvuru azalıyor. Bu rakamlar bize 2 ayrı sorunu gösteriyor. 

1- Koruyucu sağlık hizmetleri iyi yapılmıyor. O nedenle hekime başvuru artıyor.

2- Büyük ümitlerle devreye konulan Aile Hekimliği Sistemi iyi çalışmamakta. İkinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına başvuru artarken birinci basamak başvuruları azalıyor. Hükümet sözüm ona bu sorunun çözümünü bulmuş.  

Bütçe komisyon görüşmelerinde Kasım 2016'da Sağlık Bakanımızın konuşması şöyle: "Aile hekimliğine müracaat sayılarımız hala yetersizdir. Ortalama 3'e kadar çıkarmıştık. Bu 2,7'de. Bu sayıyı arttırmak için yeni önlemlerimiz var 2017 ve sonrasındaki eylem planlarımız çerçevesinde." Ve çözümün ne olduğunu 31 Aralık 2016 tarihli resmi gazeteden öğrendik. Hastanelere gidişlerde alınan muayene katılım payları, 2017 yılından itibaren geçerli olmak üzere artırıldı.

İkinci basamak sağlık hizmeti sunucuları (hastaneler) 5 TL'den 6 TL'ye,

Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri 5 TL'den 7 TL'ye,

Üniversite hastanelerindeki ücretler 5 TL'den 8 TL'ye, Özel hastanelerdeki muayene ücretleriyse 12 TL'den 15 TL'ye yükseltildi. Katkı paylarındaki artış oranı yüzde 20 ila 60 arasında.

Cepten yapılan sağlık harcamaları arttı

Sağlık Bakanımız Akdağ'ın açıklamalarına göre: Cepten yapılan sağlık harcamaları yüzde 15,4'ten 17,8'e çıkmış. Katılım payları artırılırken SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ücretlerinde yani devletin sağlık hizmeti verenlere ödediği ücrette (normal doğum ücretleri hariç)  herhangi bir artış yapılmamıştır. Bunu dikkate alırsak vatandaşın cebinden çıkan rakam ve oran bu yıl daha da artacaktır. Vatandaşın cebinden çıkan muayene ve reçete ücretleri 2015'de 3,7 milyar TL olan bu rakam tahminen 2017'de 5 milyar TL olacak. (2016 yılının tam verileri henüz açıklanmadı. İlk 9 ayda sadece muayene katılım bedeli 1.5 milyar TL’yi geçti.) Bu zamlar ile Türkiye’de sağlık ulaşılabilir bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılmaktadır.

Devlet, her vatandaşına sağlık hizmeti vermek zorunda

Acil hizmetlerden katılım payı alınmaması yeterli bir çözüm değildir. SGK’ya sağlık sigortası primini her ay düzenli yatıran vatandaşın üstüne birde muayene katılım payı alması büyük bir haksızlık ve yanlışlıktır. İnsanın doğuştan kazandığı temel haklardan bir tanesi de sağlıklı yaşama hakkıdır. Sosyal Devlet, her bir vatandaşına hem koruyucu hekimlik hizmetleri hem de tedavi edici sağlık hizmetleri vermek zorundadır. Sosyal Devlet yani ‘baba devlet’ her bir vatandaşına hiçbir karşılık beklemeden sağlık hizmeti sunmalıdır.

Yanlış algı yaratıldı

Sağlık hizmetleri ile ilgili yanlış bir intiba yaratılmakta; sanki çok büyük devrimler yapılmış gibi davranılmaktadır. Kamu hastanelerinin bedava olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu algı için, muayene katılım ve reçete ücretlerinin tahsilatı kamu hastaneleri üzerinden değil; sadece eczanelerde ve özel hastanelerde yapılmaktadır. Devlet hastanesinde muayene anında cebinden o an için bir şey çıkmayan vatandaşa, hizmetin bedava verildiği imajı verilmeye çalışılmaktadır. AKP hükümeti sağlıktaki uygulamaları ile milletimize yalancı bahar yaşatmış, ancak sağlıktaki fatura halka kesilmiştir. Emekli vatandaşlarımız her ay maaş günlerinde aldıkları sağlık hizmetlerinden kaynaklanan kesintilerle, adeta şok yaşamaktalar.

Vatandaş müşteri olarak görülüyor

Başka bir algının daha altını çizmek istiyorum. Geçen hafta özel hastanelerdeki muayene katılım ücretlerine daha çok zam yapılması, bazı çevrelerce sanki özel sağlık kuruluşlarını kayırma gibi yansıtılmaya çalışılmaktadır. Ana muhalefet partisi “Özel hastaneleri kayırma ve onlara haksız kazanç sağlama anlamına gelmiyor mu?” diyerek SGK’nın kararını eleştirdi. Hizmet uygulayıcı sağlık kuruluşlarına yapılan ödemeler yani SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) rakamlarında herhangi bir artış söz konusu değildir. Artan devletin vatandaştan aldığı muayene katılım ücretidir. SGK aşağı yukarı sağlık hizmeti sunucularına 8 yıldır aynı ücreti ödemektedir. Ülkemizde ne yazık ki ekonomide yapılan yanlışlıklar nedeniyle ciddi faiz yükü mevcuttur. Bu sebeple sağlığa ayrılan pay da yeterli değildir. Bunun sonucunda da son yıllarda AKP hükümetinin sağlıkta dönüşüm politikası ile vatandaş bir müşteri olarak görülmüş, sağlık çalışanları ise bu müessesenin işçisi kabul edilmiştir.

Adeta hastalık vergisine mahkum edildik

Güya herhangi bir sağlık güvencesi olmayanların, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi adına çok sayıda vatandaş borçlandırılmıştır. Genel Sağlık Sigortası’na (GSS) isteğe bağlı olmadan vatandaşın mecbur edilmesi ve yaşadığı mağduriyetler sosyal devlet ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır. Aile hekimleri dâhil olmak üzere muayenelerden katkı payı, ilaç yazılırsa reçete başına para, ilaç sayısı artarsa ek ücret alınmaktadır. Kısacası artık ülkemizde vatandaşların hasta olmaya da hakları yok. Adeta hastalık vergisi de diyebileceğimiz para vermeye mahkûm edilmektedir.

Devletin mükellefiyeti var

Sağlıktaki dönüşüm politikalarının neticesinde adeta toplum hasta olmuştur. Hasta sayısında da bir patlama meydana gelmiştir. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet Milli Devlet” eserinin “Milli Devlet ve Sağlık” bölümünde önemli tespitler vardır. Bu modelde, devletin insan için olduğu ve insana hizmeti gaye edinen bir tez olduğu ifade edilmektedir. Devletin, bireylerin haklarını ve hürriyetlerini, yaşamasını temin ihtiyacını gidermekle mükellef olduğunu belirtmektedir. İşte bireyin en önemli ihtiyaçlarından birisi de sağlıklı yaşamdır.

Sosyal Devlet Milli Devlet’te sağlık politikası nasıl olacak?

Prof. Dr. Haydar Baş Beyin, Sosyal Devlet Milli Devlet kitabından alıntı ile Sosyal Devlet Milli Devlet Modelinin sağlık politikasının bazı maddelerinin altını çizmek istiyorum. Milli devletin hayata geçireceği sağlık sistemi, birbiri ile alakalı birçok projenin birleşiminden oluşmaktadır. Bunlar koruma tedbirleri, kontrol ve iyileştirme, tedavi önlemleri olarak ifade edilebilir. Koruma amaçlı tedbirler çevresel ve bireyseldir.

Çevresel etkilere örnek olan yanlış sanayi uygulamalarından tutun da, güvensiz su kullanımı, ozon tabakası tahribatına bağlı ekosistemdeki bozukluklar engellenmelidir. Bireysel olarak, öncelikle bireyler kendileri ile barışık olmalıdır. Zararlı alışkanlıklardan uzak kalmalı, sağlıklı beslenme temin edilmeli, obeziteye karşı eğitici çalışmalar yapılmalıdır. Tedavi giderleri devlet tarafından sağlanacağı gibi, ilaç ve hastane hizmetleri için herhangi bir prim ödeme zorunluluğu olmayacaktır.

İlaç sanayi bugün global firmaların tekelindedir. Muadil ilaçlar teşvik edilerek global sömürünün de önüne geçilecektir.

Bu hususta Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve sanayi koordinasyonu sağlanacaktır.

Netice olarak insan onuruna yakışır sağlıklı bir hayat her vatandaşın en doğal hakkı hem de devletin vatandaşına karşı görevidir. 

Bugün üniversite kapılarında bekleyen yüz binlerce genç, sınavı kazanamadığı için meslek sahibi olamaz iken, yeterli doktor olmadığı için yabancı doktor getirme gündem edilmektedir. Diğer taraftan doktor olanların ihtisası engellenmekte ve memleketimizde yeterli uzman hekim bulunmamaktadır.

Milli devlet, sınavsız üniversite ile gençlerin önündeki engelleri kaldıracaktır.

Teşhis ve tedavide özel sektör ve kamu sektörü el birlik hizmet edecektir. Devlet denetimi ile standartlar takip edilecek, her iki sektörün sağlıklı hizmet vermesi temin edilecektir. İmkânlar, sorumluluklar ve haklar da eşit olarak sağlanacaktır. 

Sosyal Devlet Milli Devlet Modelinin uygulandığı, vatandaşımızın daha müreffeh ve sağlıklı bir ortama ulaştığı bir ülke olabilmemiz dileğiyle.”



Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.






     


    13962 µs